Pazartesi, Şubat 16, 2026
Ana Sayfa Blog

Sega Yapı Küçükçekmece göl kenarında büyük bir konut projesine başladı

0
Sega Yapı Küçükçekmece göl kenarında büyük bir konut projesine başladı

Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında başlatılan 472 konutluk Yalı360 projesi, göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daireleri ve geniş balkonları ile bölgede fark yaratıyor. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştirerek İstanbul’a yeni bir yaşam standardı getiren proje; Marmaray, metrobüs, E-5’e ve TEM’e yakınlığı ile ‘şehirden kopmadan nefes almak’ isteyenlerin tercihi oldu

Konut sektöründe sanayi ve ekonomisiyle hızla gelişen ve yatırım değeri her geçen gün artan ilçelerden Küçükçekmece’de başlatılan Yalı360 projesi, İstanbul’da yaşam kalitesini en üst seviyeye çıkaran özellikleriyle yıldızı parlayan projelerden biri oldu.

Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında temelleri atılan Yalı360; göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daire planları ve geniş balkonları ile bölgeye ‘nefes aldırarak’ fark yarattı.

İstanbul’da nadir yaşanabilecek yaşam standardı Küçükçekmece’de!

Toplam 53 bin metrekare inşaat alanı üzerinde 5 bloktan oluşan Yalı360 projesinde 1+1, 2+1, 3+1 gibi farklı daire tiplerinden oluşan 472 konut yer alıyor. Kapalı ve açık otopark imkânı, çocuk oyun alanları, 7/24 kesintisiz güvenlik hizmeti, yürüyüş alanları, donanımlı spor salonu ve saunanın yanı sıra, geniş bir peyzaj düzenlemesi sunan proje; göl ve deniz manzarasıyla buluşan ferah ve konforlu daireleriyle İstanbul’da nadir deneyimlenebilecek yüksek bir yaşam standardı getirdi. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştiren Yalı360’da malzeme seçiminden renk paletine, peyzaj düzenlemelerinden ortak alanlara kadar her detay; dinginlik, zarafet ve kalite anlayışıyla tasarlandı.

Marmaray, metrobüs ve çevre yollarına yakınlığı ile şehre bağlanma kolaylığı

Merkezi konumu, yeşil alanlarla çevrili yapısı ve göl manzarasıyla şehir hayatının yoğun temposundan uzak, dengeli ve prestijli bir yaşam sunan Yalı360, ulaşım ağlarının merkezinde yer alan konumuyla, konforlu bir yaşama şehirden kopmadan kavuşma ayrıcalığını sağlıyor. Marmaray ve metrobüs ve E-5 bağlantılarına yürüme mesafesinde olan proje, metroya 1,8 km, Florya Sahil ve Aqua Florya AVM’ye ise 4 km mesafesiyle İstanbul’un her noktasına hızlı ve kolay ulaşım imkânı veriyor. Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve sosyal yaşam alanlarına olan yakınlığı ise projeyi hem yaşam hem de yatırım değeri açısından güçlü bir noktaya taşıyor.

Turan: “Projemiz,insanı merkeze alan, dengeli bir yaşam ve yatırım fırsatı”

İnşaatına 2025 yılında başladıkları projeyi 2028 yılında teslim etmeyi planladıklarını kaydeden Sega Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan, “Çağdaş mimari detayları, ferah yaşam alanları ve yeşil alanlarla bütünleşen yapısıyla Yalı360 projemizi, şehirden kopmadan dengeli bir yaşam arayanlarve sadece yaşamak için değil, nefes almak, dinginliği hissetmek ve şehrin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için tasarladık. Bu özel proje ile İstanbul’da ve Küçükçekmece bölgesinde nadir bulunan bir yaşam deneyimi vadediyoruz. Şehir hayatının dinamizmi ile doğayla iç içe bir yaşamı, yeşil ile maviyi buluşturduğumuz proje, hem ayrıcalıklı bir yaşam hem de güçlü bir yatırım değeri sunuyor” değerlendirmesini yaptı. Sega Yapı olarak müşteri memnuniyetini merkeze alan, insan odaklı ihtiyaçlara özel çözümler sunan bir vizyonla çalıştıklarını kaydeden Turan, “Geleceğin yaşam alanlarını şekillendirirken sağlıklı, sürdürülebilir ve estetik yaşam alanları üreterek sektörde yön belirleyen bir marka olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Bulunduğumuz bölgelerde yaşam kalitesini yükseltmek ve insanlara değer üreten yapılar sunmak, en önemli önceliğimiz” dedi.

Luxera Topkapı’nın örnek daireleri ziyarete açıldı

0
Luxera Topkapı'nın örnek daireleri ziyarete açıldı

Luxera GYO’nun en yeni projesi Luxera Topkapı’da örnek daireler ziyarete açıldı. Maksimum verimlilik prensibiyle kurgulanan 1+1 ve 2+1 dairelerde; doğadan ilham alan renk paleti ve doğal dokular, fonksiyonel metrekare çözümleriyle birleşerek ferah ve dengeli bir atmosfer yaratıldı. Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş, akıllı iç mekân çözümleriyle kayıp alanların en aza indirildiği ve kullanım kapasitesinin maksimum seviyeye çıkarıldığı örnek dairelerde, genç ve yenilikçi stilin yalın bir şıklıkla desteklendiğini söyledi.

Luxera GYO’nun İstanbul’un tarihi merkezlerinden Topkapı’da yapımına başladığı Luxera Topkapı’nın alıcıların beğenisine sunulan 1+1 ve 2+1 örnek daireleri, modern şehir yaşamında aranan konforu, estetiği ve yatırım değerini tek bir yaşam deneyiminde buluşturuyor. Maksimum verimlilik prensibiyle kurgulanan dairelerde; doğadan ilham alan renk paleti ve doğal dokular, fonksiyonel metrekare çözümleriyle birleşerek ferah ve dengeli bir atmosfer yaratıyor. Her alanın bilinçli biçimde planlandığı bu yaklaşım, alıcılara standart bir konutun ötesinde; taşındığı anda yaşamaya hazır, zamansız ve uzun vadede değerini koruyan bir ev alternatifi sunuyor.

Kullanım kapasitesi maksimum seviyeye taşındı

Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş, Luxera Topkapı’daki dairelerin kullanıcı ihtiyaçlarını merkeze alan bir yerleşim planıyla tasarlandığını belirterek, “Örnek dairelerimizde ise akıllı iç mekân çözümleri sayesinde kayıp alanlar minimuma indirilerek kullanım kapasitesi maksimum seviyeye taşınıyor. Genç ve yenilikçi stil, yalın bir şıklıkla desteklenirken; doğru aydınlatma kurgusu ve işlevsel detaylar yaşam kalitesini belirgin şekilde artırıyor” dedi. Tasarımın mutfak ve banyolarda tercih edilen modern ve dayanıklı malzemelerle tamamlandığını kaydeden Taş, “Luxera Topkapı örnek daireleri; hem oturum hem de yatırım amacıyla konut arayanlar için yüksek fonksiyonellik, güçlü mimari dil ve sürdürülebilir değer anlayışını bir araya getiren ayrıcalıklı bir yaşam sunuyor” diye konuştu.

Konut, ofis ve cadde mağazaları bir arada

Bugüne kadar geliştirdikleri tüm projelerin yaşam kalitesini artıran, trendlere yön veren ve yatırımcılarına yüksek kâr getirme potansiyeline sahip projeler olduğunu dile getiren Ramazan Taş,  “Luxera Topkapı’da da bu ilkeyle hareket ediyoruz. Tüm projelerimizde sunduğumuz hayatı kolaylaştıran çözümleri bu kez bir adım ileri taşıyarak modern yaşamın tüm ihtiyaçlarına cevap veren üç farklı fonksiyonu, merkezi lokasyonla birleştirerek benzersiz bir proje ortaya koyuyoruz” açıklamasında bulundu. Günümüz şehir hayatında zamanın en kıymetli değerlerden biri olduğuna dikkat çeken Ramazan Taş, “Biz de bunu düşünerek, yaşamı tek bir noktada bütünleştiren bir yapı kurmayı amaçladık. Konut, ofis ve cadde mağazalarından oluşan Luxera Topkapı’nın karma kullanım konseptiyle yaşam, çalışma ve sosyalleşme alanlarını tek bir çatı altında sunan entegre bir yapı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Luxera Topkapı’yı klasik kalıpların dışına çıkarak, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda bir iş ve sosyal yaşam merkezi olarak tasarladıklarını anlatan Taş, şunları söyledi:

“Home-office yaşamına da uygun”

“Modern mimari yaklaşımımızla tasarımda fark yaratıyor, estetikle fonksiyonelliği buluşturuyoruz. Luxera Topkapı’da her detayda zarafeti, ferahlığı ve kullanıcı deneyimini ön plana çıkarmayı amaçlıyoruz. Projemiz, modern tasarımlı evlerinin yanı sıra merkezi konumu ve geniş sosyal olanaklarıyla da şehir yaşamının tüm ihtiyaçlarına cevap verecek. Bölgedeki üniversitelere, hastanelere, parklara, alışveriş merkezlerine yürüme mesafesinde yer alan Luxera Topkapı’nın bu özelliğiyle bölgede çalışan genç beyaz yaka çalışanlar ile sağlık sektörü profesyonelleri, üniversite öğrencileri ve akademisyenler tarafından ilgi göreceğine inanıyoruz. Bununla birlikte 2+1 daire seçenekleriyle yeni evli ve çekirdek aileler için ideal yaşam alanı sunan Luxera Topkapı, ofis katları ve home-office yaşam tarzına uygun daireleriyle reklam, medya, yazılım, mimarlık gibi alanlarda çalışanların hem yaşam hem de çalışma ortamı olacak.”

