| KUZEY KIBRIS’TA HAVALİMANI ETRAFINDA YENİ BİR YAŞAM EKOSİSTEMİ Kuzey Kıbrıs’ta değişen yaşam ve yatırım dinamikleri, özellikle havalimanı çevresinde gelişen yeni nesil konut projeleriyle birlikte farklı bir boyut kazanıyor. Artan uluslararası hareketlilik, üniversite yoğunluğu ve yıl boyu devam eden kiralama ihtiyacı, bölgeyi sadece bir yaşam alanı değil aynı zamanda güçlü bir yatırım merkezi haline getiriyor. Bu kapsamda hayata geçirilen proje, Lefkoşa’nın gelişen aksında konumlanarak konut anlayışını yeniden tanımlamayı hedefliyor. Ercan Havalimanı’na yalnızca 5 dakika mesafede yer alan proje; stratejik lokasyonu, sosyal donatıları ve yatırım odaklı yapısıyla hem kullanıcılar hem de yatırımcılar için dikkat çekici bir alternatif oluşturuyor… Toplam 69.094 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen ve 1.948 bağımsız bölümden oluşan proje, klasik konut yaklaşımının ötesine geçerek kendi içinde yaşam, çalışma, ulaşım ve sosyal ihtiyaçları karşılayabilen bir “mikro-kent” modeli olarak öne çıkıyor. 1+1 ve 2+1 daire seçenekleriyle farklı kullanıcı profillerine hitap eden proje, modern yaşamın gerekliliklerine uygun şekilde tasarlanmış entegre bir yaşam alanı sunuyor. HAVALİMANINA ENTEGRE YAŞAM KONSEPTİ Dünya genelinde şehirlerin gelişiminde havalimanlarının giderek daha önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken SOA Holding, Air Life’ı Kuzey Kıbrıs’ın ilk modern “hava-kenti” konseptiyle tasarladı. Ercan Havalimanı’nın yanı sıra Lefkoşa şehir merkezine 12 dakika, Girne ve İskele bölgelerine ise yaklaşık 30 dakika mesafede bulunan proje, adanın ulaşım ağının merkezinde yer alıyor.Air Life, yalnızca konum avantajıyla değil, sunduğu yaşam olanaklarıyla da dikkat çekiyor. Açık ve kapalı yüzme havuzları, spor salonu, basketbol sahası, çocuk oyun alanları, restoranlar ve marketlerin yanı sıra kütüphane ve çalışma alanları da projede yer alıyor. Ayrıca havalimanı ve Long Beach transfer hizmetleri sayesinde sakinlerine kesintisiz ulaşım imkânı sunuluyor. ÖĞRENCİ, AKADEMİSYEN VE PROFESYONELLER İÇİN CAZİBE MERKEZİ Air Life’ın çevresinde bulunan 7’den fazla üniversite, projeyi özellikle öğrenciler, akademisyenler ve genç profesyoneller için önemli bir yaşam merkezi haline getiriyor. Kütüphane ve çalışma alanları gibi donatılar eğitim odaklı kullanıcıların ihtiyaçlarına yanıt verirken, Lefkoşa’nın idari ve ticari merkezlerine yakınlığı beyaz yakalı çalışanlar için de önemli bir avantaj sağlıyor. DÖVİZ BAZLI GETİRİ İLE GÜÇLÜ YATIRIM FIRSATI Air Life, yatırımcılarına yalnızca gayrimenkul sahibi olma fırsatı değil, aynı zamanda döviz bazlı kira geliri potansiyeli de sunuyor. Yılın 12 ayı boyunca öğrenciler, akademisyenler ve profesyonellerden oluşan sürekli bir kiracı kitlesine hitap eden proje, düzenli gelir elde etmek isteyen yatırımcılar için güçlü bir alternatif oluşturuyor.SOA Holding tarafından geliştirilen Air Life, stratejik konumu, sürdürülebilir yaşam yaklaşımı ve yüksek kiralama potansiyeliyle Kuzey Kıbrıs’ın yeni nesil yaşam ve yatırım projeleri arasında öne çıkıyor. |
Kıbrıs’ta Havalimanı Çevresi Değerleniyor
Küresel inşaat sektörünün kalbi Ankara’da atıyor
Türkiye ve dünyanın farklı bölgelerinden inşaat sektörünün temsilcilerini bir araya getiren İnşaat Zirvesi Türkiye (CST) 2026, kapılarını açtı. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, 17–18 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara Sheraton Hotel & Convention Centre’da gerçekleştiriliyor. Etkinliğin açılış konuşmalarını T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Chris Bryant, Kırgızistan İnşaat, Mimarlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakanı Oruntaev Nurdan Kemelovich, Gine Şehircilik ve İskan Bakanı Mohamed Lamine Sy Savane, Finlandiya’nın Türkiye Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hämäläinen ve TMB Başkanı M. Erdal Eren gerçekleştirdi.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), inşaat sektörünün dönüşümüne yön verecek konuların ele alınacağı zirvede sektörün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Profesyoneller, karar vericiler, yatırımcılar, kamu temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları, akademi dünyası ve uluslararası sektör temsilcilerinin katılımıyla başlayan Zirve, inşaat sektörünün geleceğine ilişkin önemli görüş alışverişlerine ev sahipliği yapıyor.
İnşaatın geleceği Ankara’da konuşuluyor
Günümüzde inşaat sektörü; ileri teknolojilerin benimsenmesi, dijital dönüşümün hızlandırılması, verimliliğin artırılması, karbon salımlarının azaltılması, sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi ve dijital alanlardaki nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması gibi önemli başlıklarla karşı karşıya bulunuyor. Bu kapsamda düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’da, inşaat sektörünü yeniden tanımlayan en son yenilikler, sürdürülebilir çözümler ve kaliteli yapı malzemeleri sektör temsilcilerinin gündemine taşınıyor. Zirve kapsamında yer alan uluslararası sergi alanlarında katılımcılar, sektörün en yeni ürünlerini, teknolojilerini ve uygulamalarını yakından inceleme fırsatı buluyor. İki gün boyunca devam edecek olan Zirve’de; dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlikten büyük ölçekli projelerin finansmanına, ileri teknolojilerden geleceğe hazır yetkinliklerin geliştirilmesine kadar sektörün gündemindeki kritik başlıklar üst düzey panel oturumlarında değerlendiriliyor. Küresel ölçekte bilgi paylaşımının teşvik edilmesi ve sektörün karşı karşıya olduğu dönüşüm süreçlerine ilişkin farklı perspektiflerin ortaya konulması hedeflenen zirve, inşaat ve yapılı çevre ekosisteminin tüm bileşenlerini buluşturuyor.
