Cumartesi, Haziran 27, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 7

Şişecam 90’ıncı Olağan Genel Kurulu’nda Hissedarlarıyla Buluştu

0
Şişecam 90’ıncı Olağan Genel Kurulu’nda Hissedarlarıyla Buluştu

Şişecam, 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin finansal ve operasyonel sonuçların değerlendirildiği 90’ıncı Olağan Genel Kurul toplantısında hissedarlarıyla bir araya geldi. Toplantıda, Şişecam’ın 2025 yılı Faaliyet Raporu ile birlikte yıl boyunca hayata geçirilen stratejik adımlar, organizasyonel yapılanma değişiklikleri ve küresel ölçekteki performansı paylaşıldı.

Genel Kurul’da konuşan Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin çoklu coğrafyalarda üretim yapabilen esnek yapısı, güçlü operasyonel yönetimi ve dengeli portföyü sayesinde, küresel ölçekte belirsizlikler ve makroekonomik dalgalanmaların yoğun hissedildiği bu zorlu dönemi deneyimli ve bağlılığı yüksek Şişecam ekibi ile başarıyla yönettiğini belirterek şunları söyledi: “2025, makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete, tedarik zincirlerinden yatırımlara kadar ekonominin tüm alanlarını etkilediği zorlu bir yıl oldu. Koruyucu politikaların küresel ölçekte daha fazla hissedildiği bu dönemde, uluslararası ticaret önünü görmekte zorlanırken şirketlerin karar alma süreçleri de daha karmaşık bir hâl aldı. Böyle dönemlerde şirketlerin sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmek için verimlilik, disiplinli finansal yönetim, operasyonel kapasite ve uzun vadeli yatırım planlarını eş zamanlı olarak yönetmeleri gerekiyor. 2025 yılı tüm sektörler için zorlu bir sınav niteliği taşırken; Şişecam bu süreçte güçlü yönetim refleksi, yetkin kadrosu, esnek yapısı ve çoklu coğrafyaya yayılan üretim yetkinlikleriyle zorlukları fırsata çevirme iradesini ortaya koydu. Kârlılığımızı korurken, yatırımlarımızın dönüş potansiyelini güçlendiren aksiyonlar aldık, finansal dayanıklılığımızı artırdık ve kurucumuz Atatürk’ten devraldığımız misyonu layıkıyla sürdürmeye devam ettik” dedi.

Can Yücel, Şişecam’ın bu dönemi operasyonel esnekliği, dengeli portföy yapısı ve maliyet-fiyat disipliniyle başarılı bir şekilde yönettiğini belirterek şöyle devam etti: “Verimlilik odağımızı şirket geneline yaymak üzere Verimlilik Yönetimi Programını devreye aldık. İş süreçlerimizi yalınlaştıran bu yaklaşım; marj yapımızı desteklerken nakit yaratma kapasitemizi ve likiditemizi güçlendirdi. Kapasite kullanımının optimize edilmesi, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının iş akışlarımıza entegre edilmesi, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün hızlandırılması ve coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esnekliğin etkin kullanımı, yıl boyunca stratejik önceliklerimiz oldu. Bu sayede karlılık marjlarımızı geliştirirken bilanço yapımızı daha sağlam bir zemine taşımayı hep birlikte sağladık”

2025, Şişecam’ın yalnızca mevcut koşullara uyum sağladığı değil; aynı zamanda yatırımlarını geleceğin rekabet ortamına uygun biçimde hayata geçirdiği bir yıl oldu. Şirket, yatırım disiplininden ödün vermeden yüksek katma değerli ürünlere, sürdürülebilir üretim teknolojilerine ve küresel rekabet gücünü artıran stratejik projelere odaklandı.

Şişecam’ın 2025 yılında öne çıkan adımları şunlar oldu:

  • Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisinin soğuk tamirini öne çekerek maliyet optimizasyonu sağladı. 
  • Tarsus buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hattı yatırımları 2025 Eylül ayı itibarıyla faaliyete geçti. 
  • Denizli’deki el imalatı üretimini cam ustalığını modern, entegre ve daha sürdürülebilir üretim yöntemleriyle birleştirerek Kırklareli’ne taşıdı. 
  • Almanya ve Macaristan’daki enkapsülasyon tesislerini Slovakya tesisinde konsolide ederek; üretimde sadeleşme, verimlilik artışı ve tedarik zinciri etkinliğinde önemli kazanımlar sağladı
  • ABD Wyoming’deki 2,5 milyon ton kapasiteli doğal soda külü tesisi, düşük karbon ayak izi ve rekabetçi üretim maliyetiyle güçlü performansını sürdürdü.

2026’ya güçlü bir başlangıç yapan Şişecam, bu yıl:

  • Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımı olan Macaristan tesisinin birinci fırınını test üretimi amaçlı ateşledi.
  • Bulgaristan ve İtalya’da iki yeni kaplamalı cam hattını faaliyete aldı.
  • Tarsus’ta yıllık 432 bin ton kapasiteli yeşil saha düz cam yatırımını tamamladı.
  • Uluslararası Finans Kurumu’ndan (IFC) Türkiye’deki yatırım ve işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak amacıyla finansman paketi sağladı.500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracını 1,7 milyar dolarlık talep ile başarıyla gerçekleştirdi.
  • Satış ve pazarlama ile satın alma ve tedarik zinciri yönetimlerini ayrıştırarak yeni bir organizasyon yapısına geçti.