“Kazançlı bir yatırım yapmak isteyenler için de ideal”

Luxera Topkapı’nın şehrin merkezinde, modern bir yaşam tarzı isteyenler kadar kazançlı bir yatırım yapmak isteyenler için de ideal bir seçenek olduğuna dikkat çeken Ramazan Taş, “Topkapı ve çevresinde yer alan iş merkezleri, üniversiteler ve hastanelerde çalışanlar, aynı zamanda bölgede ciddi bir kiralık ev talebi oluşturuyor. Bu da 1+1, 2+1 gibi dairelerle yüksek ve sürdürülebilir kira geliri elde etme imkânı sağlıyor. Fonksiyonel metrekareli evler, kısa ve uzun dönemli kiralamalar için çok yönlü yatırım modeli sunuyor” açıklamasında bulundu.

1+1 ve 2+1 daire seçenekleri

Luxera Topkapı, 5 bin 396 metrekare arsa üzerinde 13 katlı iki blok halinde tasarlandı. 238 konutun yanı sıra ofisler ve cadde mağazalarının yer aldığı projedeki dairelerin 2027 yılı sonunda sahiplerine teslim edilmesi hedefleniyor. 53,5 metrekarelik 1+1 ile 80 ve 105 metrekarelik 2+1 daireler yer alıyor.

Toplam 31 bin metrekare inşaat alanına sahip olacak Luxera Topkapı’da, 2 bin 500 metrekarelik peyzaj alanı bulunuyor. Projenin 400 metrekarelik kapalı sosyal tesisleri içinde ise kapalı havuz, fitness salonu, sauna, Türk hamamı ve buhar odası gibi donatılara yer veriliyor.

İstanbul’un her yanına kolay ulaşım avantajı

Zeytinburnu, Davutpaşa Caddesi üzerindeki merkezi konumuyla İstanbul’un her noktasına kolay ulaşım imkanı sunan Luxera Topkapı, E-5 otoyoluna 500 metre, Davutpaşa Metro İstasyonu’na ve Cevizlibağ Metrobüs Durağı’na 5 dakika mesafede yer alıyor. Proje, Atatürk Havalimanı-Yenikapı Metro Hattı ve Avrasya Tüneli’ne yakınlığıyla da dikkat çekiyor.

Akfen GYO: “Yeni Rota Deneyim ve Sağlık Odaklı Karma Projeler”

0
Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO) Genel Müdürü Ece Demirpençe

Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026’da konuşan Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe, turizm ve gayrimenkul yatırımlarında tek segmente dayalı modellerin yerini, bağımsız yaşam, sağlık turizmi ve deneyim odaklı varlıkları bir araya getiren karma projelerin aldığını vurguladı. Euro Bölgesi’nde 65 yaş üzeri nüfusun harcamalarının hızla arttığına dikkat çeken Demirpençe, bu kitlenin “bakım” değil, yüksek hizmet standartlarına sahip, premium bir yaşam tarzı yani “İkinci Yetişkinlik” talep ettiğini ifade etti.

Bu dönüşümün somut örneklerinden birinin Akfen GYO’nun Florida’da geliştirdiği bağımsız yaşam modeli olduğunu belirten Demirpençe, yıl boyu talep yaratan, uzun süreli konaklamalarla öngörülebilir nakit akışı sağlayan bu yapının yatırımcılar için güçlü bir alternatif sunduğunu söyledi. 

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından Four Seasons Hotel Bosphorus’da düzenlenen Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026, turizm sektörünün önde gelen temsilcileri ile yatırımcıları bir araya getirdi. Bu yıl 5’ncisi gerçekleşen Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026, turizm yatırımlarının bugünü ve geleceğini ele alan panellerle başladı. 

Forum kapsamında gerçekleştirilen “Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” başlıklı panelde, Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO) Genel Müdürü Ece Demirpençe konuşmacı olarak yer aldı. Demirpençe, konuşmasında finansal inovasyon, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının turizm ve gayrimenkul yatırımlarındaki belirleyici rolüne dikkat çekti.

HARCAMALARI ARTAN 65 YAŞ ÜZERİ NÜFUS İKİNCİ YETİŞKİNLİK TALEP EDİYOR

Yatırımcıların artık tek bir turizm segmentine odaklanmak istemediğini belirten Ece Demirpençe; Independent Living (Bağımsız Yaşam), sağlık turizmi ve deneyim odaklı varlıklardan oluşan karma projelerin, portföyleri piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli hale getirdiğini ifade etti.

Euro Bölgesi’nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamalarının, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı arttığına dikkat çeken Demirpençe, bu grubun “bakım” odaklı çözümlerden ziyade premium bir yaşam tarzı, yani bir “İkinci Yetişkinlik” talep ettiğini söyledi. 

Bu yeni talebin; otel gibi görünen ancak kalıcı konutlar olarak işleyen, yüksek hizmet seviyesine sahip yaşam alanlarına yönelimi beraberinde getirdiğini anlatan Demirpençe, sözlerine şöyle devam etti:

“Bocconi Üniversitesi ve Allianz’ın 2025 raporundaki en güncel bulgulara göre, “Silver Economy” (50 yaş ve üzeri nüfus) hali hazırda küresel GSYH’nin %34’ünü — yaklaşık 39 trilyon avroyu — üretiyor ve küresel tüketim harcamalarının yarısını oluşturuyor. Euro Bölgesi’nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamaları, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı artıyor. Bu bireyler “bakım” arayışında değil; premium bir yaşam tarzı, yani bir “İkinci Yetişkinlik” talep ediyor. Otel gibi görünen, ancak kalıcı konutlar olarak işleyen, yüksek hizmet seviyesine sahip ortamlar istiyorlar.”

FLORİDA’DA GELİŞTİRİLEN BAĞIMSIZ YAŞAM MODELİ

İspanya ve Portekiz’de bu yaklaşımın turizm altyapısıyla başarıyla birleştiği güçlü örnekler bulunduğunu belirten Demirpençe, Akfen GYO’nun Florida’da geliştirmekte olduğu bağımsız yaşam projesinin, bu kesişimin en somut örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Demirpençe, “Mevsimselliği ortadan kaldıran yıl boyu talep, uzun süreli konaklamalar sayesinde öngörülebilir nakit akışları, sadece oda gelirinin ötesine geçen hizmet odaklı gelirler sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin iklim avantajı, sağlık altyapısı, doğal zenginlikleri ve güçlü havayolu ağıyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Demirpençe, atıl durumdaki otel varlıklarının profesyonelce yönetilen ve devredilebilir kullanım haklarına sahip birimlere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu yaklaşımın, döviz bazlı gelir ve istikrarlı operasyonel kalite sunan uygulanabilir bir yatırım modeli oluşturduğunu söyledi.

TERMİNAL KADIKÖY: KENTSEL REJENERASYONUN SOMUT BİR ÖRNEĞİ

Günümüzde GYO’ların yalnızca gelir getiren varlıkların sahibi olmadığına da değinen Demirpençe, bu yapıların ekonomi için uzun vadeli değer üreten platformlara dönüştüğünü söyledi. Demirpençe ayrıca uzun vadeli değer yaratmanın kentsel gelişimin temel yapı taşlarından biri olduğunun altını çizdi.

Bu yaklaşımın güçlü bir örneği olarak Kadıköy’de hayata geçirilen Terminal Kadıköy projesini gösteren Demirpençe, Terminal Kadıköy’ün güçlü bir rejenerasyon yaklaşımıyla geliştirildiğini ifade etti. Akfen GYO tarafından hayata geçirilen projenin, sağlam ve sürdürülebilir bir ticari yapı üzerine kurgulandığını belirten Demirpençe, canlı ve turistik bir kentsel bölgenin merkezinde konumlanan Terminal Kadıköy’ün, ticari fizibilitesinin yanı sıra güçlü sosyal ve mekânsal değer ürettiğini vurguladı.

