Pazartesi, Haziran 29, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 53

Konut sektöründe 2025 yılında hareketlilik bekleniyor

0

Konut sektörü, 2025 yılında ekonomideki toparlanma sinyalleriyle birlikte yeni bir döneme giriyor. Uzmanlar, özellikle konut arzında beklenen artış ve konut kredi faizlerindeki olası düşüşlerin sektöre ivme kazandıracağını öngörüyor. Kamunun konut üretimine verdiği destek ile konut arzında önemli bir artış bekleniyor. Sektör temsilcileri, yeni projelerin devreye alınmasıyla hem piyasadaki konut ihtiyacının karşılanacağını hem de fiyatların dengeleneceğini belirtiyor.

Konut arzında artış ve konut kredilerinde faiz indirimi bekleniyor

Mevcutta 3 seviyelerinde olan konut kredi faizlerinin 2025 yılı sonlarında yüzde 2’lere gerilemesinin beklendiğini ifade eden Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, ‘‘2025 yılında faiz indirimlerinin devam etmesi bekleniyor. 2025 yılı sonu gibi konut faiz oranlarının 2 seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Finansmanın kolaylaşması gayrimenkul tarafına talebi artıracaktır. Finansman kolaylaştıkça talep artacaktır. Fiyatlarda da buna bağlı olarak yükseliş görülebilir’’ ifadelerini kullandı.

Kamunun destek ve teşvikleriyle konut arzının artabileceğini ifade eden Özelmacıklı, ‘‘Devletin dar gelirli vatandaşlar için konut üretmesi ile konut arzının artırılması bekleniyor. Türkiye’de yılda 800 bin konut ihtiyacı var bu sayıyı şu an karşılayamıyoruz. Devletin daha önce kuralarını çektiği 250 bin konut projesinin ihale süreçleri Haziran ayına kadar yapılıyor olacak. Bu konutların da teslimiyle birlikte önemli bir konut edindirme sağlanmış olacak’’ şeklinde konuştu.

2024’te ipotekli konut satışlarında düşüş dikkat çekti

İpotekli satışların önceki yıllara göre düşük kaldığını ifade eden Özelmacıklı, ‘‘Özellikle son dönemde ipotekli konut satışlarının oranı çok düşük kaldı. Toplam gayrimenkul satışları içerisinde ipotekli satışların payı yüzde 10 seviyesine kadar düştü. Satışlar çoğunluk olarak ikinci el konutlarda gerçekleşti’’ diye konuştu.

2024 yılının konut satışı rakamlarına ilişkin de bilgi paylaşan Özelmacıklı, ‘‘2024 yılının son döneminde konut satışlarında artışlar görülmüştü. 1 milyon 400 bin civarı konut satışı oldu. Bu satışların da 150-160 bini kredili satıldı’’ dedi.

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, BAU 2025 ile Global Arenada Gücünü Göstermeye Hazırlanıyor

0

BAU 2025 ile önemli bir partnerlik anlaşması imzalayan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, global alandaki etkisini artırmak adına 13-17 Ocak 2025 tarihleri arasında Münih’te düzenlenecek fuara stantlı olarak katılıp sektör paydaşlarıyla buluşacak. Türkiye’nin yapı ve inşaat sektöründeki lider fuarı, BAU 2025 için tüm hazırlıklarını tamamladı.

İnşaat, yapı malzemeleri ve mimari teknolojiler alanında dünyanın lider fuarlarından biri olan BAU 2025, 13-17 Ocak 2025 tarihleri arasında Almanya’daki Messe München Ticaret Fuar Merkezi’nde düzenlenecek.

2005 yılından beri İstanbul Ticaret Odası’nın milli katılım organizasyonunu yürüttüğü BAU 2025 Yapı ve İnşaat Fuarı’nda geleceğe dönük yapı stratejileri ele alınacak. Bu kapsamda, iklim dostu yarının dayanıklı mimarisine giden yollar, kaynak verimliliği, uygun maliyetli inşaat stratejileri, dönüşümler, kırsal ve kentsel bölgelerdeki sürdürülebilir değişim ve konut sorununun çözümü gibi konu başlıkları değerlendirilecek. 

