Cumartesi, Haziran 27, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 81

DKM İnşaat ve Danışmanlık 20. yıl başarısı: Sismik koruma alanında öncü iş birlikleri

0

DKM İnşaat ve Danışmanlık, sektörde 20. yılını kutladığı bugünlerde, “Daha İyi Bir Dünya” için önemli çalışma alanlarından biri olan sismik koruma konusunda %100 yerli üretim ürünleri ve uluslararası iş birlikleri ile dikkat çekiyor.

DKM İnşaat ve Danışmanlık, sektörde 20 yılını doldurmanın gururunu yaşarken, inovasyon ve güvenilirlik konusundaki liderliğini pekiştirmeye devam ediyor. Bu uzun soluklu yolculukta sismik koruma alanında %100 yerli üretimleri olan Sismex markasının yanında Loos&Co vee NSV gibi sektörde öne çıkan firmalarla güçlü işbirlikleri yapmıştır. DKM İnşaat ve Danışmanlık, UL ve FM onaylı sismik koruma ürünleri ile güvenli geleceği sağlam bir zeminde kuruyor.

Sektörde sismik koruma, ses yalıtımı, çevresel gürültü ve titreşim kontrolü alanlarında aynı anda çalışan tek firma olarak inovasyon ve yaratıcılığın izini süren DKM, çalışmalarının her aşamasında yeniliği, sürdürülebilir ve ileri teknolojiye sahip yaklaşımları benimsiyor. “Daha iyi bir dünya, daha iyi bir gelecek” vizyonunu gerçekleştirme yolunda olan firma, dünya standartlarında öne çıkan üreticilerle sağlam iş birlikleri kurarak gücünü artırıyor.

Bu çerçevede, DKM İnşaat ve Danışmanlık, sismik koruma alanında gerçekleştirdiği dikkat çekici iş birlikleri sayesinde 20 yıllık deneyimlerini Loos&Co ve NSV firmalarının deneyimleri ile birleştiriyor. Bu işbirlikleri sonucunda sismik koruma çalışmalarında öncü ve güvenilir çözümler sunma kapasitesini arttırıyor. Sağlam ve güvenilir bir geleceğin kurulmasına olanak sağlayarak güçlenen DKM İnşaat ve Danışmanlık her geçen gün inşaat sektörüne ve sismik hareketler sonucu oluşabilecek tüm şartlara karşı geleceğe olumlu katkılarda bulunuyor.

Sismik koruma alanında sunduğu UL (Underwriters Laboratories Inc.) ve FM APPROVED (FM Onaylı) dünya standartlarında kabul görmüş ürünler ile 20 yıllık başarısını taçlandıran DKM İnşaat ve Danışmanlık, güvenli geleceği inşa etmeye devam ediyor.

Yurtbay Seramik, Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi arasında

0

Türkiye’nin lider seramik üreticilerinden Yurtbay Seramik, üstün performansı ve sektöre katkılarıyla büyük bir başarıya daha imza attı. Yurtbay Seramik, Ekonomist dergisi tarafından her yıl açıklanan “Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi” listesinde 260. sırada yer alarak başarılarını bir kez daha taçlandırdı.

Yurtbay Seramik, Ekonomist dergisinin 20 yıldır 3 büyük kent dışında Türkiye’deki üretimin nabzını tuttuğu “Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi” listesinde 260. sırada yer aldı. Geçen sene listede 283. sırada olan ve bu sene 23 basamak yükselen Yurtbay Seramik, Anadolu’nun ekonomik gücünü yansıtan bu prestijli listede kendine sağlam bir yer edinerek sektördeki liderliğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Bu başarı, şirketin sürdürülebilir büyüme stratejileri, kaliteli ürünleri ve müşteri odaklı yaklaşımıyla birleşerek ortaya çıkan bir sonuç olarak değerlendiriliyor.

Yurtbay Seramik, Türkiye ve bölge ekonomisinin büyümesine katkı sağlıyor

Yurtbay Seramik, sosyal medya paylaşımında bu başarısını takipçileri ile paylaşarak “Anadolu’nun en büyük 500 şirketi arasında yer almış olmanın gururunu yaşıyoruz,” ifadelerini kullandı.