Üst düzey katılım
İnşaat Zirvesi Türkiye (CST) 2026’nın açılışında T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Chris Bryant, Kırgızistan İnşaat, Mimarlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakanı Oruntaev Nurdan Kemelovich, Gine Şehircilik ve İskan Bakanı Mohamed Lamine Sy Savane, Finlandiya’nın Türkiye Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hämäläinen ile Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren yer aldı.
Açılış konuşmalarında inşaat sektörünün küresel ölçekte karşı karşıya olduğu dönüşüm süreçleri, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme başlıkları ele alındı.
İnşaat sektörü enflasyonla mücadeleye katkı sağlıyor
T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, açılışta yaptığı konuşmasında “Bu zirvenin, sektörün geleceğine yön verecek değerlendirmelere, yeni iş birliklerine ve ortak vizyonun geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. İnşaat sektörü ülkemizin büyümesi ve kalkınması açısından önemli bir role sahiptir. Enflasyonla mücadele programımıza da önemli katkılar sunmaktadır. Sosyal konut programlarından demiryollarına, enerji alanındaki yatırımlardan altyapı projelerine kadar pek çok alanda sektörümüz önemli görevler üstlenmektedir. İnşaat sektörü, yapı malzemeleri başta olmak üzere çok sayıda girdinin kullanıldığı, nihai tüketim ürünleri alanında birçok sektörü tetikleyen bir yapıya sahiptir. Geçtiğimiz yıl ekonomi yüzde 3,6 büyürken, inşaat sektörü yüzde 10,8’lik büyüme performansı kaydetmiştir. Bu büyümede deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının önemli etkisi bulunmaktadır. Yaklaşık 14 milyon nüfusu etkileyen büyük bir afetin ardından bölgede yeniden inşa çalışmalarını hızla ve profesyonel bir şekilde yürüttük. 440 bin konut çok kısa sürede tamamlandı. Yollar, şehir altyapıları ve üstyapı çalışmaları hızlı bir şekilde hayata geçirildi” dedi.
Körfez bölgesi müteahhitler için önemli
T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, açılışta yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin zor günlerden geçtiğini belirterek, ABD ile İran arasında sağlanacak bir barış mutabakatının dünya ekonomisine, dünya siyasetine, dünya huzuruna, istikrarına ve gelişimine katkı sağlamasını temenni etti. Müteahhitlik sektörünün yaklaşık 250 alt sektöre kaynaklık ettiğini ifade eden Bolat, “Dünyada en fazla ticaret yapılan alanlar arasında hizmetler sektörü öne çıkmaktadır. Yurt dışı müteahhitlik sektörümüz dünyada ikinci sırada yer alıyor. 138 ülkede 13 bini aşan proje gerçekleştirmiş olmamız göğsümüzü kabartıyor. Türk müteahhitlik sektörü, Sayın Cumhurbaşkanımızın hedefleri doğrultusunda ülkemizde son 23 yılda gerçekleştirilen ulaştırma, altyapı ve üstyapı projelerinde önemli roller üstlenmiştir. Ukrayna’da üstlendiğimiz proaktif rol, Orta Asya’daki yakın ilişkilerimizle kazanılan projeler, Balkanlar’da kazanılan projeler, Afrika’da yaklaşık 100 milyar dolarlık projeler müteahhitlerimizin gücünü göstermektedir. Körfez bölgesinde alternatif koridorların oluşturulması, Suriye ve Ukrayna’nın yeniden imarı uluslararası müteahhitlik sektörü için önemli alanlardır” dedi.
‘Yeni iş birliği fırsatlarından memnuniyet duyuyorum’
Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Chris Bryant ise konuşmasında, “Birleşik Krallık ve Türkiye, büyük altyapı projelerini hayata geçirme ve dünyanın dört bir yanında birlikte fırsatlar yaratma konusunda güçlü bir geçmişe sahiptir. İnşaat sektöründe özellikle ideal ortaklarız; çünkü şantiyeye farklı ancak birbirini tamamlayan beceri ve deneyimler getiriyoruz. Türk müteahhitlik uzmanlığını, Birleşik Krallık’ın tasarım, inovasyon, finansman ve mühendislik alanlarındaki güçlü yönleriyle bir araya getirerek, ekonomilerin büyümesi için ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir, dayanıklı ve yüksek kaliteli altyapının geliştirilmesine katkı sağlayabiliriz. Ankara’da sektörün farklı kesimlerinden temsilcilerin bir araya gelerek mevcut ortaklıkları güçlendirmesinden ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirmesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Kırgızistan’dan ‘Asman Şehri’ için davet
Kırgızistan İnşaat, Mimarlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakanı Oruntaev Nurdan Kemelovich ise konuşmasında, “Bugün inşaat sektörü dünya genelinde büyük dönüşümler yaşamaktadır. Ülkelerimizin karşı karşıya olduğu ortak zorluklar vardır. Bunlar; kentleşme, iklim değişikliği, nüfusun uygun fiyatlı ve kaliteli konutlara erişimi, modern altyapının geliştirilmesi, dijital teknolojilerin uygulanması ve şehirlerin sürdürülebilirliğinin artırılmasıdır. Türk şirketleri Kırgızistan’ın inşaat sektörüne ciddi katkılar sunmaktadır. Bu deneyimlerin daha da geliştirilmesi ve şehircilik, altyapı ve turizm alanlarında yeni ortak projelerin hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Türk şirketleri ve yatırımcılarla iş birliğini genişletmeye açık olduğumuzu belirtmek isterim ve onları yeni projelere katılmaya davet ediyoruz. Bu projeler arasında Issık Göl kıyısında “Asman Şehri” kurulması, turizm kümeleri geliştirilmesi, yerel turizmin desteklenmesi, altyapı modernizasyonu ve ülke genelinde yeni sosyal tesislerin inşası yer almaktadır” ifadelerini kullandı.