Sinpaş Reserve, Tatil Evi Modeliyle Turizm Anlayışını Yeniden Tanımlıyor

0
Sinpaş Reserve, Tatil Evi Modeliyle Turizm Anlayışını Yeniden Tanımlıyor

Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. “Tatil evi” konseptiyle geliştirilen proje; klasik devremülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi yaratmayı hedefliyor. Proje; bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor.

Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine, aidiyet hissi yaratan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, “tatil evi” yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor.

Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje; termal imkanlar, kapsamlı spa ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor.

Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü

Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, “tatil evi” kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü yaratmayı hedefliyor.

“Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor”

Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, şunları söyledi: “Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor.” Türkiye’nin bu dönüşüme hızla adapte olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti: “Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor.”

“Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı”

Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, şunları kaydetti: “Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı.”

“Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız”

Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: “Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine olanak sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız %85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz; Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek.”

“Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor”

Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini şöyle değerlendirdi:

“Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda; aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle, hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor.”

Turizm yatırımlarının yeni dönemi İstanbul’da konuşulacak: TIF 2026 

0
Turizm yatırımlarının yeni dönemi İstanbul’da konuşulacak: TIF 2026

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenecek Tourism Investment Forum (TIF) 2026, küresel turizmin yatırım gündemini İstanbul’da buluşturuyor. Forum, iki gün boyunca turizm ekosisteminin kamu, finans, yatırım, gayrimenkul ve konaklama ayaklarında önde gelen tüm ulusal ve uluslararası temsilcilerini aynı platformda bir araya getirecek.

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. 

TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak.

Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. 

WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor.

Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. 

Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. 

TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor.

TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek.

Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak.

İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak.

TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. 

TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. 

Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. 

Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor. 

WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor.

Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750’den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ”

TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. 

TIF HAKKINDA: İlk kez 2020 yılında hayata geçirilen Turizm Yatırım Forumu’nun (Tourism Investment Forum – TIF) beşincisi olan TIF 2026, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) stratejik ortaklığında ve Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir.

Geçtiğimiz yıla bakıldığında, katılımcıların %80 gibi yüksek bir oranla yeniden iştirak ettiği, uluslararası yatırımcılar, otel markaları, işletmeciler, finans kurumları, banka ve fon temsilcilerinin bir araya geldiği görülmektedir. TIF, uzun vadeli bir vizyonla büyüyerek küresel ölçekte güçlü yankı uyandıran bir turizm yatırımları platformuna dönüşmüştür.

TIF 2026, 30’a yakın oturum, 100’den fazla konuşmacı ile Four Seasons Hotel, Bosphorus’da 10 -11 Şubat tarihlerinde gerçekleşecektir. Ana oturum/panel ve yuvarlak masa formatındaki tartışmaların yanı sıra keynote konuşması ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümü ve bu kapsamıyla toplam 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacaktır.

Öne çıkan bazı konuşmacılar: 

Gloria Guevara 

Gloria Guevara, kamu ve özel sektörde turizm alanında 35 yılı aşkın liderlik deneyimine sahip, uluslararası düzeyde saygın bir yöneticidir. Meksika Turizm Bakanı olarak, turizm sektörünün ilk kez G20 Liderler Bildirgesi’ne dahil edilmesini sağlamış ve “Ulusal Turizm Anlaşması” programını hayata geçirmiştir.

Daha sonra Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin (WTTC) Başkan ve CEO’su olarak, COVID-19 krizinde küresel özel sektörün en güçlü sesi olmuş; ardından Suudi Arabistan Turizm Bakanlığı’nda Baş Özel Danışman görevini üstlenmiştir. Kariyerinde Sabre Holdings, NCR ve Harvard gibi önemli kurumlarda yöneticilik yapmış, Sabre Meksika’nın CEO’luğunu yürütmüştür.

Gilda Perez Alvarado

Gilda Perez-Alvarado, küresel ölçekte tanınan bir konaklama ve gayrimenkul lideridir. JLL Hotels & Hospitality’nin eski Global CEO’su olan Perez-Alvarado, hâlen Accor’da Strateji Direktörü (Chief Strategy Officer) ve Orient Express’in CEO’su olarak görev yapmaktadır.

Andrea Grisdale

Andrea Grisdale, IC Bellagio’nun Kurucusu ve CEO’su olup, destinasyon yönetimi alanında öncü bir liderdir. 25 yılı aşkın süredir İtalya genelinde kişiye özel, özgün seyahat deneyimleri tasarlamakta; sorumlu turizm, yerel topluluk duyarlılığı ve anlamlı insan ilişkilerini merkeze alan bir yaklaşımı savunmaktadır.

Çalışmaları Virtuoso, Condé Nast, Travel + Leisure ve Wendy Perrin gibi sektörün önde gelen otoriteleri tarafından takdir edilmiştir. Yavaş Sezon Seyahati (Slow Season Travel) ve ikincil destinasyonların geliştirilmesi konularında güçlü bir savunucu olan Grisdale, turizm büyümesini yerel refah ile dengelemeyi amaçlamaktadır.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Operasyon Komitesi Başkan Yardımcısı olarak, KOBİ’leri küresel ölçekte temsil etmekte; ayrıca Together in Travel girişimine liderlik ederek, turizm sektöründe sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi desteklemektedir. İnsan odaklı ve ileriye dönük vizyonuyla, Foruma güçlü bir perspektif sunmaktadır. 

Alessandra Priante

İtalya Ulusal Turizm Ofisi (ENIT SpA) Başkanı olarak görev yapmaktadır. Bu rolde Yönetim Kurulu’na başkanlık etmekte, kurumun stratejisini belirlemekte ve ENIT’i uluslararası alanda temsil etmektedir. Uluslararası ve diplomatik alanda geniş deneyime sahip bir ekonomist olan Alessandra Priante, daha önce Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nde (UN Tourism) Avrupa Direktörü olarak görev yapmış; kurum tarihinde bu göreve getirilen ilk kadın ve ilk İtalyan olmuştur. Sorumluluğunda, küresel turizm pazarının %51’ini temsil eden 43 üye ülkeyi kapsayan en büyük bölge yer almıştır. Pandemi döneminde küresel kriz yönetimine liderlik ederek, Global Turizm Kriz Komitesi başta olmak üzere birçok stratejik girişimi hayata geçirmiş; İtalya’yı küresel turizm toparlanma sürecinin merkezine konumlandırmıştır.


 Amin İsmail

Amin İsmail, yaklaşık 30 yıllık yatırım ve bankacılık deneyimi ile dünya ölçeğinde özellikle “travel & tourism” dikeyinde en görünür ve etkili özel yatırımcılar arasında anılan Certares’ın Genel Müdürüdür. American Express Global Business Travel’da birleşme ve devralmalar alanında çalışmıştır. Amin, Filistin Yatırım Fonu’nun gayrimenkul ve konaklama yatırım şirketi Amaar Group’un CEO’su görevi dahil olmak üzere çeşitli yönetim pozisyonlarında görev yapmıştır. Kariyerine Bank of America ve Abn Amro Bank’da kaldıraçlı finans alanında çalışarak başlayan Amin, daha önce Nirvana Travel & Tourism’un ve Dubai Holdings ile olan bir turizm yatırım ortaklığının Yönetim Kurulu’nda yer almıştır.

David Kelly

David Kelly, Hilton’da Kıta Avrupası Operasyonlarından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Bu pozisyonda, Avrupa genelinde 40’tan fazla ülke ve bölgede faaliyete gösteren veya gelişmekte olan toplam 830 oteli kapsayan bir operasyonu yönetmektedir. Bu görevinde, İskandinavya’dan Akdeniz’e, Orta ve Doğu Avrupa’dan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri ve Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada, 34.000 kişilik bir ekibi yönetmektedir. David Kelly, Türkiye’deki Hilton otellerinin performansını yakından takip etmekte ve bölgedeki büyüme stratejilerine katkıda bulunmaktadır.

Raki Phillips

Accor, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye’den Sorumlu Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi Markaları Başkanıdır. 20 yılı aşkın küresel deneyime sahip olan Raki Phillips, Orta Doğu’nun en etkili turizm liderlerinden biri olarak tanınmaktadır. Son olarak Ras Al Khaimah Turizm Geliştirme Otoritesi’nin (RAKTDA) CEO’luğunu üstlenen Phillips, Emirliği bölgenin en hızlı büyüyen ve en yenilikçi turizm destinasyonlarından birine dönüştüren sürece liderlik etmiş ve onun liderliğinde destinasyonun turizm gelirleri üç katına çıkmıştır.