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli de, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi” listesinde yer alan ve Eskişehir sanayisine güç katan Yurtbay Seramik’i tebrik etti.

Yurtbay Seramik’in “Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi” listesindeki yer alması, şirketin başarılı geçmişi ve geleceğe yönelik vizyonuyla uyumlu bir şekilde dikkat çekiyor. Şirket, kaliteli ürünleri ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla sektördeki öncü konumunu koruyarak Türkiye’nin ve bölgenin ekonomik büyümesine katkıda bulunmaya devam ediyor.

İzocam, tüketici memnuniyetinde yüzde 97 oranında başarı sağladı

0

Türkiye’nin köklü ve yenilikçi yalıtım markası İzocam, tüketicilerin yalıtım tercihlerini gösteren araştırma sonuçlarını açıkladı. Tüketiciler yalıtım hakkında ne düşünüyor? Hangi yalıtım türleri daha çok tercih ediliyor? Tüketiciler marka tercih ederken nasıl karar veriyor?

Türkiye’nin köklü ve yenilikçi yalıtım markası İzocam, tüketici memnuniyetini güçlendirmek hedefiyle önemli bir araştırmaya imza attı. Tüketicilerin yalıtım eğilimlerinin masaya yatırıldığı araştırmada, İzocam ürünleri ile yalıtım yaptıran tüketicilerin memnuniyet oranı yüzde 97 olarak belirlendi. Araştırma; “Tüketiciler yalıtım hakkında ne düşünüyor?”, “En çok hangi yalıtım türleri tercih ediliyor?” ve “Tüketiciler marka tercih ederken nasıl karar veriyor?” gibi önemli soruları da kapsadı.

İzocam’ın, tüketicilerin yalıtıma bakış açılarını ve ihtiyaçlarını belirmeyi amaçladığı araştırma, bağımsız araştırma şirketi Sia Insight tarafından İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Samsun illerinde yaşayan 400 tüketici ile 12 Eylül – 19 Eylül 2023 tarihlerinde gerçekleştirildi. Yalıtım ile ilgili konularda karar veren / marka kararında etkisi olan kişilerle görüşülen araştırmada, 25 yaş üzerinde, yüzde 24’ü kadın, yüzde 76’sı erkek, 300’ü ev sahibi veya apartman yöneticisi olan, 100’ü de önümüzdeki 2 yıl içinde ev almayı planlayan kişilerden görüşleri alındı.

Kullanan her 10 kişiden 9’u İzocam ürünlerini tavsiye ediyor

Araştırma sonuçlarına göre, yalıtım sektörünün bilinirliği en yüksek markası İzocam oldu. Toplamda yüzde 89 olarak belirlenen İzocam’ın marka bilinirliğinin, 55-64 yaş grubu özelinde yüzde 96’ya ulaştığı görüldü. Tüketiciler tarafından kaliteli ürün sunmakla, köklü, güçlü, bayileri yaygın, enerji tasarrufunda iyi bir marka olmakla ilişkilendirilen İzocam, tüketici memnuniyetinde de başarısını sonuçlara yansıttı. İzocam ürünleri kullanarak yalıtım yaptırmış tüketicilerden yüzde 97’si İzocam’dan memnun kaldığını paylaştı. Kullanan her 10 kişiden 9’u İzocam yalıtım ürünlerini çevrelerine tavsiye ettiklerini açıkladı. Ayrıca İzocam tüm yalıtım çeşitlerinde en çok kullanılan marka olarak da belirlendi. Isı veya ses yalıtımı yaptırmış her iki tüketiciden birinin İzocam ürünlerini tercih ettiği görüldü.

Tüketiciler yalıtım hakkında ne düşünüyor?