Gine, iş birliğini yeni bir boyuta taşımaya hazır
Gine Şehircilik ve İskan Bakanı Mohamed Lamine Sy Savane yaptığı konuşmasında “21. yüzyıl; kentleşmenin, dijitalleşmenin ve iklim dönüşümünün yüzyılı olacaktır. Daha hızlı, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir şekilde inşa etmeyi başarabilen ülkeler, küresel ekonomik rekabette önemli bir stratejik avantaj elde edeceklerdir. Gine de bu inanç ile Cumhurbaşkanımız Sayın Mamadi Doumbouya’nın liderliğinde yürütülen kamu politikalarına yön vermektedir. Simandou 2040 Programı bu vizyonun somut ifadesidir. Bu program, ülkemizin kalkınma perspektiflerini şekillendiren ve yeni bir yapılandırılmış yatırım döneminin kapılarını açan kapsamlı bir bölgesel dönüşüm projesidir. Hedefimiz yalnızca daha fazla yapı inşa etmek değildir. Amacımız; rekabetçi, akıllı, kapsayıcı ve ülkemizin ekonomik ve demografik büyümesini sürdürülebilir biçimde destekleyebilecek bölgeler ve şehirler inşa etmektir. Bu çerçevede Türkiye’nin deneyimi önemli bir referans teşkil etmektedir. Türk şirketleri, birçok kıtada karmaşık altyapı projelerini başarıyla hayata geçirme, inşaat süreçlerini sanayileştirme ve çağdaş kalkınma ihtiyaçlarına cevap veren yenilikçi çözümler üretme konularındaki yetkinliklerini kanıtlamışlardır. Gine, bu iş birliğini yeni bir boyuta taşımayı arzulamaktadır” dedi.
‘Uluslararası kredilerde ortak güven tesis edilmeli’
Küresel inşaat sektörünün İnşaat Zirvesi Türkiye 2026 etkinliği ile yeni bir çağa geçiş yaptığını vurgulayan Finlandiya’nın Türkiye Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hämäläinen, “Dünyada altyapı ihtiyacı artarken iklim değişikliği de önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Dirençli şehirlerin ortaya konulmasında yapay zekânın katkıları ve dijitalleşme büyük önem taşıyor.
Finlandiya, 2035 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdünü ortaya koydu. Sürdürülebilir, enerji verimli binaların oluşturulması gibi unsurlar bu bağlamda ele alınıyor. Türk müteahhitler çok önemli bir üne sahip. Finlandiya’nın teknolojisi ve ortaya koyduğu çalışmalar, Türkiye ile kombine edildiği zaman önemli projelerin ortaya çıkabileceğini görüyoruz. Bu bağlamda finansman oldukça önemli. Ekonomik ilişkilerimizi ve Türkiye’deki şirketlerimizi her zaman güvenilir görmeye devam ediyoruz. Uluslararası krediler konusunda ortak bir güvenin tesis edilmesi için hareket ediliyor. Finlandiya’nın ortaya koyduğu teknolojik sağlayıcılarla birlikte Türkiye’nin katkılarıyla önemli çalışmalar yapılabileceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
İnşaat sektörü tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren de zirvenin açılışında yaptığı değerlendirmede, inşaat sektörünün ekonomik büyüme, istihdam ve kalkınmanın temel taşlarından biri olduğunu belirterek, sektörün bugün tarihinin en önemli dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığını ifade etti. Dijitalleşme, yapay zekâ, otomasyon, ileri malzemeler ve veri odaklı proje yönetimi uygulamalarının projelerin tasarlanma, hayata geçirilme ve işletilme biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğini vurgulayan Eren, “Sektörümüz, hızlı kentleşme, iklim değişikliği, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik alanında artan beklentiler gibi küresel ölçekte önemli sınamalarla karşı karşıya bulunuyor. Bu yeni dönemin gerekliliklerine cevap verebilmek; yenilikçiliği, dayanıklılığı ve her şeyden önemlisi uluslararası iş birliğini zorunlu kılıyor” dedi.
Türk inşaat sektörünün odağında teknoloji, sürdürülebilirlik ve iş birliği var
Türk inşaat sektörünün güçlü bir tecrübe ve birikimle geleceğe hazırlandığını belirten Eren, “Türk müteahhitleri son elli yılda 138 ülkede yaklaşık 13 bin projeyi başarıyla tamamlayarak dünyanın önde gelen uluslararası müteahhitlik güçlerinden biri haline geldi. Ancak geçmiş başarılarımızın gelecekteki liderliğimiz için tek başına yeterli olmayacağının da bilincindeyiz. Küresel rekabetin hızla değiştiği bir ortamda yenilikçi yaklaşım ve sürekli dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu doğrultuda çalışmalarımızı teknoloji, sürdürülebilirlik ve uluslararası iş birliği olmak üzere üç temel konu üzerinde yoğunlaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Sektörün tüm paydaşları aynı platformda
Türkiye’nin güçlü müteahhitlik birikimini, yenilikçi teknolojileri ve sürdürülebilir gelecek vizyonunu aynı platformda buluşturan İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’nın, sektörün dönüşümüne katkı sağlayacak önemli iş birliklerine ve fikir alışverişlerine zemin hazırlıyor. Kamu ve özel sektör temsilcilerini, akademisyenleri ve uluslararası sektör paydaşlarını bir araya getiren zirve, iki gün boyunca sektörün geleceğine ilişkin kritik başlıklara ev sahipliği yapmaya devam edecek.
Gayrimenkul değerlemede yapay zekâ dönemi başladı
Türkiye’de 2026 yılının ilk yarısından önce hazırlanan gayrimenkul değerleme raporu sayısının 500 bin bandını aşması, sektörde teknoloji kullanımının bir etkisi olarak öne çıkıyor.
Gayrimenkul değerleme sektörü, artan işlem hacmi ve büyüyen veri ekosistemiyle birlikte önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. 2026 yılının ilk döneminde hazırlanan değerleme raporu sayısının 500 bin seviyesini aşması, sektörün her geçen gün daha fazla veriyle çalıştığını ortaya koyarken, teknoloji ve yapay zekâ uygulamaları da bu süreçlerin daha etkin yönetilmesinde önemli rol oynuyor.