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul ise global alandaki etkisini artırmak adına her iki yılda bir düzenlenen mimarlık, inşaat malzemeleri ve teknolojileri alanındaki dünyanın önde gelen fuarları arasında yer alan BAU 2025 ile önemli bir partnerlik anlaşması gerçekleştirdi. Anlaşma kapsamında Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul; Münih’te düzenlenecek fuara EO/EG salonunda 04 stant numarasıyla katılarak tanıtım çalışmalarını yapmanın yanı sıra mevcut ve potansiyel iş ortaklarıyla da görüşme fırsatı yakalayacak.

BAU 2025’e dair açıklamalarda bulunan Yapı Fuarı Direktörü Banu Keskin, “Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul olarak, global arenadaki varlığımızı güçlendirecek önemli bir adım attık. BAU 2025 ile yaptığımız partnerlik anlaşması sayesinde, 13-17 Ocak tarihlerinde Münih’te düzenlenecek fuarda sektörümüzü uluslararası platformda temsil ederek, yeni iş birlikleri için dünyaya kapı açacağız. Küresel çapta mimarları, planlamacıları, yatırımcıları ve sektör profesyonellerini standımızda ağırlayacak olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Katılımcılara inşaat sektörünün geleceğini şekillendiren en yeni teknikler, malzemeler ve teknolojilerle tanışma fırsatı sunacak BAU 2025 sayesinde ziyaretçiler, inşaatın geleceğini bizzat deneyimleme şansına sahip olacak.

Balkanlar, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgedeki en büyük, dünyada ise beş büyük yapı fuarından biri olan 47. Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul ise 16-19 Nisan 2025 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. 

İstanbul Mobilya Fuarı 2025: Avrupa’nın En Büyük Mobilya Buluşması

0
İstanbul Mobilya Fuarı, 21-25 Ocak 2025

Mobilya sektöründe dünyanın dört bir yanından profesyonelleri bir araya getirecek olan İstanbul Mobilya Fuarı, 21-25 Ocak 2025 tarihleri arasında kapılarını açmaya hazırlanıyor. Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Mos Fuarcılık A.Ş. iş birliği ile düzenlenen ve Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) desteğiyle gerçekleştirilecek bu organizasyon, Avrupa’nın en büyük mobilya fuarı olarak dikkat çekiyor.

Geçen yıl birçok katılımcı firmanın beklentilerini karşılayamayan fuar, bu yıla çok iddialı bir şekilde hazırlandı. Modern, klasik, minimalist, yenilikçi ve sürdürülebilir mobilya tasarımlarının sergileneceği, sektörün geleceğini belirleyecek bir platform olacak.

Kalekim Genel Müdürü Şirket İçi Atamayla Soner Çetinkaya Oldu

0
Kalekim Genel Müdürü Şirket İçi Atamayla Soner Çetinkaya Oldu

Türkiye yapı kimyasalları sektörünün lider şirketlerinden Kalekim’in yeni Genel Müdürü, şirket içi atamayla Soner Çetinkaya oldu. Kale Grubu Şirketleri çatısı altında faaliyet gösteren Kalekim, sektöre öncülük eden konumunu yeni yönetim vizyonuyla daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Yapı kimyasalları sektöründe Türkiye ve bölgesinde lider, Avrupa’da ise ilk beş arasında yer alan Kalekim, yeni Genel Müdürü Soner Çetinkaya’nın liderliğinde, yenilikçi yaklaşımlarıyla sürdürülebilir büyümesini devam ettirecek.

Kalekim’de Yeni Dönem

2000 yılından bu yana Kalekim bünyesinde çeşitli pozisyonlarda görev yapan Soner Çetinkaya, şirketin dinamiklerini yakından bilen ve Kalekim’in büyüme yolculuğuna yıllardır önemli katkılar sağlayan bir isim. Bu atama, Kalekim’in kendi içindeki yeteneklere verdiği değeri ve çalışanlarının kariyer gelişimini destekleme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Soner Çetinkaya’nın liderliğinde Kalekim, sürdürülebilirlik, yenilikçi ürün geliştirme ve dijitalleşme alanlarındaki yatırımlarını artırarak sektördeki öncü rolünü pekiştirecektir. Şirketin temel stratejileri arasında, yapı kimyasalları sektöründe global ölçekteki başarılarını artırmak, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim modelleri geliştirmek ve müşteri memnuniyetine dayalı hizmet anlayışını daha da güçlendirmek yer alıyor.

Soner Çetinkaya’nın liderliğiyle Kalekim, hem ulusal hem de uluslararası arenada sektöre yön veren bir marka olmaya devam edecek.