İzocam’ın araştırmasının sonuçlarına göre, ülkemizde yalıtım kavramı tüketiciler açısından daha çok ısı geçişkenliğini azaltmakla ilişkilendiriliyor. Tüketicilerin zihninde yalıtım, soğuktan ve sıcaktan korumak ve ısı tasarrufu anlamına geliyor. Soğuktan koruma yüzde 31 ile ilk sırada yer alırken, sıcaktan korunma yüzde 27, ısı tasarrufu yüzde 20 oranında çağrışım yapıyor. Ses yalıtımı ise yüzde 15 ile ısıdan sonra en fazla akla gelen alan.

En çok hangi yalıtım türleri tercih ediliyor?

Araştırmaya katılan her 10 tüketiciden 9’u daha önce yalıtım yaptırdığını açıkladı. Tüketicilerin, yüzde 90 ile en çok ısı kaybını önlemek için yalıtım yaptırmayı tercih ettikleri belirlendi. Bunu ikinci sırada yüzde 22 ile ses yalıtımı izledi. Ses yalıtımı yaptıran tüketiciler, en çok dışardan gelen sesi ve gürültüyü engellemek için yalıtım yaptırmayı tercih ettiklerini belirtti. Su yalıtımı yüzde 15, tesisat yalıtımı ise yüzde 8’li oranlarla üçüncü ve dördüncü sırada yer aldı.

Tüketiciler marka tercih ederken nasıl karar veriyor?

Yalıtım sürecinde, özellikle ısı yalıtımında çevredekilerin deneyimi ve ustanın tavsiyelerinin oldukça önemli rol oynadığı belirlendi. Araştırmaya göre tüketiciler, ısı yalıtımı yaptırma kararı verirken en çok çalıştıkları ustanın veya bir tanıdıklarının tavsiye ettiği markayı tercih ettiler. Tüketicilerin su ve ses yalıtımı yaptırırken tercihlerinde ise daha önce kullanıp memnun kaldıkları veya bir tanıdıklarının tavsiye ettiği markaların daha çok etkili olduğu görüldü.

ASAŞ Maxi Riviera ile evinizde mükemmel yalıtım sağlayın

0

Dar kanat ve adaptör profilleriyle mekânlarda zarif ve şık görünümü arayanlar için ideal olan ASAŞ Maxi Riviera 105-125-165 mm, 6 odacıklı tasarımıyla binalarda mükemmel yalıtım sağlıyor.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından ASAŞ’ın sunduğu Maxi Riviera 105-125-165 mm, pervazlı ve denizlikli kasa uygulamaları sayesinde mekânlara estetik çözümler sunuyor. Fransa’daki iklim ve kullanım alışkanlıkları incelenerek tasarlanan sistem, maksimum ses ve ısı yalıtımı sağlamak için 4, 20, 24, 28, 34, 40 mm aralığındaki nitelikli cam uygulamalarıyla birlikte kullanılıyor. Maxi Riviera, 6 odacıklı tasarımıyla mükemmel yalıtım sağlıyor.

Her zevk ve ihtiyaca hitap ediyor

Fransız tipi balkon uygulamalarına özel, adaptörlü çift kanat uygulamasına sahip Maxi Riviera, normal kasanın dışında 105, 125, 165 mm denizlikli kasa profiline sahip. Dar kanat ve adaptör profilleriyle mekânlarda zarif ve şık görünüm arayanlar için ideal olan Maxi Riviera, beyaz, gri ve krem PVC profil renklerinin yanı sıra, koyu meşe, siena, ceviz, budaklı gibi Lamine renk ile desen çeşitleriyle her zevk ve ihtiyaca hitap ediyor.

Türkiye inşaat sektörüne yönelik çözümleriyle dünyayla yarışıyor

0

İnşaat sektöründe konut başta olmak üzere fabrika, hastane, okul, iş yeri, depo, tersane, demiryolu ve veri merkezleri gibi yapılarda enerji kalitesinin iyileştirilmesi, sistemdeki elektrikten beslenen tüm ekipman ve makinaların uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Ömrü artan ve güç kalitesi yüksek olan sistemde beslenen ekipmanlar da daha az arızaya giriyor; böylelikle iş gücü kaybı, mal kaybı ve üretim hattının durması engelleniyor. Arıza sırasında oluşabilecek kısa devre, elektrik kaynaklı patlama ve yangın gibi istenmeyen durumların önüne geçerek, çalışan ve bina güvenliği sağlanmış oluyor. Güç kalitesi ve kompanzasyon çözümleriyle inşaat sektöründe enerji kalitesini ve verimliliğini artırdıklarını belirten Elektra Elektronik Satış Direktörü İlker Çınar, dünya standartlarındaki ürünleri ile hem yurt içi hem de yurt dışına yönelik projelerde yoğun ilgi gördüklerini belirtti.