Bir gayrimenkulün değerinin belirlenmesi sürecinde yalnızca taşınmazın fiziksel özellikleri değil; emsal veriler, bölgesel gelişmeler, ulaşım yatırımları, nüfus hareketleri ve ekonomik göstergeler gibi çok sayıda değişken dikkate alınıyor. Veri kaynaklarının çeşitlenmesi ve işlem hacminin büyümesi ise yapay zekâ destekli teknolojileri sektörün gündeminde daha görünür hale getiriyor.
Teknolojik gelişmeler artan rapor hacminin yönetimini kolaylaştırıyor
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cem Gel, “Bugün bir gayrimenkulün değerini belirlerken yalnızca taşınmazın fiziksel özelliklerine bakmıyoruz. Bölgesel gelişim verileri, ulaşım yatırımları, nüfus hareketleri, ekonomik göstergeler ve emsal analizleri gibi çok sayıda değişkeni aynı anda değerlendiriyoruz. Sektörün ulaştığı hacim düşünüldüğünde, bu verilerin yönetilmesinde teknolojinin sağlayacağı katkı her geçen gün daha kritik hale geliyor. Değerleme süreçleri artık yalnızca uzmanlık değil, aynı zamanda etkin veri yönetimi gerektiriyor.” dedi.
Yapay zekâ hız ve verimlilik sağlıyor
Yapay zekâ destekli teknolojilerin değerleme süreçlerinde önemli avantajlar sunduğunu belirten Gel, özellikle veri toplama ve analiz aşamalarında ciddi kazanımlar elde edildiğini belirterek, “Yapay zekâ uygulamalarının sektöre sağladığı en önemli katkılardan biri hız. Geçmişte çok daha uzun sürede gerçekleştirilen veri toplama ve ön analiz süreçleri bugün çok daha kısa sürelerde tamamlanabiliyor. Bu durum yalnızca zamandan tasarruf sağlamıyor, aynı zamanda değerleme uzmanlarının daha yüksek katma değer üreten analiz ve yorumlama süreçlerine odaklanmasına da imkân tanıyor. Böylece hem operasyonel verimlilik artıyor hem de süreçler daha etkin yönetilebiliyor. Gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin temelinde hâlâ uzman bilgisi, saha deneyimi ve mesleki değerlendirme yer alıyor. Yapay zekâyı uzmanlığın alternatifi olarak değil, uzmanlığı güçlendiren ve destekleyen bir araç olarak görmek gerekiyor. Önümüzdeki dönemde sektörün yönünü, insan tecrübesi ile teknolojiyi bir araya getiren hibrit modeller belirleyecek.” açıklamasında bulundu.
Dijitalleşme sürdürülebilir raporlamayı destekliyor
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunduğunu belirten Gel, “Gayrimenkul değerleme sektörü geleneksel olarak yoğun dokümantasyon ve belge yönetimi gerektiren bir alan. Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte fiziksel evrak kullanımının azaltılması, süreçlerin dijital ortamda yürütülmesi ve raporların daha etkin şekilde arşivlenmesi mümkün hale geliyor. Bu dönüşüm yalnızca operasyonel kolaylık sağlamıyor; aynı zamanda kaynak kullanımını azaltarak sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunuyor.” dedi.
Artan işlem hacmi ve büyüyen veri ekosistemi karşısında teknoloji destekli çözümlerin öneminin daha da artacağını belirten sektör temsilcileri, önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon teknolojilerinin gayrimenkul değerleme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geleceğini öngörüyor.
ASKON Gayrimenkul Buluşması 2026
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen “İnşaat ve Gayrimenkul Sektöründe Güncel Değerlendirmeler” programında; sektörün mevcut durumu, kentsel dönüşüm, finansman imkanları, konuta erişim ve uluslararası büyüme stratejileri masaya yatırıldı. ASKON Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen bu stratejik buluşmada konuşan ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, inşaat sektörünün ekonominin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu vurgularken, Emlak Konut GYO Genel Müdürü Yasir Yılmaz da sektörün geleceğine yönelik stratejik çalışmalar ve uluslararası projeler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Buluşmaya ASKON İnşaat ve Mobilya Sektör Kurulu Başkanı Abdulkadir Akkuş ile çok sayıda sanayici, iş insanı ve sektör temsilcisi katılım sağladı.

“İnşaat Sektörünün Yaşaması ve Üretmesi Gerekiyor”
Programın açılışında konuşan ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, inşaat sektörünün Türkiye ekonomisi için üstlendiği lokomotif role dikkat çekti. Sektörün durmasının topyekûn bir ekonomik yavaşlamaya yol açacağını belirten Aydın, şu stratejik vurguları yaptı:
“İnşaat sektörü, yaklaşık 250 alt sektörü doğrudan besleyen devasa bir ekosistemdir. Sektörün durması bu kolların tamamını doğrudan etkiler. Dolayısıyla inşaat sektörünün yaşaması, üretmeye ve çalışmaya devam etmesi gerekiyor. Bu sektör sadece konut üretmiyor; istihdam oluşturuyor, sanayiyi destekliyor ve ekonomik büyümeye katkı sağlıyor.”
Aydın ayrıca, deprem gerçeğinin ardından güvenli şehir mimarisinin önemine değinerek, kentsel dönüşümün artık bir tercih değil, milli bir zorunluluk olduğunu ifade etti ve kamu-özel sektör iş birliğinin Türkiye Yüzyılı hedeflerindeki stratejik önemini vurguladı.

Emlak Konut GYO’dan Tarihi Uluslararası Sukuk İhracı ve Küresel Yatırımlar
Emlak Konut GYO’nun yurt içi kentsel dönüşüm vizyonunun yanı sıra global arenadaki yeni projeksiyonlarını paylaşan Genel Müdür Yasir Yılmaz, şirketin uluslararası açılım hamlelerini duyurdu. Yılmaz, Türk müteahhitlik sektörü ve yerli markalarla birlikte Körfez, Avrupa ve Türk Cumhuriyetleri’nde büyük bir sinerji yaratmayı hedeflediklerini belirten şu önemli gelişmeleri aktardı: Hayat Mekke Projesi: Suudi Arabistan’da geliştirilen bu dev proje başta olmak üzere, Körfez bölgesindeki yeni yatırım fırsatları operasyonel hale getirildi. Uluslararası Sukuk İhracı: Emlak Konut’un ilk uluslararası sukuk ihracının başarıyla tamamlandığı ve küresel yatırımcılardan yoğun talep gördüğü açıklandı. Bu başarı, Türkiye gayrimenkul sektörüne olan uluslararası güvenin tescili olarak yorumlandı.