Cam ve kimyasallar sektörlerinde küresel ölçekte değer üretmeye devam eden Şişecam; 2026 yılında portföyü içinde yer alan yüksek katma değerli iş alanlarının payını artırmaya, seçili coğrafyalarda pazar konumunu daha da güçlendirmeye ve teknoloji odaklı verimlilik artışlarıyla kârlılığını sürdürülebilir biçimde, yeni iş alanlarını da kapsayacak şekilde büyütmeye odaklanacak. 

Yapı Ruhsatı Alan Konutların %28’nin İskanı Bulunmuyor

0
Yapı Ruhsatı Alan Konutların %28’nin İskanı Bulunmuyor

TÜİK tarafından inşaat ruhsatları ve halk arasında iskan olarak bilinen yapı kullanma izin belgelerine ilişkin 2025 yılı son çeyrek verileri açıklandı.  Belediyeler tarafından açıklanan verilere göre 2025 yılında toplam 1.111.852 daire için inşaat ruhsatı, 673 bin 575 daire için de yapı kullanma izin belgesi verildi. Ancak son beş yılda inşaat yapı ruhsatı alıp  da iskan almayan yapı farkı %28 gibi yüksek rakamlara ulaştı.

Belediyeler tarafından 2025 yılı verilerine göre toplam 1.111.852 daire için inşaat ruhsatı, 673.575 daire için de yapı kullanma izin belgesi verilmiştir. Yapı Ruhsatı Verilen Dairelerin Sayısı bir önceki sene verilere göre %30,2 arttı. Belediyeler tarafından 2025 yılında verilen yapı ruhsatlarında, bir önceki yıla göre bina sayısı %14,5, daire sayısı %30,2 ve yüzölçümü %18,2 arttı.

Verileri değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Özhan Yurtseven, “Konut için alınan ruhsatları, aynı yılın yapı kullanma izin belgesiyle karşılaştırmak çok doğru bir karşılaştırma olmayacaktır. Yapı ruhsatı, alındıktan sonra iki yıl inşaata başlamak koşulu ile 5 yıl süre ile geçerli. Ruhsat alır almaz inşaata başlansa bile inşaatın aynı yıl içinde bitip yapı ruhsatı alması söz konusu olamaz, süreçler daha uzun sürmekte.

2021 yılından itibaren 2025 yılı sonuna kadar- son 5 yılda- yaklaşık 4,35 milyon daire için Yapı Ruhsatı ve 3,13 milyon daire için Yapı Kullanma İzin Belgesi verildiğini görüyoruz. Son 5 yılda inşaat için izin alan mülklerin yaklaşık %28’i iskan almamış. 2016 yılından itibaren 2025 yılı sonuna- son 10 yılda- yaklaşık 8,36 milyon daire için Yapı Ruhsatı ve 7,0 milyon daire için Yapı Kullanma İzin Belgesi verildiğini görüyoruz. Son 10 yılda inşaat için izin alınan mülklerin %16,3’ü iskan almamış.

2011 yılından itibaren 2025 yılı sonuna kadar -son 15 yılda- yaklaşık 12,58 milyon daire için Yapı Ruhsatı ve 10,36 milyon daire için Yapı Kullanma İzin Belgesi verildiğini görüyoruz. Son 15 yılda inşaat için izin alan mülklerin %17,6 sının iskan almadığını görüyoruz.

Veri Kaynak: TÜİK

Yıllara yaygın olarak daireler için verilen toplam Yapı Ruhsatı ve Yapı izin belge sayısına bakacak olursak; 1 Ekim 2017 tarihinde imar değişikliği nedeniyle rekor bir artış olmuş, sonrasında gittikçe azalan bir ivme ile 2024 yılına gelindiğinde ruhsat ve yapı izin sayılarında 2013 yıllarındaki sayılara kadar azaldığı görülmektedir. 2025 yılında ise 2024 yılına göre ruhsat sayılarında %30 a yakın bir artışla yeni bir ivme kazanmasına rağmen yapı izin belge sayısında yıllardır devam eden ortalama benzer rakamlarda seyrettiği görülmektedir. Aşağıda yıllara yaygın daire için alınan ruhsat ve izin sayıları karşılaştırılmıştır. Aslında ne kadar inşaat ruhsatı alınırsa alınsın yağıp kullanma izin belgesi sayısı hep aynı adetlerde kalıyor gibi duruyor. Bu da aklımıza acaba kapasite bu kadar sektör daha fazlasını üretmek istiyor da üretemiyor mu diye düşündürüyor, eğer durum böyleyse belediyelerde iskan almayı bekleyen , başvurularını yapmış onlarca bina olmalı diye düşünüyoruz. Bu veriyi görebileceğimiz bir istatistik kaynağımız maalesef bulunmuyor.

                                              Veri Kaynak: TÜİK

Türkiye’de 2025 yılında yapı ruhsatı en çok verilen il İstanbul oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında belediyeler tarafından verilen yapı ruhsatları istatistiklerini açıkladı. Bir önceki yıla göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 14,5 daire sayısı da yüzde 30,2 arttı. Türkiye genelinde 163 bin 854 bina ruhsat alırken, ruhsat alan daire sayısı 1.111.852 oldu.

2025 yılında ruhsat verilen daire sayısı İstanbul, 161 bin 435 adet ile en yüksek paya sahip oldu. İstanbul’u 72 bin 269 adet ile Ankara ve 68 bin 351 adet ile Hatay illeri izledi. 49.189 adet ile Kahramanmaraş dördüncü ve 42.474 adet ile Malatya beşinci sırada kaldı. Özellikle deprem bölgesinde alınan yapı ruhsatı sayısında 2025 yılında ciddi artış görülmektedir.