İnşaat sektörü ülkemizin lokomotif sektörlerinin başında geliyor. Sektörde konut başta olmak üzere fabrika, hastane, okul, iş yeri, depo, tersane, demiryolu ve veri merkezleri gibi yapılarda kullanılan güç kalitesi ve kompanzasyon çözümleri enerji kalitesini iyileştirerek; bu yapıların sistemlerindeki elektrikten beslenen tüm ekipman ve makinaların uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Türkiye elektronik sanayisinin teknoloji öncüsü Elektra Elektronik de inşaat sektöründeki yatırımcılara, yüklenicilere ve satıcı firmalara AG – OG sargılı elemanlar ve enerji kalitesi çözümleri tedarik ediyor; özel sektör yatırım projelerine yüksek performans mühendislik hizmetleri veriyor. Bugün 6 kıtada 60’ı aşkın ülkeye ihracat yaptıklarını açıklayan Elektra Elektronik Satış Direktörü İlker Çınar, Türkiye’de inşaat sektörüne yönelik ürettikleri çözümlerin dünyanın farklı birçok ülkesinde yoğun ilgi gördüğünün altını çizdi.

Enerji kalitesi ürünleri dünya standartlarına uygun olmalı

Enerji kalitesi çözümlerinde inşaat sektöründeki bazı yüklenici firmaların ithal ürünlere yöneldiğini ancak Türkiye’de de dünya standartlarında üretim yapıldığını belirten İlker Çınar, sözlerine şöyle devam etti; “Yerli ürünü yeterince tanımayan firma ithal ürün seçerek olabilecek riskleri minimize etmek istiyor. Oysaki ülkemizde dünya ile yarışacak derecede kaliteye sahip ürünler üretiliyor ve dünyadaki birçok ülke bizden bu ürünleri satın alıyor. Yurt içinde de bu algının kırılması gerekiyor. Yabancı markalara duyulan güven ülkemizin her standardı ve kaliteyi sağlayan markalarına karşı da duyulmalı. Yurt dışına kabul ettirilen ürünler ülkemizde de birinci tercih olmalı. Bu noktada enerji kalitesi ürünleri seçiminde en önemli nokta ürünlerin dünya standartlarına uygun olmasıdır. Firmaların referans projeleri ve fiyat performans dengesine de bakmak önem taşır.”

Kompanzasyon ile daha kaliteli, uygun fiyatlı ve verimli enerji kullanmak mümkün

Kompanzasyon, elektrik akımı ile gerilim arasındaki faz farkının en ideal olabilecek açıya getirilerek sistemi olumsuz etkileyen reaktif güçlerin sıfıra yaklaştırılması olarak tanımlanıyor. Endüstriyel işletmelerde elektrik enerjisini verimli kullanmanın kompanzasyon ile sağlanabildiğini ifade eden Çınar, “Böylece enerji iletim hatlarının ve şebekenin gereksiz yere yüklenmesine sebep olan ve kayıpları artıran ‘reaktif güç’ minimum seviyede tutuluyor. Reaktif gücü dengeleme ve akım ile gerilim arasında oluşan faz farkını olabildiğince azaltma işlemine ise ‘reaktif güç kompanzasyonu’ deniyor. Reaktif güç kompanzasyonu yapılmadığı zaman şebekede kayıplar oluşuyor, iletim hatları ve kablolar daha fazla akım çekiyor ve bu yüzden büyük gerilim düşümleri meydana geliyor. Hatlarda gerilim düşümlerinin meydana gelmesi ise enerji taşıma kapasitesini düşürüyor. Reaktif güç kompanzasyonu, şebekelerden ihtiyaç kadar güç çekilmesini sağlayarak, kullanılmayan elektrik için fatura ya da ceza ödenmesini engelliyor. Böylelikle kompanzasyon sayesinde daha kaliteli, uygun fiyatlı ve verimli enerji kullanmak mümkün oluyor.” dedi.