Sektör Kurulundan Güvenli Şehir Vurgusu ve “Anahtar Fikirler Zirvesi”
ASKON İnşaat ve Mobilya Sektör Kurulu Başkanı Abdulkadir Akkuş ise Türkiye’nin şehircilik, yaşam kalitesi ve sürdürülebilir kalkınma alanındaki ekonomik performansına değinerek, güçlü şehirlerin ancak vizyoner, sorumluluk sahibi ve güvenli yapılarla inşa edilebileceğini belirtti.
Buluşmanın kapanış bölümünde Emlak Konut GYO Genel Müdürü Yasir Yılmaz, girişimcilik, teknoloji ve gayrimenkul yatırım ekosistemlerini bir araya getirecek olan Emlak Konut Anahtar Fikirler Zirvesi için tüm ASKON üyelerine resmi davette bulundu. Program, sektör temsilcilerinin sorularının yanıtlandığı interaktif oturumla son buldu.

Eska Edition Kent Etabı satışa çıktı
ESKA Group’un Çerkezköy’de geliştirdiği Eska Edition projesinde ikinci etap olan Kent etabı satışa sunuldu. Geçtiğimiz yıl satışa çıkan Flora etabında satışların kısa sürede tamamlanmasının ardından proje, ikinci fazı olan Kent Etabı’nın lansmanıyla satış sürecine hız kesmeden devam ediyor. Flora etabına gelen güçlü talep; bölgede nitelikli konut ve entegre yaşam alanlarına yönelik talebi ortaya koyarken, projemiz vaat edilen teslim takvimine sadık kalarak bölgenin çehresini değiştirmeye hazırlanıyor. Toplam üç etap olarak planlanan Eska Edition; konut, residence, ofis, ticari alan ve otel fonksiyonlarını bir araya getiren karma yaşam konseptiyle konumlanıyor. Proje toplamda 75.000 m² inşaat alanı üzerinde geliştiriliyor ve üç etap sonunda yaklaşık 600 konuta ulaşması hedefleniyor.
Kent Etabı: Entegre yaşam ve fonksiyonel şehir modeli
Eska Edition Kent Etabı, konut, çalışma, ticaret ve konaklama fonksiyonlarını tek merkezde birleştiren entegre bir yaşam modeli olarak tasarlandı. Residence’taki yaşam alanları, modern şehir yaşamına uygun bağımsız yaşam birimlerinden oluşurken yatırım ve uzun dönem kullanım açısından esnek bir yapı sunuyor. Ofis ve co-working alanları, artan kurumsal ihtiyaca yönelik esnek kullanım imkânı sunarken; ticari alanlar günlük yaşamla entegre bir ekonomik hareketlilik alanı oluşturuyor. Sosyal ve spor alanları ise yaşam kalitesini destekleyen tamamlayıcı unsurlar olarak projede yer alıyor. Kent Etabı’nın 24 ay içinde tamamlanması planlanıyor.
“Çerkezköy yapısal bir dönüşüm sürecinde”
ESKA Group Kurucu Ortağı Giray Engin Baysak, şirketin yalnızca gayrimenkul geliştiren bir yapı değil, faaliyet gösterdiği bölgelerde uzun vadeli değer üreten bir yatırım grubu olduğunu belirterek şunları söyledi: “ESKA Group olarak yalnızca yapı üreten bir şirket değil, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde ekonomik ve kentsel dönüşüme katkı sağlayan bir yatırım grubuyuz. Çerkezköy, sanayi gücü ve ulaşım yatırımlarıyla birlikte İstanbul’a entegre yeni bir yaşam ve yatırım aksına dönüşüyor. Eska Edition Kent Etabı bu dönüşümün doğal sonucudur.”
‘’Ulaşım yatırımları İstanbul entegrasyonunu güçlendiriyor’’
Çerkezköy, son dönemde hız kazanan ulaşım projeleriyle İstanbul’a entegrasyonunu artırıyor. Halkalı–Kapıkule hızlı tren hattının Çerkezköy–Kapıkule etabında test süreçleri tamamlanmış olup hattın bu yıl içinde devreye alınması planlanıyor. Halkalı–Çerkezköy etabının ise önümüzdeki yıl hizmete girmesi öngörülüyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Çerkezköy ile İstanbul Halkalı arasındaki ulaşım süresinin yaklaşık 20 dakikaya düşmesi bekleniyor.
“Entegre yaşam modelleri şehirlerin geleceğidir”
ESKA Group Kurucu Ortağı Semih Arda, projeyi yalnızca bir konut geliştirme projesi olarak görmediklerini belirterek şunları söyledi: “Eska Edition Kent Etabı’nı tasarlarken hedefimiz, konut, ticaret, ofis ve konaklama fonksiyonlarını entegre eden bir yaşam modeli oluşturmaktı. Geleceğin şehirleri, birbirinden ayrışan yapılar değil; ulaşım ve yaşam bütünlüğü üzerine kurulu entegre merkezler olacaktır.”
Residence, Ofis ve Ticaret Tek Çatı Altında
Projede 150 residence daire, 56 ofis, 44 mağaza ve ESKALAND marka paylaşımlı ofis alanı bulunmaktadır. Toplam 3 etapta 23.000 m2 arazide 75.000 m2 inşaat alanına sahip Kent etabının teslimi 24 ay içerisinde gerçekleşecektir.1+1’ler 67 m2 ile 73 m2 arasında 2+1 daireler ise 86 m2 ile 106 m2 arasındadır. Bölgenin sanayi ve iş dünyasının merkezi olması nedeni ile yoğun talep alan ofisler Çerkezköy OSB’ye de yakınlığı ile dikkat çekiyor. Ofisler 60 m2 ile 255 m2 arasında ve talebe göre birleştirilebilir mimari planlardan oluşmaktadır. Projede metrekare fiyatları konutlar için 70.000 TL, ofisler için 110.000 TL’den başlamaktadır. 1+1 residence dairelerinin fiyatları 4.700.000 TL’den başlarken, 2+1 residence dairelerinin fiyatları 6.300.000 TL’den başlıyor. Proje lansmana özel %30 peşinat ile bakiye vade farksız 24 taksit yapılıyor. Ayrıca peşin ödemelerde lansmana özel %12 indirim fırsatı sunuluyor.