Yapı ruhsat sayıları yeni bir artış ivmesi mi kazanıyor…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre belediyeler tarafından verilen yapı ruhsatı geçen yıl aynı döneme göre bina sayısı yüzde 14,5 artış gösterdi. Ruhsat sayıları 2020 senesinde toparlanmaya başlayıp, 2025 senesinde de artış ivmesi ile 2016 senesindeki rakamları yakaladığı görülmektedir. 2025 senesinde iyi bir artış ivmesi yakalanmış olduğu görülüyor.

Gayrimenkulde, 2017 yılı sonrasında üretimde yavaşlama ortaya çıktı. Yukarıda verdiğimiz ruhsat sayılarından da anlaşılabileceği gibi ruhsat sayılarında ciddi düşüşler oldu. 2017 yılında daire için alınan inşaat ruhsatı sayısı 1,4 milyon adet iken 2020 yılında ise 563 bin adetlere kadar azaldı. Sonrasındaki yavaşta olsa artan ivme ile 2025 yılı sonunda 1,1 milyon adeti gördü. Bu bilgiler doğrultusunda 2017 yılından itibaren ruhsat sayısındaki azalma sonrası 2023 yılından itibaren artan ivme, yaşanan arz daralmasının ortadan kalkmaya başladığını göstermektedir.  

TÜİK tarafından yayınlanan “İnşaat Maliyet Endeksi” verilerine göre inşaat üretim maliyetleri 2025 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,50 artış olmuştur. Enerji maliyetlerindeki artışlar, çimento, bakır, çelik, demir, ahşap gibi maliyetlerdeki artışlar üretim maliyetlerini artırdı. Bunların yanında döviz kurlarındaki büyük orandaki yükselişler üretim maliyetlerinin daha da artmasına neden oldu. Maliyetlerin artması ile üretimdeki yavaşlamanın, piyasadaki arz daralmasına sebep olan etkenlerin en önemlilerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.” şeklinde konuştu.

TÜİK VERİLERİNE GÖRE TÜRKİYE GENELİNDE 2025 YILINDA TOPLAM 1.760.292 ADET KONUT SATILDI

Son yapılan düzeltmelerden sonra TUİK in verilerine göre 2025 yılında;

Toplam Konut Satış Sayısı: 1.760.292 adet.
Toplam yaklaşık 1.111.852 adet konuta ruhsat verildi.
Toplam yaklaşık 213 milyon m2 konuta ruhsat verildi.
İstanbul’da toplam 161 bin 435 adet konuta ruhsat verildi.
Ankara’da toplam 72.269 adet konuta ruhsat verildi.
Hatay’da toplam 68.351 daire ruhsat aldı.

Kahramanmaraş’ta toplam 49.189 daire ruhsat aldı.
Malatya’da toplam 42.474 daire ruhsat aldı.
İzmir’de toplam 39.430 adet daire ruhsat aldı.

İnşaat Sektöründe Çevik Dönüşümün 500 Günü

0
İnşaat Sektöründe Çevik Dönüşümün 500 Günü

İnşaat sektörü; artan belirsizlik, karmaşık paydaş yapıları, değişken pazar koşulları, maliyet baskıları ve yetersiz iş gücü sorunlarıyla tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Bu zorluklara sahadan, gerçek deneyimlerle ve insan odaklı bir bakış açısıyla yaklaşan “İnşaat Sektöründe Çevik Dönüşümün 500 Günü”, sektöre alışılmışın dışında bir yol öneriyor.

CICA- Dünya Müteahhitler Birliği İnşaat 5.0 Çalışma Grubu Başkanı, Yüksek Mimar ve Sosyolog Demet Demirer tarafından kaleme alınan kitap, klasik proje yönetimi anlayışının neden artık yeterli olmadığını sorgularken; çevik yönetim yaklaşımının inşaat sektöründe nasıl uygulanabileceğini, hangi engellerle karşılaşıldığını ve bu engellerin nasıl aşılabileceğini bütüncül bir hikâye üzerinden anlatıyor.

Bir yönetim kitabından fazlası: Sahadan bir dönüşüm hikâyesi

Kitap, yarım asırlık bir müteahhitlik firmasının krizle yüzleşmesini ve bu krizi fırsata çevirme yolculuğunu merkeze alıyor. Çevik dönüşüm; sadece yeni araçlar, yeni yazılımlar ya da yeni rapor formatları olarak değil, zihin yapısı, kültür ve liderlik dönüşümü olarak ele alınıyor.

Demirer, yaklaşık 500 gün süren çevik dönüşüm sürecini;

  • üst yönetimin değişimi başlatması,
  • tüm proje paydaşlarının “takımlar takımı” anlayışıyla bir araya gelmesi,
  • saha ekipleriyle çevik çalışma,
  • iş programından yol haritasına geçiş,
  • yalın yönetim, dijital dönüşüm ve inovasyonun bütünleşmesi,
  • kendi kendine organize olan, uçtan uca değer üreten ekipler
    başlıkları altında detaylandırıyor.

İnşaat sektörüne ayna tutan cesur bir yaklaşım; Kitap; inşaat projelerinde yaşanan gecikmelerin, kalite problemlerinin ve maliyet artışlarının yalnızca teknik değil, yönetimsel ve insani nedenleri olduğunu ortaya koyuyor. Hiyerarşik, silo bazlı ve kontrol odaklı yapıların; karmaşık ve belirsiz projelerde neden başarısızlığa yol açtığını çarpıcı örneklerle ele alıyor. Önsözünde Mehmet Yitmen, kitabı şu sözlerle tanımlıyor: “Bu kitap bir yöntemi değil, bir bakış açısını anlatıyor. İnşaat sektörüne ‘başka türlü de olabilir’ dedirten güçlü bir ışık.”