Omar Romero

Omar Romero, dünyanın önde gelen konaklama gruplarından Minor Hotels’te Geliştirme ve Lüks Markalar Direktörü (Chief Development and Luxury Officer) olarak görev yapmaktadır. Bu rolde, şirketin küresel büyüme stratejisini yönetmekte, proje planlama ve uygulama süreçlerine liderlik etmekte ve kilit paydaş ilişkilerini geliştirmektedir. Aynı zamanda Minor Hotels’in lüks marka portföyünün stratejik kurgulanmasında ve üst düzey misafir deneyiminin şekillendirilmesinde önemli rol üstlenmektedir.

École Hôtelière de Lausanne ve Les Roches Hotel Management School mezunu olan Romero, 20 yılı aşkın sektör deneyimiyle, Minor Hotels’e küresel vizyon ve derin sektörel uzmanlık kazandırmaktadır.

Kike Sarasola

Kike Sarasola, turizm ve konaklama sektöründe önde gelen bir girişimci ve iş lideridir. Room Mate Hotels’in kurucusu olarak, Avrupa’nın büyük şehirlerinde tasarım, merkezi konum ve müşteri odaklı yaklaşımı esas alan yenilikçi bir şehir otelciliği anlayışı geliştirmiştir. Spor, iş stratejisi ve liderliği bir araya getiren çok disiplinli bakış açısıyla; girişimciliği desteklemekte, start-up’lara ve genç yeteneklere aktif katkı sunmaktadır. Ayrıca, “More Ideas and Fewer MBAs” adlı kitabın yazarıdır. Pandemi döneminde sektörün karşılaştığı zorlukları başarıyla yöneten Sarasola, bugün dayanıklılık, uyum yeteneği ve uzun vadeli değer yaratma konularına odaklanmakta; bu deneyimlerini uluslararası konferanslar ve üst düzey iş forumlarında paylaşmaktadır.

Carlos Paredes Fernandez 

Carlos Paredes, Hyatt’ta EMEA Bölgesi Geliştirme Direktörü olarak görev yapmakta olup, 10 yılı aşkın konaklama sektörü deneyimine sahiptir. Daha önce Fosun bünyesinde EMEA bölgesi otel geliştirme faaliyetlerine liderlik etmiş, ayrıca Hotusa International ve Meliá Hotels International’da üst düzey geliştirme pozisyonlarında bulunmuştur.

Filip Boyen

Filip Boyen, 40 yılı aşkın lüks konaklama kariyeriyle, Türkiye’den Güney Afrika’ya, Moskova’dan Bora Bora ve Peru’ya uzanan küresel ölçekte bir liderlik yolculuğuna sahiptir. 2022 yılında kendi danışmanlık şirketini kurmadan önce; Forbes Travel Guide CEO’su, Small Luxury Hotels of the World CEO’su ve Orient-Express’in (Belmond’un öncülü) Operasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve COO’su olarak görev yapmıştır.

Lüks trenler ve nehir kruvaziyerleri dâhil olmak üzere karmaşık ve çok boyutlu operasyonları yönetme konusundaki derin deneyimi, bugün yürüttüğü danışmanlık faaliyetlerine güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Hâlen Roma merkezli Arsenale Group’un Kıdemli Danışmanı, Hotelworld AI’nin kurucu ortağı ve Forbes Travel Guide Küresel Elçisi olarak görev yapmaktadır.

FCR GYO, Sancaktepe’deki yeni projesinin satışına Sancak Flora ile başladı

0
FCR GYO, Sancaktepe'deki yeni projesinin satışına Sancak Flora ile başladı

FCR GYO, İstanbul Anadolu Yakası’nın yükselen değeri Sancaktepe’de hayata geçirdiği Sancak projelerinin satışına Sancak Flora etabıyla başladı. Şirketin ulaşılabilir fiyat–yüksek kalite dengesiyle geliştirdiği Sancak Flora, Sancak Aven ve Sancak Dora, yalnızca bugünün değil, geleceğin yaşam ihtiyaçları da gözetilerek planlandı. Toplam 501 konut ve 4 ticari üniteden oluşan Sancak projeleri, yatay mimari anlayışı, düşük katlı blok yapısı ve bütüncül yaşam kurgusuyla tasarlandı.

İstanbul’da geliştirdiği nitelikli gayrimenkul projeleriyle öne çıkan FCR Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (FCR GYO), İstanbul Anadolu Yakası’nın hızla değer kazanan bölgelerinden Sancaktepe’nin merkezinde geliştirdiği Sancak projelerinin satışına, Sancak Flora etabıyla başladı. Toplam 24 bin 342 metrekare arsa üzerinde, 3 etap halinde hayata geçirilen proje, kent yaşamının ihtiyaçlarını odağına alan konsepti, ulaşım akslarına yakınlığı, güçlü sosyal alanları ve yatırım potansiyeliyle Sancaktepe’de yeni bir yaşam standardı sunmayı hedefliyor.

Her ihtiyaca cevap veren daire seçenekleri

FCR GYO’nun doğru lokasyon seçimi, sürdürülebilir mimari yaklaşımı ve uzun vadeli değer üretme vizyonuyla hayata geçirdiği Sancak projeleri, yatay mimari anlayışı, düşük katlı blok yapısı ve bütüncül yaşam kurgusuyla tasarlandı. Yalnızca bugünün değil, geleceğin yaşam ihtiyaçlarını da gözeten bu planlı yaşam alanının ilk etabı olan Sancak Flora, hemen yanında konumlanan Sancak Aven ve Sancak Dora projeleriyle birlikte toplam 501 konut ve 4 ticari üniteden oluşan, 74 bin 333 metrekare inşaat alanına sahip entegre bir yaşam bölgesi olarak hayata geçiriliyor. Projenin satışa sunulan Sancak Flora etabında, 4 konut bloğunda 108 daire ile 2 ticari blok yer alıyor. Zemin + 6 katlı olarak planlanan bloklarda, daire büyüklükleri 59 metrekare ile 260 metrekare arasında değişiyor. Projede, 1+1, 2+1, 3+1 normal dairelerin yanı sıra, 1+1, 2+1 ve 3+1 bahçe katı, 4+1 dubleks ve 4+1 bahçe katı dubleks daire seçenekleri yer alıyor.

Peşin ödemede yüzde 25 indirim

Metrekare fiyatları 100 bin TL ile 130 bin TL arasında değişen daireler için peşin ödemelerde yüzde 25 indirim uygulanıyor. Şirket, daire fiyatının yarısını peşin, yarısını teslimde ödemek isteyenlere ise yüzde 5 indirim yapıyor.  Daireler ayrıca 36 ay ve 48 ay sabit taksitli ödeme planlarıyla satışa sunuluyor. 36 aylık ödeme planına göre, yüzde 25 peşinle, daire bedelinin yüzde 40’ı 36 aylık taksitlere bölünüyor. Bu ödeme planında ayrıca 6’ncı ayda yüzde 10’luk, 12’nci ayda yüzde 15’lik, 18’inci ayda ise yüzde 10’luk üç ara ödeme bulunuyor. 48 aylık ödeme planında ise daire bedelinin yüzde 35’ini peşin,  yüzde 35’ini 48 ay taksitle ödemek mümkün. Kalan yüzde 30’luk kısım ise 12’nci, 24’üncü ve 36’ncı ayda yüzde 10’luk dilimler halinde ödenebiliyor. Sancak Flora’da daire teslimlerinin 2026 yılı sonunda başlaması planlanıyor.

Planlı site hayatı

Sadece bir konut projesi değil, yaşam ve deneyim odaklı bir site olarak tasarlanan Sancak Flora, özenle planlanmış sosyal alanlarıyla konforlu bir yaşam sunuyor. Peyzaj içerisinde konumlandırılmış dinlenme ve oturma alanları, suyolu formunda tasarlanan yapay süs havuzu, basketbol sahası ve çocuk oyun alanlarıyla her yaş grubuna hitap eden sosyal bir ortam oluşturuluyor. Açık ve kapalı otopark alanlarının yanı sıra 7/24 güvenlik hizmeti ile Sancak Flora’da planlı, güvenli, sosyal ve huzurlu bir site yaşamı hedefleniyor.

İstanbul’un ana ulaşım akslarına hızlı ve kolay erişim

Deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilen Sancak Flora, güvenliği ve konforu bir arada sunan ayrıcalıklı bir yaşam vadediyor. TEM Otoyolu ile Kuzey Marmara Otoyolu’nun tam ortasında konumlanan proje, İstanbul’un ana ulaşım akslarına hızlı ve kolay erişim sağlıyor. Sancaktepe Metro İstasyonu’na yalnızca 10 dakikalık yürüme mesafesinde yer alması, şehir içi ulaşımı son derece pratik hale getirirken; Sabiha Gökçen Havalimanı’na 20 dakikalık yakınlığı sayesinde hem yaşam hem de yatırım açısından stratejik bir avantaj sunuyor.