IBIS Otel
Accor ve ESKA Group, dünyanın önde gelen ekonomi segmenti otel markalarından IBIS’i, Eska Edition Kent Etabı kapsamında Çerkezköy’e kazandırmak üzere iş birliği yaptı. 1974 yılından bu yana faaliyet gösteren ibis, 65’ten fazla ülkede 1.200’ün üzerinde oteliyle misafirlerine güvenilir kalite, konfor ve güçlü fiyat-performans Dengesi sunuyor. Proje, Çerkezköy’ün gelişen konaklama altyapısına önemli bir katkı sağlarken, bölgenin iş ve yatırım merkezi olarak artan cazibesini de yansıtıyor. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Accor Türkiye İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Onur Kurç, şunları söyledi: Çerkezköy, sanayi, üretim ve lojistik alanlarında kaydettiği hızlı büyüme sayesinde uluslararası markalar için giderek daha cazip bir destinasyon haline geliyor. Eska Edition Kent etabı bünyesinde hayata geçirilecek ibis otelinin, bölgedeki iş seyahati kaynaklı konaklama talebine güvenilir ve kaliteli bir çözüm sunarken, misafirlerin ibis markasından beklediği konforu, pratikliği ve güçlü fiyat-performans dengesini sağlayacağına inanıyoruz. Bu projede ESKA Group ile iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyor, yatırımın bölgenin uzun vadeli gelişimine katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Dijital Dönüşüm Zirvesi 2026
DÜNYA Gazetesi tarafından, Türk Telekom’un ana sponsorluğunda düzenlenen Dijital Dönüşüm Zirvesi, iş dünyasının liderlerini ve teknoloji profesyonellerini İstanbul Finans Merkezi Halkbank İstanbul Konferans Salonu’nda bir araya getirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen dev organizasyonda, 5G altyapısından yapay zekâ teknolojilerine kadar geleceği şekillendirecek stratejik başlıklar masaya yatırıldı.
Zirvenin açılış konuşmalarını DÜNYA Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ve Türk Telekom CEO’su Ümit Önal gerçekleştirirken, etkinlik iş dünyasının dijitalleşme vizyonuna yeni bir projeksiyon tuttu.
“İletişimin Yeni Çağı” ve Dijital Ekonominin Geleceği
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, zirvede “İletişimin Yeni Çağı” başlıklı özel bir hitap gerçekleştirdi. Bakan Uraloğlu konuşmasında, dijital altyapı yatırımlarının Türkiye ekonomisi, iş dünyası ve toplumsal dönüşüm üzerindeki makro etkilerine dikkat çekti. Türkiye’nin köklü ekonomi yayını DÜNYA’nın organize ettiği zirvede; 5G teknolojileri, yapay zekâ entegrasyonu, yeni nesil bankacılık sistemleri ve şirketlerin global dijital dönüşüm stratejileri kapsamlı analitik verilerle değerlendirildi.

5G ve Sektörel Dijital Dönüşüm Gündemi
Zirve kapsamında, alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı iki stratejik panel düzenlendi: “Dijital Dönüşüm Gündemi” Paneli: Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan’ın moderatörlüğünü üstlendiği ilk oturumda; Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Başkanı ve ULAK Haberleşme Genel Müdürü Dr. Ali Rıza Kılıç, IBM Türkiye Genel Müdürü Işık İlhan Gürtuna ve BAEM Teknoloji Genel Müdürü Mehmet Çakır 5G altyapısı ve yerli teknoloji ekosistemini tartıştı. “Sektörlerin Dijital Dönüşümü ve 5G” Paneli: Türk Telekom Kurumsal Satış Genel Müdür Yardımcısı Fatih Türkoğlu’nun yönetimindeki ikinci oturumda ise Halkbank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Olcay Atlıoğlu, İGA Dijital Hizmetler ve Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Ersin İnankul ile İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş finans, havacılık ve Ar-Ge merkezlerindeki dijitalleşme adımlarını aktardı.
Zirvenin özel kapanış oturumunda ise İş Fütüristi ve DÜNYA Gazetesi Yazarı Ufuk Tarhan, “Yapay Zekâ ile Çalışmak” başlıklı sunumuyla geleceğin iş modelleri ve insan-robot işbirliği süreçlerine dair vizyoner bir sunum gerçekleştirdi.

Sıfır Atık Forumu 2026: Hedef Antalya COP31
İstanbul, dünya genelinde çevre ve sürdürülebilirlik politikalarına yön verecek tarihi bir zirveye ev sahipliği yaptı. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026, 150’den fazla ülkeden gelen küresel liderleri, bakanları ve binlerce uluslararası delegeyi bir araya getirdi. Forum, çevre vizyonunun küresel çapta en somut ve kurumsal adımlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Bu stratejik buluşma, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın öncülüğünde küresel bir harekete dönüşen sıfır atık vizyonunun, uluslararası politikalardaki ağırlığını bir kez daha tahkim etti.
COP31 Öncesi En Kritik Viraj: “Antalya’ya Giden Yol”
Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde düzenlenen forum, küresel iklim diplomasisinin en önemli hazırlık platformu niteliğini taşıyor. “Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık” ana temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, döngüsel ekonomi ve atık yönetimini teorik birer çevre politikası olmaktan çıkarıp, iklim değişikliğiyle mücadelenin merkezine yerleştirdi.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, forumun stratejik önemini şu sözlerle aktardı: “İstanbul’da düzenlediğimiz Sıfır Atık Forumu ile temel amacımız, COP31’e giden süreçte ülkeler, şehirler ve sektörler arasında uygulama odaklı işbirliklerini güçlendirmektir. Sıfır atığı küresel iklim eyleminin temel yapı taşlarından biri haline getiriyoruz. Antalya’ya giden bu yolda, ortak akıl ve kolektif sorumlulukla hareket ederek somut sonuçlar üreten bir dönüşümü birlikte inşa edeceğiz.”