Kimler için? “İnşaat Sektöründe Çevik Dönüşümün 500 Günü”;

  • yatırımcılar,
  • geliştirici firmalar,
  • müteahhitler,
  • proje yöneticileri,
  • mimar ve mühendisler,
  • saha ekipleri,
  • danışmanlar,
  • akademisyenler
    ve sektörde daha sürdürülebilir, daha insani ve daha başarılı bir yol arayan herkes için güçlü bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Kitap Bilgileri

  • Yazar: Demet Demirer
  • Yayınevi: Seçkin Yayıncılık
  • ISBN: 978-625-381-801-2
  • Sayfa Sayısı: 308
  • Baskı: Mart 2026
  • Kategori: İnşaat Yönetimi, Çevik Yönetim, Dijital Dönüşüm, Sürdürülebilirlik

Yazar Hakkında; Demet Demirer; 30 yıla yaklaşan mesleki deneyimiyle inşaat sektörü, proje yönetimi, çevik dönüşüm, dijitalleşme ve organizasyonel gelişim alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Yüksek mimar ve sosyolog kimliğiyle, teknik bilgi ile insan odaklı yönetimi bir araya getiren özgün bir perspektife sahip.

Vivin İnşaat’tan Bursa’ya Hastane

0
Liv Hospital Bursa’ya Geliyor

Sağlık ve eğitim yapıları üzerine başarılı pek çok projeyi hayata geçiren Mimar Sevcan Bora, Bursa’da özel bir çalışmaya imza atıyor. Vivin İnşaat Kurucusu Mimar Sevcan Bora, Bursa’nın en prestijli hastanesi olacak Liv Hospital’in hem teknolojik hem de estetik açıdan günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde planlandığını söyledi.

Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Özlüce semtinde yer alan proje, toplam 35 bin metrekare alan üzerinde 12 kattan oluşuyor. Geçtiğimiz yıl mart ayında başlanan binanın 2026 yılı temmuz ayı itibariyle Bursa Liv Hospital olarak hasta kabul etmesi planlanıyor. Acil, erişkin ve çocuk olmak üzere 40 adet gözlem yatağı bulunacak hastanede, 10 ameliyathane, 160 hasta odası ve 160 muayene odası yer alacak. Hastane içindeki laboratuvar ise tamamen cam ile çevrili olurken çalışmaların bina içindekiler tarafından izlenmesine imkân sağlayacak. 

Hastane, tüm mobilyaları Vivin İnşaat’ın atölyelerinde üretilen ilk proje olma özelliğini de taşıyacak. PVC’lerden mobilyalara kadar pek çok alanda kullanılan malzemelerin geri dönüştürülerek karbon ayak izi azaltılmış ve enerji tasarrufu sağlayan malzemelerden üretilmesine ayrıca özen gösterildi. Yağmur sularının toplanması için oluşturulan sarnıçlar yaklaşık 2 bin metrekareyi bulan peyzaj alanının sulanması için kullanılacak. Otopark alanında ise elektrikli otomobillerin faydalanabilmesi için şarj istasyonları yer alacak.

“SAĞLIKTA ÖZEL BİR PROJE”

Bursa’nın en prestijli hastane binası olacak Liv Hospital, Mimar Sevcan Bora’nın imzasını taşıyor. Özellikle sağlık ve eğitim yapıları üzerine başarılı pek çok projeyi hayata geçiren Mimar Sevcan Bora, “Sağlık söz konusu olduğunda yapılan tüm imalat ayrı bir önem içerir. Bursa Liv Hospital binası da hem teknolojik hem de estetik açıdan günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde planlandı” dedi. 

Proje kapsamında, teknik altyapının sağlık standartlarına uygun tasarlandığını belirten Vivin İnşaat Kurucusu Mimar Sevcan Bora, “Mekânsal sirkülasyon ve yönlendirme sistemleri, kullanıcı konforunu artıracak şekilde planlandı. Elektrik, mekanik ve medikal gaz sistemleri, güncellenen yönetmeliklere göre kullanılıyor. Cephe, iç mekân yüzeyleri ve aydınlatma elemanları, hijyenik ve modern bir estetik anlayışla tasarlandı. Hastane inşasında uzman ekiplerimiz tarafından proje üzerinde titiz bir çalışma sürdürülüyor. Bursa’ya prestijli bir hastane kazandırıyoruz. Bursa Liv Hospital projesi, Vivin İnşaat’ın sağlık alanındaki uzmanlığını bir kez daha ortaya koyduğumuz özel bir proje olacak” dedi.

Urla Bademler’de Doğa Dostu Yaşam

0
Urla Bademler TanUrla

İzmir’in hızla değer kazanan bölgelerinden Urla Bademler, sürdürülebilir konut projeleri ve doğa dostu gayrimenkul yatırımlarıyla öne çıkıyor. Doğayla uyumlu yaşam anlayışını merkeze alan bölge, düşük yoğunluklu yapılaşma ve yatay mimari yaklaşımıyla, modern şehir yaşamına alternatif bir model sunuyor.

Doğal yaşamı koruyan mimari çözümler, düşük karbon ayak izi hedefi ve çevreyle bütünleşen yaşam kurgusu sayesinde Bademler; hem yatırımcıların hem de doğayla iç içe, sağlıklı bir yaşam arayanların ilk adresi konumunda. Bu dönüşümün önemli temsilcilerinden biri olan Bademler bölgesi; temiz enerji sistemleri, sürdürülebilir altyapı çözümleri ve insan ölçeğinde planlanan yatay mimari projeleriyle yeni nesil yaşam trendlerinin merkezinde konumlanıyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KONUTLAR VE YATAY MİMARİ NEDEN ÖNEMLİ

İklim krizi, artan enerji maliyetleri ve yoğun kent yaşamı, sürdürülebilir konutlara olan talebi her geçen gün artırıyor.