İnşaatta dönüşümün anahtarı: Hız ve verimlilik

0
İnşaatta dönüşümün anahtarı: Hız ve verimlilik

Son yıllarda inşaat sektöründe özellikle de şantiyelerde verimlilik ve hız odaklı bir dönüşüm yaşanıyor. İnşaat projelerinde iş süreçlerinin daha hızlı, daha sürdürülebilir, daha organize ve daha etkili bir şekilde yürütülmesi yalnızca yatırımcılar için değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal faktörler için de önemli bir gereklilik haline geliyor. Kentleşmenin hızlanması, nüfus artışı ve iklim değişikliği gibi küresel zorluklar, maliyetlerin yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik açısından da projelerin optimize edilmesini gerektiriyor.  Zamanında teslimatın ve kaynakları verimli kullanmanın sektördeki rekabeti artırdığına değinen Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San; “Şirket olarak, iş ortaklarımızın zamanında teslimat yapabilmesi ve kaynaklarını verimli kullanması için inovatif birçok ürün geliştiriyoruz. Ürünlerimizle ısı yalıtımı süreçlerini yüzde 25 daha hızlı ve daha verimli hale getirirken sürdürülebilir çözümler de sunuyoruz” diyor.  

İnşaat sektörü, iş gücü sıkıntısının da etkisiyle hız ve verim odaklı çözümlere yöneliyor. Makineleşme sayesinde şantiyelerde verimlilik artarken projelerin daha kısa sürede tamamlanması sektörün rekabet gücünü artırıyor. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunarak son yıllarda özellikle şantiyelerde verimlilik ve hız odaklı bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar Sanİnşaat projelerinde iş süreçlerinin daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi, yalnızca yatırımcılar için değil aynı zamanda çevresel ve toplumsal dinamikler için de önemli bir gereklilik haline geliyor” diye konuştu. 

İnşaat sektöründe otomasyona yönelim hız kazanıyor

Demografik yapının farklılaşmasıyla birlikte inşaat sektöründe nitelikli iş gücüne olan talebin giderek daha da önemli bir hale geldiğini belirten Meltem Bayraktar San; “İnşaat sektöründe çalışan yaş ortalaması giderek yükseliyor. Bu durum sektörde hem yeterli iş gücüne ulaşmayı zorlaştırıyor hem de geleneksel iş yapış yöntemlerinin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. İş gücünün yetersiz olduğu durumlarda projelerin zamanında tamamlanması zorlaşıyor. Bu da sektör genelinde iş süreçlerinin makineleşme ve otomasyon sistemlerine yönelmesine yol açıyor. Ayrıca, kentsel dönüşüm projelerinin hızlanması ve doğal afetlere karşı dayanıklı yapıların inşa edilmesine yönelik ihtiyaçlar, sektörün dinamizmini artıran diğer unsurlar arasında yer alıyor. Bu kapsamda inşaat süreçlerinde hız, güvenlik ve kalite unsurlarını dengelemek büyük önem taşıyor. Yüksek katlı binaların inşasından altyapı projelerine kadar pek çok alanda geleneksel yöntemler yetersiz kalırken modern çözümler devreye giriyor” ifadelerini kullandı. 

“Hız ve verim sektördeki rekabetin anahtar unsurları”

Baumit olarak sektördeki gelişmeler ışığında müşterilerine sundukları yenilikçi çözümlerle hem verimliliği artırdıklarını hem de zamandan tasarruf edilmesini sağladıklarını söyleyen Meltem Bayraktar San; “Geliştirdiğimiz inovatif ürünler, şantiyelerdeki işleri hızlandırırken aynı zamanda iş yükünü de hafifletiyor. Artık inşaat sektöründe hız, rekabetin anahtar unsurlarından biri oldu. Zamanında teslimat, müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle büyük projelerde teslim tarihlerinin aşılması, maliyetleri artırarak projeleri kârsız hale getirebiliyor. Tam da bu noktada Baumit olarak sunduğumuz katma değerli çözümlerle, yüksek hızı ve verimliliği aynı anda sağlamayı hedefliyoruz. Çünkü makineleşmenin sunduğu avantajlar, aynı zamanda iş gücü maliyetlerini düşürmeye de olanak tanıyor” şeklinde konuştu. 