DynamiX ile elektrik enerjisinin güvenli ve sürekli olmasını sağlıyor

Elektra Elektronik olarak Türkiye’de ilk ve tek yerli üretim olan aktif harmonik filtre DynamiX ürünleri ile enerji kalitesi problemlerinin önüne geçmeyi, iş kayıplarını ve üretim verimsizliklerini ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirten İlker Çınar, “DynamiX Aktif Harmonik Filtrelerimiz, elektrik sistemlerinin güvenli ve stabil olmasının öncelikli ihtiyaç olduğu demir çelik, denizcilik, sağlık, tekstil, otomotiv ve bankacılık gibi sektörlerde enerji kalitesi açısından kritik önem taşıyor. Aynı zamanda elektrik şebekelerinde harmonik kirliliğin giderilmesinde büyük rol oynayarak düşük enerji kalitesinin sebep olduğu problemlerin de önüne geçiyor. Enerji şebekesinden sıklıkla etkilenen hassas üretim tesisleri, data centerlar, ofis binaları, alışveriş merkezleri gibi tesislerin yanı sıra rüzgar ve güneş santrallerinde de kullanılan bu yeni nesil ürün, değişken enerji yüklerinin yoğun olduğu işletmelerde akım ve gerilim kirliliklerini ortadan kaldırarak elektrik enerjisinin güvenli ve sürekli olmasını sağlıyor.” şeklinde konuştu.

Sel riskine karşı tedbirli havzalar ve şehirler oluşturulmalı

0
  • ALTER Uluslararası Mühendislik ve Müşavirlik Yönetici Ortağı Dide Özdikmen:

“Alt yapı yatırımları, imar çalışmaları, şehirleşme, yeni sanayi alanları, ulaşım hizmetleri gibi konularda taşkın risklerinin önceden belirlenmesinin, taşkını önleme ve yönetme çalışmalarının yapılmasının önemi, son yaşanan şehir taşkınları ile bir kez daha anlaşılmıştır.”

  • “İklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık ve şehir sellerine karşı kentlerimizi daha dirençli hale getirmeliyiz…”

Taşkınlar, dünya genelinde en önemli afetlerden biri olarak kabul edilirken, Türkiye’de can ve mal kaybı açısından tüm afetler arasında ikinci sırada, meteorolojik afetler arasında birinci sırada yer alıyor.

Küresel iklim değişiklikleri nedeniyle Türkiye’de yer yer, kısa vadeli ancak yoğun gelen yağış miktarı sellere neden olmakta ve şehirlerde ciddi hasar yaratmaya başlamaktadır. ALTER Uluslararası Mühendislik ve Müşavirlik Yönetici Ortağı Dide Özdikmen, su yönetiminin daha iyi yapılmasının, taşkın olaylarını engellemese de, hasar riskini azaltarak vereceği zararın minimuma indirgenmesi konusunda oldukça etkili olduğunu ifade ediyor.

Taşkın risklerinin azaltılmasının önemini vurgulayan Özdikmen, “Alt yapı yatırımları, imar çalışmaları, şehirleşme, yeni sanayi alanları, ulaşım hizmetleri ve benzeri konularda, taşkın risklerinin önceden belirlenmesinin, taşkını önleme ve yönetme çalışmaları yapılmasının önemi, son yaşanan şehir taşkınları ile bir kez daha anlaşılmıştır. Bu insanlık için kaçınılmaz bir gerekliliktir. Devlet Su İşleri ve Su Yönetimi tarafından Master Planlar, Türkiye İklim Değişikliği Eylem Planı, Ulusal Su Planı, Havza Yönetim Planı, Havza Koruma Planı, Su Tahsis Planı, Kuraklık Eylem Planı, Havza Taşkın Eylem Planı, Taşkın koruma projeler gibi taşkın yönetimi ile ilgili birçok plan hazırlandı. İklim Kanunu ve Su Kanunu gibi yasa taslaklarının da yasalaşacağını ve böylece iklim değişikliğinin ortaya çıkaracağı riskleri azaltabileceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