Tanyer Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer, Bademler’de hayata geçirdikleri TanUrla projesinin bu vizyonun güçlü bir örneği olduğunu belirterek, projenin ilk iki etabının kısa süre içinde teslim edilerek yaşamın başlayacağını söyledi. TanUrla projesinde; güneş enerjisi sistemleri yağmur suyu toplama ve geri kullanım çözümleri doğal havalandırma ve enerji verimli mimari, yerel ve sürdürülebilir malzeme kullanımı doğayla uyumlu peyzaj planlaması gibi çevreci uygulamaların ön plana çıktığını belirten Tanyer, “Yatay mimari anlayışıyla insan ölçeğini koruyan, doğayla bütünleşen ve sürdürülebilir bir yaşam alanı kurguladık. Bu yaklaşım yalnızca çevresel fayda sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda enerji giderlerini azaltarak uzun vadede ekonomik avantaj sunuyor” dedi.

DOĞA DOSTU GAYRİMENKUL YATIRIMLARI YÜKSELİYOR

Uzmanlara göre Urla ve özellikle Bademler, sürdürülebilir konut konsepti sayesinde İzmir’in en güçlü yatırım bölgeleri arasında yer alıyor.

Tanyer Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer, bölgenin sahip olduğu potansiyeli şu sözlerle değerlendirdi: “İzmir merkeze yakınlığı, temiz doğası, düşük yoğunluklu yapılaşması ve sürdürülebilir yaşam vizyonu sayesinde Bademler; uzun vadeli değer artışı, yüksek yaşam kalitesi ve alternatif turizm potansiyeli ile öne çıkıyor. Doğa dostu gayrimenkul projeleri, klasik konut yatırımlarına kıyasla daha hızlı değer kazanarak yatırımcıya güçlü bir gelecek perspektifi sunuyor”

DOĞAYLA UYUMLU, YAŞAYAN BİR EKOSİSTEM

Bademler’de gelişen sürdürülebilir konut projeleri yalnızca bir yatırım fırsatı değil, aynı zamanda bütüncül bir yaşam modeli sunuyor. Kent yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenler için bölge; temiz hava, doğal üretim, sakin yaşam ve çevreci mimariyi bir araya getiriyor. TanUrla projesinde yaşamın başlamasıyla birlikte bölgenin cazibesinin daha da artacağını belirten Tanyer, projeye entegre edilen ticari alanların da dikkat çekici olduğunu vurguladı: “Toplam 20 bin metrekarelik ticari alan planladık. Bu alan; gastronomiden alışverişe, sağlıktan spora kadar birçok ihtiyaca cevap verecek şekilde kurgulandı. Ege mutfağını ön plana çıkaran restoranlar, özgün konseptler ve kendi markamız Eşlikçi ile TanUrla’yı yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz”

Konut piyasasında talep var, karar süreci uzadı! 

0

TÜİK ve TCMB verileri, konut piyasasında fiyat artış hızının yavaşladığını ancak satış ve işlem hacminin korunduğunu ortaya koydu. TCMB Konut Fiyat Endeksi’ne göre yıllık fiyat artışı yüzde 29 seviyesine gerilerken, TÜİK verileri 2025 yılı genelinde konut satışlarının yüzde 14’ün üzerinde arttığını gösterdi. Açıklanan rakamlar, piyasada bir durgunluktan ziyade alıcı davranışlarının değiştiğine işaret ederken, projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri konut alıcısının hızlı karar döneminden uzaklaştığını ortaya koyuyor.

 Konut Alıcılarının Yüzde 60’ı Karar Öncesinde En Az Üç Projeyi Karşılaştırıyor

projedefirsat.com verilerine göre platform kullanıcılarının yaklaşık yüzde 60’ı, konut kararı öncesinde en az üç farklı projeyi karşılaştırıyor. Aynı dönemde proje sayfalarında geçirilen ortalama inceleme süresindeki artış, alıcıların hızlı karar döneminden uzaklaştığını ve satın alma sürecini daha fazla analiz ve karşılaştırma üzerinden yürüttüğünü gösteriyor. Bu eğilim, konut alıcısının piyasadan çekilmediğini ancak karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir döneme işaret ediyor.

 “Piyasada Talep Var Ama Karar Süreci Uzadı”

Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu dönüşümü değerlendiren projedefirsat.com Genel Müdürü İrfan Erkmen, alıcı davranışlarındaki değişimin sahada net biçimde hissedildiğini söyledi. Erkmen, “Son dönemde piyasanın durduğuna dair bir algı var ancak platform verilerimiz bu algıyı doğrulamıyor. Talep tamamen ortadan kalkmış değil; buna karşılık alıcılar daha fazla karşılaştırma yapıyor ve karar süresini uzatıyor” dedi. Erkmen’e göre fiyatın tek başına belirleyici olduğu dönem geride kalırken, lokasyon, yapı güvenliği ve uzun vadeli değer potansiyeli gibi kriterler öne çıkıyor. “Bugün konut alıcısı acele etmiyor. Daha bilinçli, daha karşılaştırmalı ve daha seçici bir satın alma süreci yürütüyor. Bu tablo, piyasada bir frenden ziyade vites değişimine işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Teslim Süresi ve Lokasyon Belirleyici Hale Geldi

projedefirsat.com verilerine göre son dönemde platform kullanıcılarının arama ve filtreleme davranışlarında teslim tarihi ve lokasyon kriterlerinin kullanımında belirgin artış yaşanıyor. Kullanıcıların önemli bir bölümünün, fiyat karşılaştırmasından önce projenin teslim süresini ve bulunduğu bölgeyi incelemeye aldığı görülüyor. Bu eğilim, konut alıcısının kısa vadeli fırsatlardan ziyade planlama, güvenlik ve uzun vadeli değer odaklı karar vermeye başladığını ortaya koyuyor.