Ulaşılabilir fiyat-yüksek kalite dengesi

FCR GYO Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça, Sancak Flora, Sancak Aven ve Sancak Dora’yı, Sancaktepe bölgesinin konut ihtiyacını dikkate alarak tasarladıklarını belirterek “Projelerimizi ulaşılabilir fiyat ile yüksek kalite dengesini gözeterek, uzun vadede hem yaşam hem de yatırım değeri yaratacak şekilde planladık” dedi. Sancak projelerini planlarken aynı zamanda konut sektörünün mevcut koşullarını ve piyasa beklentilerini de dikkate aldıklarını vurgulayan Koça, 2025 yılını değerlendirerek 2026 yılına yönelik öngörülerini de paylaştı.

2025’in büyük bölümünde yüksek enflasyon ve finansman maliyetlerinin etkilerinin belirgin şekilde hissedildiğini kaydeden Koça, “Yılın ikinci yarısında ise fiyat artış hızının yavaşladığı, piyasanın daha dengeli ve sağlıklı bir yapıya doğru evrildiği bir sürece girildi. Arsa ve işçilik maliyetleri ile finansman giderleri yüksek seviyelerde kalmakla birlikte, artış hızının yavaşlaması sektör açısından daha yönetilebilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşturdu” diye konuştu.

“2026 daha dengeli, daha sağlıklı ve seçici büyüme yılı olacak”

2025 yılını, fiyatların sindirildiği, alıcıların daha seçici davrandığı ve yatırımcıların orta ve uzun vadeli perspektife yöneldiği bir normalleşme dönemi olarak tanımlayan Fecri Koça, “2026 yılına ilişkin beklentimiz ise daha dengeli, daha sağlıklı ve seçici bir büyüme yönündedir. Bu yıl, enflasyondaki düşüş eğiliminin devam etmesi, finansman koşullarının kademeli olarak normalleşmesi ve makroekonomik belirsizliklerin azalmasıyla birlikte ertelenmiş talebin kontrollü ve rasyonel bir şekilde devreye girmesi bekleniyor” değerlendirmesinde bulundu. Mevduat faizlerinde öngörülen gerilemenin, tasarruf sahiplerinin alternatif yatırım araçlarına yönelmesini sağlayacağına dikkat çeken Koça, “Bu durum konutu özellikle orta ve uzun vadeli yatırım perspektifiyle yeniden güçlü bir seçenek haline getirecektir. Maliyet cephesinde ise hızlı artış döneminin geride kaldığını, daha yönetilebilir ve öngörülebilir bir maliyet yapısına geçildiğini öngörüyoruz” dedi.

“Gelecekte de değerini koruyan, güven veren ve sürdürülebilir projeler”

FCR GYO’nun da bu dönemi fiyat artışını önceleyen bir anlayışın değil, doğru lokasyonda, nitelikli ve ihtiyaca yönelik konut geliştirme yaklaşımının belirleyici olduğu bir dönem olarak gördüğünü kaydeden Koça “Sancaktepe’deki üç etaptan oluşan projemiz, bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır. Amacımız yalnızca bugünün talebine cevap vermek değil; gelecekte de değerini koruyan, güven veren ve sürdürülebilir projeler üretmektir” açıklamasında bulundu.

İnşaat seviyesi yüzde 65’e ulaştı

FCR GYO Genel Müdürü Emrullah Temel ise Sancak projesindeki üç etabın hem mimari hem de yaşam konsepti olarak birbirini tamamlayan, bütüncül bir proje yaklaşımıyla tasarlandığını söyledi. Sancak Flora, Sancak Aven ve Sancak Dora’nın yalnızca birer etap adı değil, projenin yaşam felsefesini ve karakterini temsil eden ve her biri ayrı bir marka değeri taşıyan bölümler olduğunu dile getiren Temel, “İnşaat seviyesi yüzde 65’e ulaşan Sancak Flora’da doğa, yeşil alan ve yatay yaşamı ön planda tuttuk. Sancak Flora’da yapılar arsanın yalnızca yüzde 22’sine otururken kalan yüzde 78’lik alan peyzaj, yeşil alan ve açık yaşam alanları olarak tasarlandı. Bu oran, İstanbul ölçeğinde gerçekten nadir ve çok kıymetli bir özellik” dedi. Projenin bir diğer önemli özelliğinin ise standart konut tiplerinin ötesine geçen değeri artırılmış konut seçenekleri olduğunu vurgulayan Temel, şunları söyledi:

Bahçeli, teraslı ve loft daireler

“Bahçe tahsisli dairelerimiz, teras kullanımlı özel dairelerimiz ve yüksek tavanlı loft dairelerimiz, hem yaşam kalitesini yükselten hem de yatırım değerini güçlendiren önemli unsurlar olarak projede yer alıyor. Biz FCR GYO olarak, Sancaktepe projesini yalnızca bugünün ihtiyacına değil, önümüzdeki yılların yaşam beklentilerine cevap verecek şekilde kurguladık. Güçlü lokasyon, doğru mimari, dengeli yoğunluk ve sürdürülebilir değer yaklaşımı da projenin temel taşlarını oluşturan unsurlar.”

EMITT ziyaretçilerini bu yıl İstanbul Fuar Merkezi’nde ağırlıyor

0
Doğu Akdeniz ve Avrasya’nın turizm buluşma noktası EMITT, 29’uncu kez kapılarını açtı

ICA Events’in kültür ve destinasyonları buluşturduğu EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın 29’uncu edisyonu başladı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün teşrifleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan fuar, bu yıl 29 ülkeden 100’ü aşkın uluslararası katılımcıya ve yüzlerce yerli katılımcıya ev sahipliği yapacak. 7 Şubat’a kadar sürecek olan fuar, yeni lokasyonu İstanbul Fuar Merkezi’nde iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir platform olarak dünyanın dört bir yanından profesyonelleri aynı çatı altında buluşturacak.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu: “EMITT, yalnızca bir fuar değil, geleceğin turizm politikalarının şekillendiği çok değerli bir platformdur”

İstanbul Valisi Davut Gül: “Türkiye, turizm alanında çok önemli bir yol kat etti. İstanbul da bunun lokomotiflerinden bir tanesi”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis 2. Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ: “Turizm, ülkemiz ekonomisinin en güçlü alanlarından biri”

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven: “Ülkemizin küresel turizmde sahip olduğu güçlü konumu önümüzdeki dönemde güçlendirerek daha yükseklere taşıyacağımıza inanıyoruz.”

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi: “Dünyanın dört bir köşesinden İstanbul’a gelmek, tarih boyunca hiç olmadığı kadar kolay”

TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Davut Günaydın: “Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’nın tanıtımlarına Diyarbakır’dan başlıyoruz”

İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık: “Eylül ayında İstanbul’da toplam üç kongrede toplam 25 bin akademisyen doktoru ağırlayacağız”

TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı: “turizm rekabetinin daha da arttığı, rekabetin daha da yoğunlaştığı bir döneme girdik”

EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin: “EMITT, bugün küresel turizm takviminin en kritik duraklarından biri”

Türkiye’nin turizm ekosistemine önemli katkılar sunarak katma değer oluşturan EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, stratejik yapılanması sonucu yeni yeri İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilerine açtı. Bir önceki yıl yarattığı 482 milyon Euro’nun üzerindeki iş hacmiyle sektörün çekim noktası olan fuarın açılışı; EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin’in ev sahipliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün teşrifleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis 2. Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı’nın katılımıyla WOW İstanbul Hotel’de gerçekleştirildi.

“EMITT, Türkiye turizm fuarcılığının temel taşlarını döşeyen bir merkezdir”

Fuarın açılış konuşmasına “Bugün burada, yalnızca bir fuarın açılışını değil; turizmin geleceğini, kültürlerin buluşmasını ve yeni iş birliklerinin doğuşunu kutluyoruz. EMITT, bugün küresel turizm takviminin en kritik duraklarından biri olarak, Türkiye’nin dünyadaki en güçlü markalarından biridir.” sözleriyle başlayan EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, şöyle devam etti: “Bizler, belirlediğimiz vizyondan ödün vermemeye kararlıyız. Bugün burada tanık olduğunuz bu organizasyonun hazırlıklarına, tüm stratejik adımlarımızı belirleyerek altı ay öncesinden başladık. Önümüzde uzun bir yol var ancak yönümüz net, kararlılığımız tamdır. EMITT, sadece bir fuar değil; Türkiye turizm fuarcılığının temel taşlarını döşeyen, sektörü her geçen yıl büyüten ve geliştiren bir merkezdir. Bu köklü değerin üzerine her yıl yenisini ekleyerek ilerliyoruz. Bu yıl stratejik bir hamleyle fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi’ne (İFM) taşıdık. Bu yalnızca bir mekan değişikliği değil; siz değerli paydaşlarımıza çok daha erişilebilir, nitelikli ve ticari verimliliği yüksek bir platform sunma kararlılığımızın sonucudur. Hedefimiz, ‘nitelikli bağlantı’ya odaklanarak her katılımcının somut iş anlaşmalarıyla döneceği bir ekosistem yaratmak. Şimdiden paylaşmaktan büyük bir gurur duyuyorum ki; EMITT önümüzdeki yıl çok özel bir dönüm noktasına ulaşıyor. EMITT 30. Yıl Büyük Buluşması’nı, 4-6 Şubat 2027 tarihlerinde yine burada, İFM’de gerçekleştireceğiz. EMITT’in ülkemize, bölgemize ve tüm paydaşlarımıza hayırlı olmasını diler; verimli bir fuar geçirmenizi temenni ederim.”