Taşkınların insan yaşamına olan olumsuz etkilerine ek olarak ciddi boyutta ekonomik, çevresel ve sosyo-kültürel zararlara da yol açtığını ifade eden Özdikmen, şöyle konuştu:

“Taşkın riskleri değerlendirilirken, yol açabileceği tüm zararlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu kapsamda, taşkın bilgi sistemi, taşkın havzası veri tabanı ve memba-mansap ilişkisi göz önüne alınarak, yapısal ve yapısal olmayan tüm önlemler birlikte değerlendirilerek çalışmaların planlanması gerekmektedir.  İyi koordine olmuş paydaşlarla taşkın öncesi, taşkın sırası ve taşkın sonrası işler daha iyi yönetilebilir ve taşkın zararları minimize edilebilir. Taşkınların insan sağlığı, çevre, kültürel miras, sosyal ve ekonomik faaliyet üzerindeki olumsuz etkilerinin birlikte dikkate alınarak azaltılması, taşkın yönetiminde kurumsal yetki ve sorumluluklar esas alınarak kuruluşların taşkın öncesi, taşkın esnası ve taşkın sonrasında koordineli bir şekilde birlikte çalışmasının sağlanması ve kamuoyunun bu konuda bilinç düzeyinin arttırılması gerekmektedir. Ayrıca finansal kaynakların daha verimli ve etkin kullanımının sağlanması ve taşkın yönetiminde sorumlu ve ilgili kurum ve kuruluşların net olarak belirlenmesi de faydalı olacaktır.”

“İklim değişikliğinin neden olduğu, kuraklık ve şehir sellerine karşı, kentlerimizi daha dirençli hale getirmeliyiz”

Özdikmen, ayrıca taşkın tesislerini konusunda, “Taşkın tesisleri, alt yapı tesisleri ve demiryolu hatlarındaki köprü, menfez, yarma, tünel gibi sanat yapılarının modern algılama sistemleri ile takibi zaruret haline gelmiştir. Şehir selleri riskinin sürdürülebilir biçimde yönetilmesi giderek daha zorlaşıyor. Kentlerimizi iklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık ve şehir sellerine karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Ayrıca kent hidrolojisi hesaplarının, değişen yeni koşullar dikkate alınarak güncellenmesi ve bazı riskli bölgelerdeki atıksu ve yağmursuyu toplama sisteminin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Yağmursuyu hatlarının, atıksu şebekelerinden ayrı yapılması ve işletilmesi konusunda yerel mevzuattaki belirsizliklerin de hızla giderilmesi gerekmektedir. Kentlerimizde doğa tabanlı ekolojik çözümler kapsamında yağmur sularının toplanarak yeraltına süzülebileceği geniş yeşil alanlar planlanmalıdır” dedi.

Krediyle konut alanlara tasarruf fırsatı

0

Resmi rakamlara göre Türkiye’de 2022’nin ilk 10 ayında toplam tüketici kredileri 990 milyar TL’yi aşarken, konut kredilerinin tutar olarak toplam tüketici kredilerindeki payı yaklaşık %36’ya ulaştı. Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren olayinkolayi. com isimli dijital platform, kredi kullananların bankaya göre daha avantajlı sigorta yaptırma imkanı olduğuna vurgu yaparak, avantajı gösteren örnek bir Kredi Hayat Sigortası prim hesaplama tablosu yayınladı. Buna göre, Kredi Hayat Sigortalarını olayinkolayi. com üzerinden yaptıranlar, kriterlerine bağlı olarak  yüzde 50’yi aşan tasarruf elde ediyor.