“Mantolama süreçlerinde yüzde 25’e varan hız avantajı sunuyoruz”

Geliştirdikleri ürün ve hizmetlerle inşaat sektörüne verimlilik odaklı çözümler getirdiklerini söyleyen Meltem Bayraktar San, sözlerini şöyle noktaladı: “Baumit olarak her bir mantolama uygulama adımı için daha hızlı, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha kolay uygulama imkânı tanıyarak toplam mantolama uygulama süresinde yüzde 25’e varan hız avantajı sunuyoruz. Baumit Contact ısı yalıtım plakası yapıştırma ve sıva harçlarımızdaki benzersiz yenilik Jel Teknolojisi sayesinde ısı yalıtım plakalarını hem yapıştırma hem de sıvama işlemini tek ürünle ve sıva makineleri ile çok daha hızlı uygulamak artık mümkün. Dekoratif sıva ve dış cephe boyası uygulamasını da Baumit hazır dekoratif kaplamalar sayesinde yine tek ürün ile tek katmanda ve tek seferde çok daha hızlı gerçekleştirmek mümkün. Mantolama uygulamasının tüm katmanlarının hızlanması ile toplam süreçte sağlanan yüzde 25’e varan hızlı uygulama avantajını ‘Baumit ile Daha Hızlı Mantolama’ kampanyamız ile tanıtıyoruz. Kampanyamız kapsamında projelerin hem zaman yönetiminde hem de maliyetlerinde tasarruf sağlamaya olanak tanıyan süreçlerimizi yapı sektörünün tüm paydaşlarına yönelik yıl boyunca gerçekleştireceğimiz çeşitli etkinliklerde uygulamalı olarak anlatmayı hedefliyoruz. Şirket olarak yenilikçi ve öncü yaklaşımımızla hayata geçirdiğimiz Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımız ışığında sektörün ihtiyaçlarına yönelik etkili çözümler geliştirmeyi sürdüreceğiz.” 

Yeni bina yaptırırken ‘Yaşam Döngüsü Maaliyeti’ni de düşünün

0

İnşaat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, yeni bina yaptırırken izlenecek yollar ile ilgili bilgi verirken ‘Yaşam Döngüsü Maaliyeti’nin de düşünülmesi gerektiğini belirtti

Türkiye’nin deprem ülkesi olması nedeniyle yapıların nasıl inşa edildiği büyük önem taşıyor. 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler yapı sağlamlığının önemini bir kez daha ortaya koydu. Yeni yapılacak binalarda çelik veya prefabrik yapılara yönelenler de artıyor. Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, binalarını yenileyeceklere ya da yeni bina yaptıracaklara önerilerde bulunarak “Yapıların inşaatları, birbirinden bağımsız tasarım-müteahhitlik-denetim firmaları eliyle yürütülmeli. Çelik yapıların ilk yatırım maliyetleri diğer yapı türlerine göre daha fazla olabiliyor. Ancak, bu fiyat farkı çok fazla olmadığı gibi, artık ‘Yaşam Döngüsü Maliyeti’ dediğimiz güncel bir bakış açısı ile baktığımızda çelik yapıların ekonomik açıdan da daha avantajlı olacağını hesaplamak mümkün” dedi.

Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, yeni yapılar yapılırken ve ev alırken dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı.

“Önce Proje Yöneticisi Seçilmeli”

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde hem eski hem de yeni binaların yıkıldığını anımsatan Köylüoğlu, yıkılan yeni yapılarda proje ya da uygulama hatalarından bahsedilebileceğini ifade etti. Binalarını yenilemek isteyen yapı sahiplerinin öncelikle deneyimli bir ‘Proje Yöneticisi’ seçmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Daha sonra yapı sahibi, proje yöneticisinin de yardımıyla tasarımcı mimar ve mühendisleri seçmeli; burada en az 3 alternatif firmayı karşılaştırabilmeli ve sadece fiyat değil, görev alacak kişilerin deneyimi de burada önemli olmalı. Binanın tasarımı, deneyimli inşaat mühendisi tarafından hazırlanmalı. Tasarım sonucunda yaklaşık inşaat maliyeti bilgisi de istenmeli. Tasarım hazır olduğunda, yine danışmanın yardımı ile yapı sahibi ihaleye çıkarak müteahhidi belirlemeli, yine deneyim ve fiyat bazlı bir değerlendirme olmalı bu. Müteahhitler bu tasarıma göre binayı yapmalı. Yapı sahibi benzer şekilde bağımsız bir ‘Yapı Denetim’ firması ile de denetim sözleşmesi imzalamalı. Yapıların inşaatları, birbirinden bağımsız tasarım-müteahhitlik-denetim firmaları eliyle yürütülmeli. Ülkemizdeki yaygın yap-sat müteahhitlik sistemi çok sağlıklı bir yapı elde edilmesini; yapı sahibi ile müteahhidinin aynı kişi olması ve hatta denetimcinin de ücretini ödemesi, üretimde bağımsız karar alma imkânını ortadan kaldırıyor.”