KKTC, “Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası” ile turizm potansiyelini dünyayla buluşturuyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ise yaptığı konuşmada “EMITT, yalnızca bir fuar değil; aynı zamanda ülkelerin vizyonlarını ortaya koyduğu, iş birliklerinin temellerinin atıldığı ve geleceğin turizm politikalarının şekillendiği çok değerli bir platformdur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Akdeniz’in kalbinde yer alan, tarihi binlerce yıl öncesine dayanan, kültürüyle, doğasıyla ve insanıyla güçlü bir kimliğe sahip özel bir destinasyondur. Bu doğrultuda son dönemde hayata geçirdiğimiz Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası, KKTC turizmi açısından son derece önemli bir adım. Türkiye genelinde yürütülen bu kampanya ile ülkemizin doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerini geniş kitlelere ulaştırdık. Kampanyanın gördüğü yoğun ilgi ve elde edilen olumlu geri dönüşler bizleri son derece memnun ediyor. Önümüzdeki süreçte bu kampanyayı İngiltere başta olmak üzere Avrupa’nın önemli pazarlarında da başlatacağız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil; aynı zamanda kültürümüzü dünyaya anlatan, insanlarımız arasında bağ kuran ve dostlukları pekiştiren bir köprü olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Nüfusumuzdan daha fazla ziyaretçi kabul ediyoruz”

İstanbul Valisi Davut Gül, açılış konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye, turizm alanında çok önemli bir yol kat etti. İstanbul da bunun lokomotiflerinden bir tanesi. Nüfusumuzdan daha fazla ziyaretçi kabul ediyoruz. Tabii bunun tesadüf olmadığının en iyi sizler biliyorsunuz. Başta havaalanları olmak üzere Türk Hava Yolları’nın katkısı, bakanlığımızın tanıtımları, sektörün yaptığı yatırımlar, hizmet sektöründeki geleneksel misafirperverliğimiz birbirini besleyen işler. En az bunun kadar Anadolu’nun en uzak yerinden İstanbul’umuza kadar yerel yönetimler başta olmak üzere kaymakam ve valilerimizin verdiği destekler, coğrafi tescilli ürünlerin sayısının artması, gastronomi turizmi anlamında şehirlerin birbiriyle yarışması birçok katkı sağlıyor.”

“İstanbul güçlenirse; sektör güçlenir. Sektör güçlenirse; Türkiye’nin marka değeri güçlenir”

Konuşmasında “Turizmi ‘tanıtım’ değil, gerçek anlamıyla bir destinasyon yönetimi meselesi olarak görüyoruz.” diyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis 2. Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Turizm, ülkemiz ekonomisinin en güçlü alanlarından biri. Ama bizim için turizmin başarısı yalnızca sayılarla ölçülmez; o başarı, şehrin gündelik yaşamına nasıl dokunduğuyla, esnafa nasıl yansıdığıyla, kamusal alanın kalitesini nasıl yükselttiğiyle ölçülür. Çünkü turizm gelir getirirken aynı anda kente bir yük de getirir: ulaşım, temizlik, güvenlik, yönlendirme, altyapı, kamusal alan bakımı… Bu yükün büyük kısmını sahada her gün biz yönetiyoruz. Tam da bu yüzden, finansman tarafında daha adil ve sürdürülebilir bir modele ihtiyaç var. Sahadan gelen net talebimizi tek cümleyle söyleyeyim: Turizmin yükü yereldeyse, kaynağın bir kısmı da yerelde olmalı. Dünyada birçok turizm kentinde konaklama vergileri belediyelere kaynak olur; çünkü turistin kullandığı temizlik, ulaşım, güvenlik ve yönlendirme hizmetini şehir verir. Biz de konaklama vergisinin belirli bir oranının, turizmin yükünü taşıyan büyükşehir belediyelerine tahsis edilmesini; bu kaynağın temizlikten yönlendirmeye, güvenlikten kamusal alan kalitesine ve mirasın korunmasına kadar turizm hizmetlerine şeffaf biçimde aktarılmasını talep ediyoruz. Bu hem adil hem sürdürülebilir hem de hizmet kalitesini büyüten bir modeldir. İstanbul’u büyütmek istiyoruz; ama bunu şehrin omzuna daha fazla yük bindirerek değil, şehri güçlendirerek yapmak  istiyoruz. Çünkü İstanbul güçlenirse; sektör güçlenir. Sektör güçlenirse; Türkiye’nin marka değeri güçlenir.”

“Türkiye’yi küresel turizm politikalarının şekillenmesinde rol oynayan bir ülke konumuna yükselmesini sağlamayı başardığımızı görüyoruz”

EMITT’in her geçen yıl katılımcı ve ziyaretçi sayısını artırmasıyla sektöre yeni iş ve iş birliği olanakları sunarak dünyanın önde gelen turizm fuarından biri olmayı başardığını vurgulayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “2025 yılında turizmde elde ettiğimiz 65,2 milyar dolarlık gelir ile geçen yılın başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık hedefin üstüne çıkmayı başardık ve Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamına ulaştık. Öte yandan, yıl boyunca ağırlanan yaklaşık 64 milyon ziyaretçi ile de yine yeni bir rekora daha imza atmış olduk. Tüm bu başarılarda tanıtıma yönelik çalışmalar önemli rol üstlendi. TGA’nın da katkılarıyla, bu yıl 200’den fazla ülkede yürüttüğümüz reklam, tanıtım, pazarlama ve PR çalışmaları yürüttük; dünyanın en kapsamlı ve en etkili tanıtım kampanyalarını gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmaların ötesinde, nitelikli turizm stratejisine odaklanarak Türkiye’yi yalnızca değişen trendlere uyum sağlamaya çalışan bir oyuncu olmaktan çıkardığımızı, küresel turizm politikalarının şekillenmesinde rol oynayan bir ülke konumuna yükselmesini sağlamayı başardığımızı görüyoruz. Bir yandan tüm bu çabaların beraberinde gelen başarının memnuniyetini yaşarken, diğer yandan Sayın Bakanımız tarafından yine geçen hafta açıklanan 68 milyar dolarlık 2026 yılı turizm hedefine, ulaşmak için şimdiden çalışmalara başladık. Bu hedefe yine siz değerli sektör paydaşlarının yoğun çaba ve gayretleri ile ulaşacağımızdan eminim. Ülkemizin küresel turizmde sahip olduğu güçlü konumu önümüzdeki dönemde güçlendirerek daha yükseklere taşıyacağımıza, yeni başarılara birlikte imza atacağımıza inanıyoruz. Bu doğrultuda, sektör temsilcilerinin buluşma noktası olan ve turizmdeki bu vizyonumuzu paylaşmamıza vesile olan EMITT gibi büyük organizasyonlar bizler için büyük önem taşıyor.”

“Ülkemizden ayrılan misafirlerimiz burada hissettikleri güveni, samimiyeti, memnuniyeti ve kalite hissini yanlarında götürmeli”

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, açılış konuşmasında “Türk Hava Yolları olarak bugün, 6 kıtada 132 ülkeyi İstanbul üzerinden birbirine bağlıyoruz. Bu erişim gücü, ülkemiz ve çevre coğrafyamız için çok önemli fırsatlar barındırıyor. 2024 yılında 85 milyon, 2025’te 92 milyon yolcu taşıdık. Bugün 520 uçağı aşan filomuzla, gökyüzünde yükseliyoruz. Dünyanın dört bir köşesinden İstanbul’a gelmek, tarih boyunca hiç olmadığı kadar kolay. Misafirlerimizin uçuşunu, ülkemizle kurdukları bir temas olarak görüyoruz. Farklı kıtalarda düzenlediğimiz ‘Connect to Türkiye’ etkinlikleri ile ülkemizin eşsiz dokusunu anlatıyoruz. Misafirlerimizi, Türkiye’ye davet ediyoruz. İkramlarımızda mutfağımızın lezzetlerini sunuyor, uçak içi ekranlarımızda Türkiye’yi anlatıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımız başta olmak üzere, sektöre sağladığımız katkıyı artırabilmek için kurumlarımızın bilgisinden faydalanıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda ‘Türkiye büyüyor, Türk Hava Yolları yüksekten uçuyor’ diyoruz. Bu vizyon ancak tüm paydaşlarımızın desteğiyle hedeflerine ulaşabilir. Bugün turizm sadece bir seyahat değil, uçtan uca bir süreci kapsıyor; uçuştan pasaport kontrolüne, otelden restorana, rehberden esnafa, taksiciden otobüs şoförüne kadar herkes bu deneyimin bir parçası. Her bir paydaşın, muhakkak daha iyi yapacak kaliteli adımları vardır. Ülkemizden ayrılan misafirlerimiz burada hissettikleri güveni, samimiyeti, memnuniyeti ve kalite hissini yanlarında götürmeli. Birlikte çalışarak bu deneyimi zenginleştirmeye devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