Artaş Holding, MIPIM’de Umman ile yeni yatırım fırsatlarını değerlendiriyor

0
Artaş Holding, MIPIM’de Umman ile yeni yatırım fırsatlarını değerlendiriyor

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle Türkiye’nin köklü markaları arasında yer alan Artaş Holding, Türkiye temsilciliğini Alkaş’ın üstlendiği, MIPIM Fuarı kapsamında Umman ile önemli bir iş birliği anlaşmasına imza attı. Türkiye’de Avrupa Konutları markasıyla 46 binin üzerinde konut teslim eden Artaş Holding, sahip olduğu güçlü deneyimi uluslararası projelere taşımayı hedeflerken, önümüzdeki dönemde Umman’ın şehircilik vizyonuna katkı sağlamayı ve yeni yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyor.

İKİ ÜLKE ARASINDAKİ FIRSATLAR DEĞERLENDİRİLDİ

Fransa’nın Cannes kentinde gerçekleştirilen ve dünyanın en prestijli gayrimenkul fuarları arasında yer alan MIPIM’de, Türkiye ile Umman arasındaki ekonomik ilişkileri ve yatırım ortaklıklarını güçlendirecek önemli bir temas gerçekleştirildi. Görüşmeye Artaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhan Çetinsaya ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu katıldı. Heyet, Umman Konut ve Şehir Planlama Bakanı Khalfan bin Saeed bin Mubarak Al-Shueili ile bir araya gelerek iki ülke arasında geliştirilebilecek ortak projeleri ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi.

ARTAŞ HOLDİNG, GÜÇLÜ TECRÜBESİNİ ULUSLARARASI PROJELERE TAŞIYACAK

Uluslararası platformlarda yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedefleyen Artaş Holding, gayrimenkul geliştirme alanındaki güçlü deneyimini farklı coğrafyalara taşıyarak küresel ölçekteki projelerde yer almayı hedefliyor. Artaş Holding yetkilileri, bu önemli iş birliğinin hem Türkiye hem de Umman için uzun vadeli ve verimli sonuçlar doğurmasını temenni ettiklerini ifade etti

Fuzul Holding, 34 Yıllık Deneyimini Katılım Bankacılığına Taşıyor 

0
Fuzul Holding, 34 Yıllık Deneyimini Katılım Bankacılığına Taşıyor

Uzun yıllara dayanan tecrübesi ve finans sektöründeki birikimiyle öne çıkan Fuzul Holding’in katılım bankası kuruluş başvurusu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından onaylandı. Söz konusu karar, 18 Mart 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 

Tasarruf finansman başta olmak üzere finans, gayrimenkul, yapı ve hizmet odaklı farklı sektörlerde 34 yıldır faaliyet gösteren Fuzul Holding, bankacılık alanındaki yeni adımını duyurdu. 13.200.000.000 TL kuruluş sermayeli Fuzul Katılım Bankası AŞ “Yenilikçi finansal çözümler sunma” ve “Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunma” misyonuyla atılan bu stratejik adım, hem katılım bankacılığı anlayışına yeni bir soluk getirmeyi hem de müşterilere sürdürülebilir finansal çözümler sunmayı amaçlıyor.

Müşterilere Kapsamlı Çözümler

Kurulacak katılım bankası, katılım finans ilkeleri doğrultusunda müşterilere hizmet sunarak katılım bankacılığının tüm ürünlerini sistemine entegre eden kapsamlı bir yapı ile çözümler geliştirmeyi hedefliyor.  Bu adımla birlikte Fuzul Holding, uzun yıllara dayanan finansal hizmetler alanındaki deneyimini katılım bankacılığına taşıyarak faaliyet alanlarını genişletmeyi amaçlıyor. Tasarrufların reel ekonomiyle buluşmasını önceleyen katılım bankacılığı modeli çerçevesinde şekillenecek yapılanma, finansal kapsayıcılığı destekleyen ve ekonomik değere katkı sunan bankacılık faaliyetlerinde bulunacak.

Yaygın Şube Ağı ve Güçlü Dijital Altyapı

Banka, Türkiye genelinde yaygın bir şube ağıyla hizmet verecek; güçlü dijital bankacılık altyapısıyla kullanıcı deneyimini merkeze alacak. Mobil ve teknoloji tabanlı çözümlerle finansal hizmetlere erişimi hızlandıracak olan banka, fiziksel erişim ile dijitalleşmeyi birlikte ele alan modelle farklı müşteri segmentlerine etkin çözümler sunacak. 

Geleceğe Uzanan Bütünsel Finans Hizmeti

Fuzul Holding’in mevcut faaliyet alanlarıyla entegre şekilde konumlanan katılım bankası; tasarruf finansman, gayrimenkul geliştirme, fintek ve ödeme sistemleri ile sigorta alanlarında oluşturulan ekosistemi tamamlayıcı bir rol üstlenecek. Holding, çok sektörlü yapısı ve entegre ekosistemiyle Türkiye’nin finansal sisteminde daha güçlü bir yer edinmeyi ve ülke ekonomisine sunduğu katkıyı bu yeni adımla daha ileri taşımayı hedefliyor. Fuzul Holding, bankacılık alanındaki bu yeni adımıyla katılım finans ekosistemine uzun vadeli katkı sunmayı, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına öncülük etmeyi ve bu doğrultuda finansal hizmetler yapılanmasını daha bütüncül bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor.