Yap-sat sisteminde bütün finansmanı müteahhidin karşıladığına işaret eden Köylüoğlu, “Ancak belirttiğim sistemde yapı sahiplerinin bütün bu maliyetleri kendisinin ödemesi gerekiyor. Dolayısıyla kentsel dönüşüm yapılırken, finansman konusunda özel çözüm ihtiyaçları gerekebilir” dedi.

“Çelik Yapılara Yöneldiler”

Dr. Öğr. Üyesi Köylüoğlu, özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra, depreme dayanıklı, iyi mühendislik hizmeti almış, hafif binalar olmaları ve uzun vadeli maliyet analizi yapıldığında karlı olmaları nedeniyle, insanların çelik yapılara yöneldiğine dikkat çekti. Köylüoğlu, “6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra gerek Bakanlığın gerekse özel yapı sahiplerinin çelik ve prefabrik yapı sistemlerine ilgisinin arttığını görüyoruz. Çünkü deprem bölgesindeki çelik yapıların hasar alsa dahi ayakta kaldığı, çok iyi mühendislik hizmeti almış olan yapılarda ise belirgin bir hasarın olmadığı görüldü. Antakya Müze Otel, İskenderun Steel Towers bunların örnekleri. Bunların dışında pek çok endüstriyel tesisin halen kullanılabilir durumda olduğu görüldü” dedi.

“Çelik Yapılar Çok Daha Kaliteli” 

“Çelik yapılar hem malzeme hem de uygulama açısından çok daha kaliteli yapılar” diyen Köylüoğlu, şunları kaydetti:

“Çelik ve prefabrik yapılarda inşaatın kalitesi, malzeme-imalat-montaj-bakım süreçlerinin iyi bir şekilde yönetilmesi ile sağlanabiliyor. Bu yapıların çelik yapılar üzerine 5-6 yıldan fazla deneyim kazanmış mimarlar ve mühendisler tarafından tasarlanması ve çelik yapı montajında uzmanlaşmış uygulayıcılar tarafından inşa edilmesi gerekiyor. Malzeme kalitesi açısından değerlendirme yaptığımızda, çelik ve prefabrik yapı elemanlarının fabrika ortamında üretilmiş olması, kalitesi bilinen ve değişken olmayan, yerel koşullara ve müteahhidin bilinç düzeyinden, işçilikten etkilenmeden belirli bir kalitenin sağlanabilmesi en önemli avantaj olarak karşımıza çıkıyor.”

“Yaşam Döngüsü Maliyeti”

Binaların yapımı sırasında iyi bir mühendislik hizmeti alınmasının önemine dikkate çeken Köylüoğlu, “Tasarım felsefesi doğru kurgulandığında ve sahaya da doğru yansıtıldığında, çelik yapıların depremden sonra hasar görmesi durumunda, hasar görmek üzere tasarlanan parçaları değiştirilerek bina kullanılmaya devam edilebilir. Çelik yapıların ilk yatırım maliyetleri diğer yapı türlerine göre daha fazla olabiliyor. Ancak, bu fiyat farkı çok fazla olmadığı gibi, artık ‘Yaşam Döngüsü Maliyeti’ dediğimiz güncel bir bakış açısı ile baktığımızda çelik yapıların ekonomik açıdan da daha avantajlı olacağını hesaplamak mümkün.”

“Firma Sahibi Mühendis Olmalı” 

Ev alacaklara önerilerde bulunan Köylüoğlu, şunları ekledi:

“İnşaatlar eski de olsa yeni de olsa bunların bilgileri belediyelerde mevcut. Belediyeye gittiğiniz zaman o yapının statik projelerini alabiliyorsunuz. O projelerin hangi mimar, mühendis veya hangi müteahhit tarafından ne zaman yapıldığının bilgisi de var. Dolayısıyla bir binayı satın alırken esasında bu sorgulamaları yapabilirsiniz. Tabi bu sorgulamaları yaparken yine bir mühendisten destek almanız gerekiyor. Firma sahibinin inşaat mühendisi olduğu durumda, mühendis alacağı riskleri bilir ve ona göre sağlıklı bir yapı yapmaya çalışır.”