TÜRSAB, Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’nı destekliyor

“Fuarlar, paydaşların bir araya geldiği ve ticari görüşmelerin en anlamlı bir şekilde sonuçlandığı platformlardır.” sözleriyle konuşmasına başlayan TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “TÜRSAB olarak Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’nı destekliyoruz ve bu kapsamda Türkiye’deki tanıtımlarına önümüzdeki hafta Diyarbakır’dan başlıyoruz. Oradan sonra da ülkemizin pek çok noktasında tanıtımlara devam edeceğiz. Türkiye tek haneli büyüme değil, çift haneli büyümeyi hak eden bir ülke. Bunun için bütün güzellikleriyle, turizm yatırımlarıyla ve paydaşlarıyla çift haneli büyümeyi hak ediyor. Bu noktada seyahat acentelerinin varlığı, Türk turizmi için büyük bir nimet.”

İstanbul, kongreler sıralamasında 20’nci sıraya yükseldi

İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, “İstanbul Ticaret Odası ve Turizmi Geliştirme Eğitim vakfı olarak İstanbul’a uluslararası kongreler getirmek için çalışıyoruz. Bu noktada başkanımızın göreve geldiği 2018 yılında İstanbul, kongreler sıralamasında 133’üncü sıradaydı. Son açıklanan 2024 verilerine göre ise İstanbul dünyada 20’nci sıraya kadar yükseldi. Bu açıdan EMITT gibi fuarlar bizler için hakikaten daha kıymetli hale geliyor. Bunun yanında eylül ayında İstanbul’da toplam üç kongrede toplam 25 bin akademisyen doktoru ağırlayacağız. Bu sayede yaklaşık 100 milyon dolarlık gelir hedefliyoruz. Bunun yanında İstanbul Fuar Merkezi’ne 40 bin metrekarelik ek ilave alan da yapacağız ve iki yıl içinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Böylelikle dünyanın en büyük fuar merkezlerinden birine dönüşecek ve 15-20 bin kişilik büyük fuarlar gerçekleştirebileceğiz” dedi.

“Nitelikli ilişkilerin oluşacağı yeni bir stratejik döneme de girmiş bulunuyoruz”

TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı ise konuşmasında “Türkiye turist gönderen bir ülkeden daha çok turist ağırlayan bir ülke. Biz de TÜRFOFED olarak tüm yönetim kurulu üyelerimizde beraber çabalayarak ülkemize bu başaranın gelmesinde çok büyük emek harcıyoruz. Bunun için hem kamuyla yakından çalışıyor hem de diğer sivil toplum örgütleriyle ortaya çıkan sorunları doğru zamanında çözüme kavuşturuyoruz. EMITT de Türkiye turizm tarihiyle beraber büyüyen bir fuar ve bugün çok daha yenilenerek iyi yerlere gelmesinin ilk adımını her beraber atıyoruz. Bununla birlikte nitelikli ilişkilerin oluşacağı yeni bir stratejik döneme de girmiş bulunuyoruz. Küresel ölçekte baktığımızda Türkiye turizmi ve dünya turizmi büyüyor. Bu noktada turizm rekabetinin daha da arttığı, rekabetin daha da yoğunlaştığı bir döneme girdik. İşler kolay olmayacak ve daha da zorlaşacak çünkü tam rekabet ortamının açıldığı bir piyasa yapısı mevcut. Bunun için daha çok çalışmalıyız. Bugüne kadar kazandığımız ekonomik ve manevi değerlerin devam edebilmesi ve sektörün sürdürülebilir hale gelmesi için de turizmdeki başarıyı önümüzdeki yıllarda da devam ettirmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

Bahadır Civan: “Karadağ, Kira Geliri ve Değer Artışını Aynı Anda Sunuyor”

0
Turyap Montenegro Master Franchise Temsilcisi Bahadır Civan

Karadağ, ulaşılabilir gayrimenkul fiyatları, yüksek kira getirisi ve Avrupa’ya yakın konumuyla yurt dışında yatırım düşünenlerin yeni gözdesi haline geliyor. Gayrimenkul sahibi olan yabancılar için oturum izni alınabilmesinin önemli bir avantaj olduğunu belirten Turyap Montenegro Master Franchise Temsilcisi Bahadır Civan, Karadağ’a artan ilgiyi sahadan edindiği deneyimlerle değerlendiriyor.

Son yıllarda yurt dışında gayrimenkul yatırımı düşünen pek çok kişinin rotasının Karadağ’a çevrildiğini söyleyen Bahadır Civan, bu ilginin tesadüf olmadığını belirtiyor.
“Avrupa’da yatırım yapmak isteyenler artık çok pahalı ve doymuş pazarlardan yoruldu. Karadağ ise hala ulaşılabilir, anlaşılır ve önü açık bir ülke,” diyor.

Özellikle sahil bölgeleri ve turizm merkezlerinin öne çıktığını vurgulayan Civan, fiyat ve getiri dengesine dikkat çekiyor.
“Bugün Adriyatik kıyısında, turistin hiç eksik olmadığı bölgelerde hala makul rakamlarla konut bulmak mümkün. Buna karşılık kira getirileri oldukça tatmin edici. Bu da yatırımcının kısa sürede geri dönüş alabilmesini sağlıyor,” ifadelerini kullanıyor.

Karadağ’da yabancılar için satın alma sürecinin oldukça kolay olduğunu dile getiren Civan, bürokratik işlemlerin yatırımcıyı zorlamadığını söylüyor.

“Satın alma süreci göz korkutmuyor. İşlemler net ve hızlı ilerliyor. Ayrıca gayrimenkul sahibi olan yabancılar için oturum izni alınabilmesi önemli bir avantaj. Bunun yanı sıra Karadağ, önümüzdeki süreçte yatırımcılara serbest dolaşım fırsatı da sunmaya hazırlanıyor. Vergi yapısı da sade ve anlaşılır” diyor.

Turizmin Karadağ ekonomisinin en güçlü alanlarından biri olduğunu hatırlatan Bahadır Civan, bunun gayrimenkul pazarına doğrudan yansıdığını belirtiyor.
“Karadağ her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor. Deniz, doğa ve tarih bir arada. Bu durum kısa dönem kiralama talebini sürekli canlı tutuyor. Düzenli kira geliri arayan yatırımcılar için bu ciddi bir güven unsuru,” şeklinde konuşuyor.

Orta ve uzun vadede Karadağ’ı cazip kılan en önemli başlıklardan birinin Avrupa Birliği üyelik süreci olduğuna dikkat çeken Civan, altyapı yatırımlarının hız kazandığını söylüyor.
“Yollar, ulaşım projeleri ve şehirleşme çalışmaları hızla ilerliyor. Bugün alınan bir gayrimenkulün ilerleyen yıllarda çok daha değerli hale gelmesi şaşırtıcı olmaz. Zaten yabancı yatırımcı ilgisi de her geçen yıl artıyor,” değerlendirmesinde bulunuyor.

Karadağ’ın artık sadece bir tatil ülkesi olarak görülmediğini ifade eden Bahadır Civan, yatırımcı profilinin de değiştiğini vurguluyor.
“Balkanlar ile Avrupa arasında stratejik bir konumda. İnsanlar sadece tatil için değil, yaşamak ve iş kurmak için de geliyor. Bu da gayrimenkulde alım satımı daha hızlı ve güvenli hâle getiriyor,” diyor.

Sözlerini özetleyen Bahadır Civan, Karadağ’ın sunduğu fırsatı şu sözlerle anlatıyor:
“Doğru lokasyonda yapılan bir yatırım, orta ve uzun vadede ciddi bir kazanca dönüşebilir. Uygun fiyat, yüksek kira geliri ve güçlü gelecek beklentisi bir aradaysa, Karadağ kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir pazar.”