Kritik Sektörlerde Döngüsel Ekonomi ve Bakanlar Oturumları
Forum kapsamında düzenlenen yüksek düzeyli panellerde; sanayi, enerji, tarım, şehircilik ve gıda sistemleri gibi küresel emisyonların merkezinde yer alan kritik sektörler masaya yatırıldı. Sektörel dönüşümü hızlandırmak amacıyla gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Bakanlar Oturumları‘nda şu başlıklar öne çıktı: Sanayi ve Teknoloji Bakanları Oturumu: Döngüsel üretim modelleri, yeşil finansman mekanizmaları ve plastik atıkların azaltılmasına yönelik teknolojik inovasyonlar. Tarım ve Orman Bakanları Oturumu: Gıda değer zinciri boyunca atıkların önlenmesi, gıda atıkları ve metan emisyonlarının azaltılması. Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanları Oturumu: Kaynak verimliliği, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve temiz enerji entegrasyonu.
İstanbul Sıfır Atık Haftası ve Kitlesel Farkındalık
Forumla eş zamanlı olarak organize edilen İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında şehir genelinde geniş katılımlı etkinlikler düzenlendi. Haftanın en dikkat çeken organizasyonu olan Sıfır Atık Festivali, interaktif sergiler, atölye çalışmaları ve sürdürülebilir yaşam deneyim alanlarıyla dünyanın en büyük açık hava sıfır atık buluşmalarından biri olarak toplumsal farkındalığı zirveye taşıdı.
Forumun Küresel Çıktıları ve Taahhütler
Sıfır Atık Forumu 2026, sadece stratejik tartışmaların yapıldığı bir platform olmakla kalmayıp, küresel politika üretimine yön verecek somut çıktılara imza attı. Forumun kapanışıyla birlikte yürürlüğe girmesi planlanan kritik belgeler şunlardır: Antalya’ya Giden Yol Bildirgesi: COP31 müzakerelerine temel oluşturacak küresel deklarasyon. Şehirler İçin Sıfır Atık Eylem Taahhütleri Paketi: Yerel yönetimlerin karbon nötr hedeflerine ulaşmasını hızlandıracak rehber. Metan Emisyonu ve Gıda Atığı Azaltım Kılavuzu: Şehir ölçeğinde uygulanabilir, operasyonel çözüm modelleri. Bu çıktılar, uluslararası kuruluşlar, iş dünyası, yatırımcılar ve yerel yönetimler arasında çok paydaşlı ortaklık mekanizmalarının kurulmasına zemin hazırlayarak sürdürülebilir bir geleceğin kapılarını aralıyor.
Gayrimenkulde Değer Artışının Yeni Dinamikleri
Türkiye’de gayrimenkul sektöründe değer artışını belirleyen kriterlerin değiştiği görülüyor. Artık yalnızca lokasyon değil; proje güvenilirliği, mühendislik kalitesi, sosyal donatılar, ulaşım bağlantıları ve yaşam standardı gibi unsurlar da konut değerini doğrudan etkiliyor. Sektörde yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye genelinde konut alıcılarının yaklaşık yüzde 68’i satın alma kararında yalnızca fiyat ve lokasyon yerine, projenin güvenilirliği ve yaşam kalitesini de dikkate alıyor. Büyükşehirlerde ise bu oranın yüzde 75 seviyelerine kadar yükseldiği ifade ediliyor. Ayrıca sürdürülebilirlik ve planlı şehirleşme kavramlarının da son yıllarda gayrimenkul değerlemesinde daha belirleyici hale geldiği belirtiliyor…
Enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarına entegre ve sosyal yaşam alanları güçlü projelerin ikinci el değerlerinde ise ortalamaya göre yüzde 20’ye varan daha hızlı artış görüldüğü değerlendiriliyor.
SEKTÖRDE ARSA VE KONUT YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM
Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, gayrimenkul sektöründeki dönüşümün artık yalnızca teorik bir değişim olmadığını, sahada da karşılık bulduğunu belirterek şirketin Ankara’daki yatırım süreçlerine ilişkin bilgi verdi.
Yılmaz, Medar İnşaat’ın Ankara’da farklı bölgelerde yürüttüğü arsa ve proje yatırımlarının bu dönüşümün bir yansıması olduğunu ifade ederek, “Esenboğa bölgesinde gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 3 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında geliştirdiğimiz Medar Port Projeleri’nde inşaat süreci başlamış durumda. Toplam 380 daireden oluşan projemizi etaplar halinde hem yatırımcılara hem de son kullanıcılara teslim etmeyi planlıyoruz” dedi.
Sincan Saraycık ve Yeni Peçenek bölgesinde yürütülen yatırımlara da değinen Yılmaz, “Bu bölgede gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 4,5 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında Medar Batıpark ve Medar Panorama projelerimiz için proje ve ruhsat çalışmalarımız devam ediyor. Söz konusu projelerin inşaatına 2027 Şubat ayı sonunda başlamayı hedefliyoruz. Toplam 180 ve 105 daireden oluşacak bu iki proje, bölgedeki konut ihtiyacına yönelik olarak planlandı” ifadelerini kullandı.
Gayrimenkul sektöründe değer algısının değiştiğine dikkat çeken Yılmaz, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:
“Gayrimenkul sektörü bugün yalnızca yapı üretiminin değil, yaşam üretiminin konuşulduğu bir döneme girmiş durumda. Değer artık tek başına metrekare ya da lokasyonla tanımlanmıyor; bir projenin mühendislik yaklaşımı, güvenlik standartları, sosyal yaşam alanları ve uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu toplam değeri belirleyen ana unsurlar haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde alıcıların karar süreçlerinde güven, marka itibarı ve yaşam kalitesi daha belirleyici bir konuma yükselmiş durumda. Bu değişim, sektörün daha planlı ve nitelikli projelere yönelmesini zorunlu kılıyor.”
Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların artarak devam edeceğini de vurguladı.
Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların devam edeceğini ifade etti.
Folkart Nova’da Yaşam Başladı
Yüksek yaşam standartlarına sahip konut, ofis ve karma yapılar geliştiren, Türkiye’nin öncü gayrimenkul geliştirici şirketlerinden Folkart’ın, European Property Awards’ta “Avrupa’nın En İyi Yüksek Katlı Konut Projesi” ödülünü alan Folkart Nova’da artık yaşam başladı.
200 milyon dolar yatırım değerindeki Folkart Nova’nın mimari tasarımı TAGO Architects imzasını taşıyor. Projede anahtar teslimleri devam ederken, İzmir merkezinde yüksek standartlı bir yaşam tarzı tercih edenler için sınırlı sayıdaki konut seçeneği de satışa sunuluyor.