Doğuş GYO’dan Sürdürülebilir Geleceğe İlham Veren Adım

0

Türkiye’nin Sürdürülebilirlikte Yeni Yolu: TSRS ve ESRS Uyumlu İlk Rapor

Gayrimenkul yatırım sektörünün öncü şirketlerinden Doğuş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Doğuş GYO), sürdürülebilirlik vizyonunu oluşturarak ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. “Binaların Ötesinde, Yarınlara Yatırım Yapmak” mottosuyla yayımlanan rapor, yalnızca bir raporlama aracı değil, aynı zamanda şirketin uzun vadeli stratejik dönüşüm hikayesinin bir manifestosu niteliğinde.

Ulusal ve Uluslararası Standartlarda Bir İlk

Doğuş GYO’ nun 2023 Sürdürülebilirlik Raporu, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standardı (TSRS) ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) indekslerine yer verilen ilk raporlardan biri olarak sektörde fark yaratıyor.

Rapor ayrıca, Küresel Raporlama Girişimi (GRI) ve Sürdürülebilirlik Muhasebe Standartları Kurulu (SASB) sektör göstergelerine uyum sağlayarak çok boyutlu bir sürdürülebilirlik performansını gözler önüne seriyor.

Rakamların Ötesinde, Gerçek Etki

Doğuş GYO bu ilk sürdürülebilirlik raporuyla, 2023 yılında çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performansında elde ettiği sonuçlarla sürdürülebilirliğin soyut bir kavram değil, somut bir değer yaratma aracı olduğunu göstermeye çalışıyor. Raporun öne çıkan performanslarından bazıları:

Karbon Ayak İzi Yönetimi: Şirket, portföyündeki tüm gayrimenkullerde enerji verimliliği çalışmalarına başladı ve karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine yönelik ISO 14064 standardına uygun olarak ilk kez Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını hesapladı.

Sosyal Fayda Çalışmaları: Faaliyet gösterdiği bölgelerde toplumsal kalkınmanın bir parçası olmak için çalışan Doğuş GYO, kiracılardan çalışanlara kadar tüm paydaşlarını kapsayan bir memnuniyet anketi yürüttü.

İklim Politikaları: Yeni çevre ve enerji politikalarıyla birlikte kaynak kullanımında değer yaratacak adımlar atıldı.

Katılımevim’den 2025’e Güçlü Bir Başlangıç

0
Katılımevim

Türkiye’nin tasarruf finans sektöründeki lider markalarından Katılımevim, 2025 yılına yenilenen logo ve kurumsal kimliğiyle güçlü bir başlangıç yapıyor. 2023 yılında halka arz olan, 2024’te Birevim satın almasını gerçekleştiren ve yeni kurulacak Katılım Bankası onayını alan şirket, bu yeni dönemde iletişim stratejilerini de dönüştürme kararı aldı.

Türkiye’nin tasarruf finans sektöründeki lider markalarından Katılımevim, 2025 yılına yenilenen logo ve kurumsal kimliğiyle güçlü bir başlangıç yapıyor. Katılımevim’in yeni logosu, şirketin yenilikçi vizyonunu güçlü kurumsal bağlarını pekiştiriyor.  Dwarf Planet tarafından tasarlanan ve daha dinamik, daha modern bir yapıya sahip olan bu yeni kimlik, hem görsel estetiğiyle hem de finansal bir kurumun ağırlığını taşıyan çizgileriyle, şirketin sektördeki güçlü duruşunu destekliyor.

Katılımevim Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Mustafa Akkaş: “Tasarruf Finans sektöründeki güçlü konumumuzu taşıyan bir logoya geçiyoruz”

Marka iletişiminde büyük bir dönemecin eşiğinde olduklarını söyleyen Katılımevim Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Mustafa Akkaş, “6 yıl önce vatandaşları faizsiz ev ve araba sahibi yapan bir kuruluş olarak yola çıktık ve iletişimimizde bugüne kadar hep eski logomuzu kullandık. Ancak bugün, Finansal Kurumlar Birliği üyesi ve BDDK lisanslı bir tasarruf finans şirketi olarak, finans kurumunun adını ve ağırlığını taşıyan, her geçen gün büyüyen Katılımevim’in imajını daha doğru ifade eden modern ve sade bir tasarıma sahip yeni logomuzla yolumuza devam etme kararı aldık. Yeni logomuz, sadece daha dinamik ve modern olmakla kalmıyor, aynı zamanda verdiğimiz hizmete uyum sağlayan ve finansal kurumsallığı yansıtan bir yapıda” dedi.