İstanbul’un Odağında Yeni Bir Yaşam: Odak İstanbul

0
İSTANBUL’UN ODAĞINDA YENİ BİR YAŞAM: ODAK İSTANBUL

Bağcılar’ın Kalbinde Emlak Konut Güvencesiyle Yükselen Mimari İkon

İstanbul’un en hızlı değer kazanan bölgelerinden biri olan Bağcılar’da, modern şehircilik anlayışını estetikle buluşturan odak istanbul, yaşam kalitesini zirveye taşıyor. Avrupa Otoyolu ile İstanbul Çevre Yolu’nun stratejik kesişim noktasında konumlanan proje, sadece bir konut kompleksi değil, dış mimarisiyle bölgenin çehresini değiştiren anıtsal bir yapı olarak yükseliyor. Emlak Konut güvencesiyle hayata geçen bu eşsiz proje, istanbul’un odağında yeni bir yaşam arayanların en prestijli adresi olmayı sürdürüyor.

Görkemli Dış Cephe ve Mimari Estetik: Şehrin Yeni Yüzü

Odak İstanbul, dış mimarisinde kullanılan yenilikçi çizgiler ve malzeme kalitesiyle ilk bakışta hayranlık uyandırıyor. Projenin dış cephe tasarımı, modern insanın hem doğa hem de şehirle olan bağını güçlendirmek üzerine kurgulandı:

  • Dinamik ve Modern Silüet: Binanın dış cephesinde tercih edilen dikey formlar ve asimetrik yerleşimli geniş pencereler, yapıya hareketli bir karakter kazandırıyor. Antrasit, gri ve sıcak ahşap tonlarının dengeli kullanımı, projenin Bağcılar’ın en dikkat çekici silüeti olmasını sağlıyor.
  • Işık ve Ferahlık Odaklı Tasarım: Yüksek performanslı cam cephe sistemleri, binaların dış görünümüne kristalize bir parlaklık katarken, iç mekanlarda maksimum gün ışığı ve panoramik şehir manzarası sunuyor.
  • Peyzajla Bütünleşen Kat Bahçeleri: Cephe boyunca uzanan geniş balkonlar ve bitkilendirilmiş teras alanları, betonun soğukluğunu kırarak binanın dış yüzeyinde yaşayan bir ekosistem oluşturuyor. Bu “yeşil nefes” alanları, dış mimarinin en karakteristik özelliklerinden biridir.
  • Gece Aydınlatma Mühendisliği: Akşam saatlerinde binanın mimari hatlarını takip eden özel lineer aydınlatmalar, Odak İstanbul‘un bir deniz feneri gibi İstanbul’un ana ulaşım akslarında fark edilmesini sağlıyor.

Sosyal Donatılar ve Konforun Mimari Yansıması

1+1’den 5+1’e kadar uzanan geniş ve ferah daire planları, projenin dışındaki estetik bütünlüğü iç mekanlara da taşıyor. Dış mimarideki kalite anlayışı, sosyal donatıların yer aldığı ortak alanlara da yansıtılmıştır:

  • Zengin Sosyal İmkanlar: Proje bünyesindeki modern fitness salonu, lüks spa merkezi ve geleneksel Türk hamamı, dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşmanızı sağlayacak bir huzur vahası olarak tasarlandı.
  • Ticari Üniteler ve Sokak Mimarisi: Projenin zemin katlarında yer alan ve dış cepheyle uyumlu bir mimari dille kurgulanan ticari üniteler, günlük ihtiyaçlarınızı karşılamanın en estetik yolunu sunuyor.
  • Güvenli ve Modern Altyapı: Kapalı otopark imkanı ve ileri teknoloji güvenlik sistemleri, binanın dış korumasını en üst seviyeye taşıyor.

Lokasyon Avantajı: Şehrin Ana Damarlarında Bir Yaşam

Bağcılar’ın yükselen değeri Odak İstanbul, ulaşım kolaylığı ile zamanı size geri veriyor. Metro hattına ve tam teşekküllü hastanelere yürüme mesafesinde yer alan konumu, Avrupa Otoyolu ve İstanbul Çevre Yolu’na olan doğrudan bağlantısı ile İstanbul’un her noktasına dakikalar içinde ulaşım imkanı sağlıyor.

Marmara Yapı Sahibi Yılmaz’dan Çağrı: “Güvenli yapılaşmada çelik sistemler yeni öncelik olmalı “

0
Marmara Yapı Sahibi Yılmaz'dan Çağrı: "Güvenli yapılaşmada çelik sistemler yeni öncelik olmalı "

Son depremlerin yarattığı yıkımın gölgesinde, ev hayali kuranların gözü hız, güvenlik ve ekonomi üçgeninde şekillenen çelik konutlara çevrildi. Marmara Yapı Sahibi Yakup Yılmaz, “1 yıl beklemeden 60 günde anahtar teslim, hem de betonarmeden %50 ucuz ve depreme karşı 5 kat daha dayanıklı çelik evler artık Türkiye’nin gerçeği” diyerek sektörde çığır açan iddiaları sıraladı.

ÇELİK EVLER RÜZGARI: HIZ, EKONOMİ, GÜVENLİK ÜÇGENİ

Türkiye, aktif deprem kuşağındaki coğrafi gerçeğiyle yüzleşirken, konut tercihlerinde de köklü bir dönüşüm başladı. Son yıkıcı depremlerin ardından güvenlik arayışındaki vatandaşların yeni gözdesi, gelişmiş ülkelerin standartı haline gelen “çelik konstrüksiyon evler” oldu.

Marmara Yapı’nın sahibi Yakup Yılmaz, Türkiye için çelik yapıların artık “vazgeçilmez” olduğunu vurgulayarak çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Betonarme bir evde hayatınız en az 1 yıl sonra başlar. Bizimle sözleşme imzalayan müşterilerimiz ise sadece 60 gün sonra yepyeni, güvenli çelik evlerinde yaşamaya başlıyor. Devir artık çelik ev devri!”

BETONARMEYE KARŞI ÇARPICI AVANTAJLAR

Yılmaz, çelik evlerin betonarme karşısındaki üstünlüklerini maddeler halinde sıraladı:

1.  %50 DAHA UCUZ: “Çelik yapılar, betonarmeye kıyasla en az %50 daha ekonomik. Hem yapım maliyeti düşük, hem de uzun vadede bakım masrafı neredeyse yok.”

2.  DEPREME 5 KAT DAYANIKLI: “Çelik evler betonarmeye göre 5 kat daha hafif. Bu, binaya gelen deprem yükünü 5 kat azaltır. Esnek yapısıyla sarsıntıyı emer, çökmez, can güvenliği sağlar. Dünyada bilinen en depreme dayanıklı sistemdir.”

3.  DOĞA DOSTU VE GERİ DÖNÜŞÜMLÜ: “7-8 hurda araç, bir evin iskeletini oluşturur. %90’ı geri dönüştürülebilir. 50 ağaç kesmek yerine, hurda çelikle sağlam bir yuva kurulabilir.”

4.  KALİTELİ VE UZUN ÖMÜRLÜ: “Fabrika ortamında uluslararası standartlarda üretilir. Kalite kontrolü sıkıdır. Ortalama 75-80 yıl ömür biçiyoruz ve betonarme gibi 30 yıl sonra bakım/onarım izolasyonlu; yaz serin, kış sıcak tutar.”

5.  ESNEK VE MODERN: gerektirmez. Kendiliğinden “İç mekan düzenlemesi kolaydır. İhtiyaçlar değiştikçe duvarlar taşınabilir, alan verimliliği maksimumdur.”

HIZLI KURULUM, GENİŞ ÇÖZÜM

Çelik konstrüksiyonun en büyük avantajlarından biri de *iklimden bağımsız, hızlı montaj*. Temel hazırlandıktan sonra beton gereksinimi minimuma iniyor, fabrikada hazırlanan parçalar sahada kısa sürede birleştiriliyor. Bu da inşaat süresini kısaltarak maliyetleri düşürüyor ve müşterilerin evlerine kavuşma süresini 60 güne indiriyor.

“ZEMİN FARK ETMEZ, HER YERE YAPILIR”

Yılmaz, hafif çeliğin bir diğer kritik avantajına dikkat çekti: “Hafifliği sayesinde en kötü zemin koşullarında bile, betonarmenin riskli olacağı yerlerde rahatlıkla çelik ev inşa edebiliyoruz. Bu, Türkiye’nin zemin çeşitliliği düşünüldüğünde çok önemli bir esneklik sağlıyor.”

YILDIRIMDAN PASLANMAYA TÜM RİSKLERE CEVAP

Çelik evlerin yıldırıma karşı doğal koruma sağladığını (topraklama etkisi) ve galvaniz kaplama sayesinde paslanma, çatlama, böceklenme gibi sorunlar yaşanmadığını da sözlerine ekleyen Yılmaz, “Artık güvenli, hızlı, ekonomik ve sürdürülebilir olan çözüm çelik. Türkiye bu gerçeği hızla benimsiyor” diyerek sözlerini tamamladı.