Koç Holding’in 62. Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi

0
Koç Holding'in 62. Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştiril di

Nakkaştepe’deki Holding merkezinde gerçekleşen toplantıda Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç’un ve Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’un değerlendirmeleri okundu ve yeni Yönetim Kurulu onaylandı. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Faaliyet Raporu’nda yer alan değerlendirmesinde memleket ekonomisine katkı sağlamaya devam ettiklerini vurgularken, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç da, “Son 5 yılda yaptığımız 16,1 milyar ABD doları tutarındaki kombine yatırım uzun dönemli stratejik bakış açımızın ispâtı niteliğindedir” dedi. Koç Topluluğu’nun 100. yaşını kutladıklarına işaret eden CEO Levent Çakıroğlu ise, “Topluluğumuz Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyor” diye konuştu. 

Koç Holding, 62. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı 18 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirdi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat S. Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding üst yönetimi ve hissedarların katılımıyla düzenlenen toplantı, Nakkaştepe’deki Holding merkezinde yapıldı. 

Rahmi M. Koç: “Ülkemizin sahip olduğu ekonomik, beşerî, stratejik ve coğrafi avantajların, yeni dünya düzeninde büyük fırsatlar yaratabileceğine yürekten inanıyorum.”

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, faaliyet raporunda yer alan değerlendirmesinde, 2025’in dünya ekonomisinde taşların yerinden oynadığı ve eski ezberlerin bozulduğu bir yıl olduğunu belirterek, “Yeni tesis edilmekte olan ekonomik düzenin nasıl şekilleneceği henüz net olmasa da ülkemizin sahip olduğu ekonomik, beşerî, stratejik ve coğrafi avantajların büyük fırsatlar yaratabileceğine yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı. Rahmi M. Koç, Koç Topluluğu olarak memleket ekonomisine katma değer sağlamaya devam ettiklerini kaydetti. 

Ömer M. Koç: “Son 5 yılda yaptığımız 16,1 milyar ABD doları tutarındaki kombine yatırım Koç Topluluğu’nun uzun dönemli stratejik bakış açısının ispâtı niteliğindedir.”

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, faaliyet raporunda yer alan değerlendirmesinde, “Değerlerin yerini çıkarların, istişâre ve iş birliğinin yerini güç ittifaklarının aldığı daha riskli, yeni bir dünya şekilleniyor. Bilhassa uluslararası işlerimizin çerçevesini çizen kurumların ve kuralların âkıbeti meçhulken, stratejilerimizi bu tarihi dönüşümü doğru yorumlayarak tâyin etmek zorundayız” ifadelerini kullandı. 

Bu yıl Koç Topluluğu’nun 100. yaşını idrâk ettiğine de değinen Ömer M. Koç, Topluluğun çok daha iyisini başarmak ve Büyük Önder Atatürk’ün Türkiye için tâyin ettiği muasır medeniyet hedefine ulaşmak için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğini vurguladı. Ömer M. Koç, “İçinden geçilen tüm belirsizliklere rağmen, son 5 yılda yaptığımız 16,1 milyar ABD doları tutarındaki kombine yatırım Koç Topluluğu’nun uzun dönemli stratejik bakış açısının ispâtı niteliğindedir” dedi.

Levent Çakıroğlu: “100. yaşımız sadece bir yıl dönümü değil, aynı zamanda Türkiye’ye ve Cumhuriyet değerlerine olan bağlılığımızın güçlü bir beyanı.”

Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu ise faaliyet raporu değerlendirmesinde küresel belirsizlik ortamını şekillendiren zorlu etkenlere rağmen yılı güçlü ve sağlıklı bilanço sonuçlarıyla kapattıklarını kaydederek, “Konsolide gelirlerimiz 64,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl kombine bazda 3,7 milyar ABD doları yatırım harcaması yaptık” dedi. 

Rakamların ötesinde, 100. yaşlarını sadece bir yıl dönümü olarak değil, aynı zamanda Türkiye’ye ve Cumhuriyet değerlerine olan bağlılıklarının güçlü bir beyanı olarak değerlendirdiklerini belirten Çakıroğlu, şöyle devam etti: “31 Mayıs 1926 tarihinde merhum Vehbi Koç tarafından  Ankara’da kurulan mütevazı bir ticarethane ile temelleri atılan Koç Topluluğu bugün; 60’ın üzerinde ülkede faaliyet gösteriyor, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapıyor, 120 binden fazla çalışanı, 10 bine yakın bayisi ve yetkili servisi ile değer yaratıyor. Topluluğumuz Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyor” dedi. 

Koç Holding’in yeni Yönetim Kurulu belirlendi

Koç Holding 62. Olağan Genel Kurul Toplantısı sonucunda seçilen Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor:

Rahmi M. Koç – Şeref Başkanı

Ömer M. Koç – Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Y. Koç – Başkan Vekili

Semahat S. Arsel – Üye

Caroline N. Koç – Üye

İpek Kıraç – Üye

Levent Çakıroğlu – Üye ve CEO

Peter Martyr – Bağımsız Üye

Ömer Önhon – Bağımsız Üye

Kudret Önen – Bağımsız Üye

Umran Savaş İnan – Bağımsız Üye

İstanbul’un Marka Semtlerinde Kiralar Artmaya Devam Ediyor

0
Konut Yatırımında Şeffaflık Uyarısı: Cihad Aydın’dan Mesaj

EVA Gayrimenkul Değerleme’nin araştırmasına göre İstanbul’un prestijli semtlerinde konut fiyatları şehir ortalamasının katbekat üzerine çıktı. Boğaz hattında metrekare fiyatı 320 bin TL’ye, 200 m² bir dairenin değeri 65 milyon TL’ye, aylık kiralar ise 300 bin TL’ye kadar ulaşıyor.