Yenilikçi dönüşüm, güçlü vizyon

Katılımevim, faizsiz finans alanında sunduğu çözümlerle sektördeki öncü pozisyonunu yeni iletişim stratejileri ve modern görsel kimliğiyle desteklemeye devam ediyor. Şirket, 2025 yılına bu güçlü adımlarla girerek hem müşterilerinin hem de sektörün güvenini daha da ileri taşımayı hedefliyor.

arsaVev, Foça Projesi için TİMKA ile anlaştı

0
arsaVev, Foça Projesi için TİMKA ile Anlaştı

Türkiye’nin hemen her bölgesinde inovatif gayrimenkul projeleri geliştirerek her bütçeye uygun, erişilebilir, anlaşılabilir ve zahmetsiz arsa ve arsadan kat karşılığı ev yatırımı imkanları sunan arsaVev, Foça projesi için TİMKA ile iş birliğine imza attı.

arsaVev Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cem Ergüven ile TİMKA Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Ayyıldız arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde arsaVev Foça projesinin inşası TİMKA tarafından gerçekleştirilecek.

Ev Sahibi Olmayan Kalmasın İstiyoruz

Projeye dair değerlendirmede bulunan arsaVev Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cem Ergüven, yeni nesil kat karşılığı sistem çerçevesinde, arsa satın alarak, arsadan eve yolculuğun ve bu sayede erişilebilir hale gelen konut sahipliğinin arsaVev ile Türkiye’de yaygınlaştığının altını çizerek; “Mevcut ekonomik konjonktürde ev sahibi olmak çok zorlaştı. Ev sahibi olmayan kimse kalmaması adına sektöre öncülük ediyoruz. Bu çerçevede ülkemizin en değerli lokasyonlarında projeler üretiyoruz. arsaVev Foça da bu projelerden biri olarak, sahiplerine hayalini kurdukları yaşamın kapılarını aralayacak. Projemizin inşası için TİMKA ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin herkes için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

arsaVev Foça; Hayali Kurulan Yaşamın Adı

İzmir Yeni Foça’da inşa edilecek olan proje, 158 parselden oluşuyor. Toplam 84 bin metrekare alan üzerine kurulacak arsaVev Foça’da ortalama arsa alanı 500 metrekare olacak. Projede 200, 100 ve 72 metrekare alanlara sahip 3 farklı büyüklükte villalar yer alacak.

Proje kapsamında mini golf alanı, bisiklet yolu, macera parkuru, sessizlik bahçesi, çocuk tarım deneyim alanı, çocuk parkı, açık hava fitness alanı ve açık hava sineması gibi özel sosyal donatılar bulunacak.

İzmir’e 32 dakika, Manisa’ya 1 saat, Bursa’ya 3 saat 20 dakika ve İstanbul’a 4,5 saat mesafede konumlanan arsaVev Foça’dan ev sahibi olanlar Foça Saklı Cennet’ten Kozbeyli Köyü’ne, Pers Mezarı Anıtı’ndan Beş Kapılar Kalesi’ne, Kosova Plajı’ndan Foça’ya kültür ve doğa ile iç içe yaşayacak.

Murat Gültekin: Konut satışlarındaki düşüş, arsa yatırımlarına kaydı

0

Gayrimenkul uzmanları, konut dışı satışlardaki düşüşü alım fırsatı olarak değerlendiriyor ve Balıkesir’in Kepsut ilçesinde önemli yatırım avantajlarına dikkat çekiyor. Fay hattından uzak ve verimli topraklara sahip bu bölgede gerçekleşen iki büyük proje ile arsa fiyatlarının artması bekliyor.

Yatırımcılar rota değiştiriyor, gayrimenkul sektörü yeni gözdelerle çeşitleniyor. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Türkiye İstatistik Kurumu’ndan edinilen karşılaştırmalı verilere göre bu yıl konut dışı gayrimenkul satışları kayıtlara 963 bin 718 olarak geçti. Ata Proje GYO Kurucusu Murat Gültekin, yatırım için kazançlı bir dönem olduğunu hatırlatarak yeni gözde yatırım merkezlerinden Balıkesir Kepsut hakkında dikkat çeken bilgiler verdi.