İzmir ve Türkiye’nin markalı konut sektöründe öncü gayrimenkul geliştiricilerinden Folkart’ın, European Property Awards’ta “Avrupa’nın En İyi Yüksek Katlı Konut Projesi” ödülünü alan prestij projesi Folkart Nova’da yaşam başladı. İzmir Alsancak’ta denize 720 metre mesafede, farklı yüksekliklerde tasarlanan üç kulenin birleşiminden oluşan Folkart Nova, şehir merkezindeki konumu ile öne çıkıyor. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, İzmir’de 20 yıldır markalı konut kavramını, kente değer katan bir yaşam kültürü olarak ele aldıklarını hatırlattı:
“Bu süre içinde gerçekleştirdiğimiz 21 proje ile kentin farklı noktalarına nitelikli yapılar kazandırdık. Folkart Nova, İzmir’e attığımız en değerli imzalardan biri. Uluslararası ölçekte saygın bir değerlendirme platformu olan European Property Awards’dan kazandığımız Avrupa’nın En İyi Yüksek Katlı Konut Projesi ödülünü yalnızca bir başarı göstergesi olarak değil; mimari kaliteye, estetiğe ve yüksek yaşam standartlarına verdiğimiz önemin uluslararası ölçekte zarif bir teyidi olarak görüyoruz. Bugün Folkart Nova’da yaşamın başlaması ve konut sahiplerinin yeni evlerine yerleşmeye başlaması ise bir proje geliştiricisi için en anlamlı anlardan biri. Bir yapının gerçek değeri, içinde hayat başladığında ortaya çıkar. Nova’nın da uzun yıllar boyunca İzmir’in kent yaşamına değer katan seçkin adreslerden biri olacağına inanıyoruz”
Toplamda 200 milyon dolar yatırım değeriyle hayata geçirilen Folkart Nova, Folkart Vega’nın yanı başında yer alıyor. Proje, 1+1, 2+1, 3+1, 3+1 dubleks ve 4+1 olmak üzere farklı konut tiplerinin yanı sıra ticari alanlardan oluşuyor. Toplam 202 konut ve ticari alanı barındıran yapıda balkonları ile birlikte geniş yaşam alanları yer alıyor.
TAGO Architects imzalı üç kuleli yapı
Mimari tasarımı uluslararası mimarlık ofisi TAGO Architects tarafından gerçekleştirilen proje, farklı açılarda kurgulanan kuleleri sayesinde şehir ve deniz manzarasının daha geniş bir açıyla algılanmasını sağlıyor. Organik hatların, akıcı formların ve geniş cam yüzeylerin öne çıktığı mimari yaklaşım, yapının dış cephesinde olduğu kadar iç mekân kurgusunda da hissediliyor. Geniş balkonlar, panoramik manzaraya açılan yaşam alanları ve gün ışığını içeri taşıyan planlama, projenin mimari karakterini belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
202 konut ve farklı yaşam tipleri
Folkart Nova, tek yaşayanlardan çocuklu ailelere kadar farklı kullanıcı profillerine hitap eden bir konut dağılımı sunuyor. Projede yer alan daire tipleri, farklı yaşam alışkanlıklarına yanıt verecek biçimde kurgulanırken, yüksek tavanlı iç mekânlar, geniş açıklıklar ve gün ışığını güçlü biçimde içeri alan cephe yapısı öne çıkıyor. Üst katlarda yer alan dairelerde panoramik şehir ve deniz manzarası daha geniş bir perspektifle hissedilirken, teraslı ve balkonlu planlama açık hava kullanımını günlük yaşamın parçası hâline getiriyor.
Sosyal alanlar zemin üstü ilk iki katta toplandı
Projede sosyal yaşam alanları da geniş yer tutuyor. Açık ve kapalı nitelikli yüzme havuzları, geniş güneşlenme terasları, açık hava oturma alanları, açık ve kapalı çocuk oyun alanları, yürüyüş yolları, fitness salonu, pilates ve yoga stüdyoları projenin ortak kullanım alanları arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak spa, sauna, buhar odası, lounge, mini sinema, oyun odaları, toplantı odası, kütüphane ve çalışma odası da projede yer alıyor. Sosyal alanların tamamı doğal gün ışığı alacak biçimde zemin üstü ilk iki katta konumlanıyor. Projede ayrıca doktor odası, araç yıkama alanı ve 3 katlı kapalı otopark da bulunuyor.
Şehir merkezinde, denize 720 metre mesafede
Folkart Nova, İzmir’in yeni kent aksında, şehirle doğrudan ilişki kuran bir noktada yer alıyor. Denize 720 metre mesafede yer alan proje; Alsancak, Kordon, Kültürpark, alışveriş merkezleri, restoranlar ve kafelere kısa sürede ulaşım imkânı sunuyor.
Metro, tramvay ve İZBAN duraklarına, ana ulaşım arterlerine ve otoyol bağlantı noktalarına dakikalar içinde erişilebilen proje, şehir içi hareketlilik açısından güçlü bir konum avantajı taşıyor. Medicana International Hospital’a komşu olan Folkart Nova; Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi’ne de kısa mesafede bulunuyor. Adnan Menderes Havalimanı’na uzaklığı ise yaklaşık 18 kilometre.
Hem yaşam hem yatırım değeri taşıyor
Folkart Nova, merkezî konumu, ödüllü mimarisi, kapsamlı sosyal alanları ve teknik donanımıyla yalnızca yaşam odaklı değil, yatırım açısından da güçlü bir profil sunuyor. Proje, İzmir’in en değerli bölgelerinden birinde yer alması nedeniyle yüksek kiralama potansiyeli ve uzun vadeli değer artışı beklentisiyle de dikkat çekiyor.
İnşaat ve Gayrimenkulde 2026 Trendleri
Gayrimenkul ve inşaat sektörü, değişen ekonomik dinamikler, teknolojik gelişmeler ve tüketici beklentileri doğrultusunda dönüşümünü sürdürürken, 2026 yılında sektöre yön verecek yatırım trendleri de netleşmeye başladı. Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor…
SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi.
Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor
Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti.
“Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu.
Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor
Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti.
Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında
Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi.
“Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi.
‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’
2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
“Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu.