İstanbul’da konut piyasası, şehrin ekonomik ve sosyal dinamiklerinin en güçlü göstergelerinden biri olmayı sürdürüyor. EVA Gayrimenkul Değerleme tarafından İstanbul’un prestijli semtlerinde yer alan 0–10 yaş aralığındaki daire tipi konutlar baz alınarak yapılan araştırma, “marka semt” olarak tanımlanan bölgelerde fiyatların dikkat çekici seviyelere ulaştığını ortaya koydu. Çalışmaya göre bazı bölgelerde metrekare satış fiyatları 320 bin TL’ye, daire değerleri 65 milyon TL’ye, aylık kiralar ise 300 bin TL’ye kadar yükselmiş durumda.

Boğaz hattı Avrupa Yakası’nın zirvesinde

Araştırmaya göre Avrupa Yakası’nda özellikle Sarıyer hattında yer alan İstinye ve Tarabya, Boğaz manzaralı konutlarıyla İstanbul’un en yüksek fiyatlı bölgeleri arasında yer alıyor. Bu bölgelerde satış birim fiyatları 270 bin TL ile 320 bin TL/m² arasında değişiyor.

Yaklaşık 200 m² büyüklüğündeki bir daire tipi konutun satış değeri 55 milyon TL ile 65 milyon TL arasında oluşurken, kiralar 250 bin TL – 300 bin TL seviyesine kadar çıkabiliyor.

Bebek ve Etiler’de milyonluk metrekareler

Beşiktaş ilçesinin prestijli mahalleleri Bebek ve Etiler, İstanbul’un en pahalı konut bölgeleri arasında yer almaya devam ediyor. Bölgede konut satış fiyatları 250 bin TL – 300 bin TL/m² bandında gerçekleşiyor. Yaklaşık 140 m² büyüklüğündeki bir daire tipi konutun değeri 35 milyon TL ile 45 milyon TL arasında değişirken, kiralık konutlarda aylık bedeller 160 bin TL – 200 bin TL seviyesinde oluşuyor.

Nişantaşı şehir merkezinde lüks konutun adresi

Şişli’nin köklü yerleşim bölgelerinden Nişantaşı, merkezi konumu ve lüks konut stoğuyla İstanbul’un en prestijli semtleri arasında bulunuyor. Bölgede satış fiyatları 190 bin TL ile 280 bin TL/m² bandında değişiyor.

Yaklaşık 160 m² büyüklüğündeki bir daire tipi konutun değeri 30 milyon TL ile 45 milyon TL arasında oluşurken, kiralar 175 bin TL – 225 bin TL seviyesine ulaşabiliyor.

Anadolu Yakası’nda sahil hattı öne çıkıyor

Araştırmaya göre Anadolu Yakası’nda ise sahil hattındaki semtler dikkat çekiyor. Kalamış Marina çevresi, bölgenin en değerli konut alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Bölgede satış birim fiyatları 200 bin TL – 250 bin TL/m² seviyesinde.

Yaklaşık 150 m² büyüklüğündeki bir daire tipi konutun satış değeri 30 milyon TL ile 50 milyon TL arasında değişirken, kiralar 150 bin TL – 180 bin TL seviyesinde gerçekleşiyor.

Bağdat Caddesi aksında fiyatlar yükselmeye devam ediyor

Anadolu Yakası’nın prestijli yaşam akslarından Suadiye ve Caddebostan, Bağdat Caddesi’ne yakınlığıyla yüksek talep görmeye devam ediyor. Bölgede satış fiyatları 160 bin TL – 190 bin TL/m² bandında bulunuyor. Yaklaşık 140 m² büyüklüğündeki bir daire tipi konutun değeri 22 milyon TL ile 27 milyon TL arasında değişirken, kiralar 120 bin TL – 150 bin TL seviyesinde seyrediyor.

“Marka semtlerde arz sınırlı, talep güçlü”

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Hakan Cam, İstanbul’da bazı bölgelerin artık yalnızca birer yerleşim alanı değil, aynı zamanda güçlü bir marka değeri taşıdığını belirterek “İstanbul’un Boğaz hattı, sahil bölgeleri ve merkezi lokasyonlarında yer alan bu semtlerde konut fiyatlarının şehir ortalamasının birkaç katına çıkması tesadüf değil. Arzın sınırlı olması, yüksek yaşam kalitesi, ulaşım ve prestij faktörü bu bölgelerdeki talebi sürekli canlı tutuyor. Bu nedenle söz konusu semtler konut piyasasında her dönem değerini koruyan ve yatırım açısından güçlü bölgeler olarak öne çıkıyor.” dedi.

Cam ayrıca, açıklanan değerlerin 0–10 yaş aralığındaki daire tipi konutların ortalama seviyelerini yansıttığını belirterek aynı bölgelerde bulunan müstakil veya villa tipi taşınmazlarda arsa payı, manzara ve kullanım alanı gibi unsurlar nedeniyle fiyatların çok daha yüksek seviyelere ulaşabildiğini vurguladı.

Marka semtler değerini korumaya devam edecek

Mevcut piyasa dinamikleri değerlendirildiğinde İstanbul’un bu prestijli semtlerinin önümüzdeki dönemde de konut piyasasının en değerli bölgeleri arasında yer almayı sürdüreceği öngörülüyor. Özellikle Boğaz hattı, sahil aksları ve merkezi lokasyonlarda bulunan marka semtler, hem yaşam kalitesi hem de yatırım değeri açısından konut piyasasının en güçlü segmentini oluşturmaya devam ediyor.