Gayrimenkul sektörünün ülke ekonomisine göre dalgalanmalar yaşasa da her zaman kazançlı bir yatırım kanalı olduğunu belirten Murat Gültekin, “Müşterilerimizden gelen talepleri titizlikle değerlendiriyoruz. Bölgeyi, fırsatları, fiyatları analiz ediyoruz. Bölgelerdeki potansiyel artışları öngörerek müşterilerimizi yönlendiriyoruz. Mesela Balıkesir Kepsut hem kısa hem de uzun vadede değer kazandıran bir bölge olarak, özellikle son dönemde yatırımcıların radarına girdi” dedi.

“Fay hattı bulunmayan, verimli toprakları ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor”

Balıkesir Kepsut’un verimli topraklarıyla, şehir merkezine yakınlığı ve doğal güzellikleriyle cazip bir yatırım bölgesine dönüştüğünü dile getiren Ata Proje GYO Kurucusu Murat Gültekin, “Kepsut’un Balıkesir şehir merkezine en yakın ilçe olması yatırımcılar için büyük kolaylık sunuyor. Ulaşım, sosyal imkanlara hızlı erişim açısından önemli bir avantaj. Yemyeşil doğası, ormanları ve temiz havasının yanında, ilçede fay hattı bulunmaması da günümüzün kanayan yarasına merhem oluyor. Tüm faktörler müstakil yaşam alanları arayışında olanlar için Kepsut’u cazip bir seçenek haline getiriyor. Ayrıca, ilçe merkezinde devam eden Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve baraj projeleri, bölgenin ekonomik canlılığını artıracak ve dolayısıyla arazi fiyatlarının daha da yükselmesine katkıda bulunacak” şeklinde konuştu.

“Düşük bütçeli yatırımcılara ortaklı alım fırsatı”

“Kepsut, Balıkesir genelinde en düşük imarlı arsa fiyatlarını sunmasıyla dikkat çekiyor” diyen Murat Gültekin, “Kepsut’un organik tarım yapmak isteyen ya da çiftlik kurmak isteyenler için verimli toprakları bulunuyor. Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından birine sahip olan ilçede düşük bütçeli yatırımcılar da ortaklı alım seçeneğiyle hayallerine kavuşabiliyor. İlçedeki arsaların %50’ye varan imar oranları, yatırımcılar için büyük bir fırsat sunuyor. Bin 500 metrekareye kadar olan imarlı arsalar, birden fazla kişi tarafından ortak alınabiliyor. Bu, düşük bütçeli kişiler için büyük bir avantaj sağlıyor. Örneğin, üç kişi bir arsa aldığında 3 adet villa yapıp 3 ayrı kat mülkiyeti kurabiliyor. Bin 500 metrekarenin üzerinde olan imarlı bir arsa ise üç ayrı 250 metrekare villa yapma ve üç bağımsız bölümlü kat mülkiyeti kurma imkanı veriyor” ifadelerini kullandı.

“Bölgedeki 2 büyük proje ve üniversite uzun vadede büyük avantaj kazandıracak”

Murat Gültekin, bölgenin ekonomisini hızla geliştirecek koşulları şu şekilde anlattı: “Bölgede devam eden iki büyük proje, OSB ve baraj projesinin ilçenin ekonomik gelişimini hızlandırmasını bekliyoruz. Bu projeler sayesinde, bölgelerde yaşamak isteyenler için önemli bir ihtiyaç olan istihdam için de zemin hazırlanıyor. Türkiye’de OSB genellikle bulundukları yerlerde arazi fiyatlarını hızla yükselten ve bölgeye yatırım çeken faktörlerdir. Kepsut’ta da aynı sürecin yaşanmasını bekliyoruz. Ayrıca ilçede Balıkesir Üniversitesi’ne bağlı meslek yüksekokulu bulunuyor. Eğitim kurumlarının bulunduğu bölgeler, nüfusun yoğunlaşmasına ve ekonomik faaliyetlerin artmasına kapı aralıyor. Yatırımcılar burada yapacakları yatırımlarla sadece arazi değil, uzun vadede artacak kira gelirlerinden de faydalanabilecek.”