Olayinkolayi. com olarak tüketicilerin kredi, sigorta ve konut süreçlerini kolaylaştırmak üzere 2018 yılında yola çıktıklarını ifade eden Alternatif Dağıtım Kanalları Direktörü Murat Akçay, Kredi Hayat Sigortası konusunda kullanıcıların bütçesini önemli ölçüde rahatlattıklarını söyledi. Bankalara ve finans kuruluşlarına göre halihazırda fiyat avantajı sunan Kredi Hayat Sigortası tekliflerini, yeni uygulamaya koydukları indirimlerle birlikte daha da avantajlı hale getirdiklerini açıklayan Akçay; “Kredi Hayat Sigortası ürününde prim tutarı; kullanılan kredinin koşullarına ve kredi kullanan kişinin yaşı ve sağlık bilgilerine göre değişiklik gösterebiliyor. Bu noktada kişiye özel hesaplanan en avantajlı sigortayı seçebilmek büyük önem taşıyor. Tüketicilere rehber olması amacıyla, konut kredileri bazında örnek bir Kredi Hayat Sigortası hesaplama tablosu hazırladık. Buna göre, bir bankadan 120 ay vade ve %2,05 faiz oranıyla 500 bin TL konut kredisi kullanan 35 yaşındaki bir kişi, olayinkolayi. com’dan yaptıracağı vefat teminatı kapsamlı Kredi Hayat Sigortası ürünü için sadece 4.917 TL ödüyor. Bu tutar, bankaların sunduğu rakamın çok altında kalıyor ve ortalamada yüzde 50’nin üzerinde indirime denk gelebiliyor.” dedi.

Akçay; “Kredi kullanacakların sigortalı veya sigortasız kredi teklifini seçme hakkı var. Sigortalı kredi teklifini tercih edenlerin ise Kredi Hayat Sigortalarını bankadan yaptırmaları gibi bir zorunluluk yok.”

Olayinkolayi. com kullanıcılarının, doğru fiyatlama ve self-servis hizmet sayesinde kayda değer bir tasarruf elde ettiğini vurgulayan Akçay, yürürlüğe giren son düzenlemelerle birlikte, kredi çekerken tüketicilerin önünde sigortalı veya sigortasız kredi anlaşması yapabilme seçenekleri bulunduğunu, bununla birlikte sigortalı kredi teklifini kabul edenlerin Kredi Hayat Sigortası’nı bankadan yaptırmak zorunda olmadıklarını da hatırlattı. Akçay, “olayinkolayi. com kullanıcıları, konut kredileri için kişiye özel olarak hesaplanan Kredi Hayat Sigortası ön tekliflerini anında görüntüleyip, sadece birkaç dakikada hesaplı ve pratik yoldan poliçelerini satın alabiliyor. Poliçeler, anında e-mail ile kendileriyle paylaşılıyor” dedi.

Kullanıcılarına pek çok işlem kolaylığını bir arada sunan olayinkolayi. com platformu,  hafta içi 09.00-18.00 saatleri arasında 0850 222 3466 numaralı Çağrı Merkezi numarası veya Whatsapp hattı üzerinden anlık yanıt sistemiyle müşterilerinden gelen soruları asistanları aracılığıyla cevaplıyor.

Turkmall yeni yatırımlarla büyüyor

0

Türkiye’de ve dünyada AVM ve rezidans yatırımlarıyla tanınan Turkmall’da, yönetim kadrosu, şirket çalışanları ve çözüm ortakları düzenlenen yeni yıl yemeğinde bir araya geldi.

Defy Güzelbahçe’de buluşan Turkmall Ailesi, yoğun geçen 2023 yılının stresini attı; 2024’e birlik beraberlik ve dayanışma ruhuyla merhaba dedi.

2023 yılını hem ciro hem de üretim anlamında ciddi büyüme rakamlarıyla kapattıklarını belirten Turkmall Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Altunhan, 2024 yılında İzmir ve Ege’de yeni kentsel dönüşüm, konut ve karma projelerdeki yatırımlara devam edeceklerini söyledi.

PROJELERİ SES GETİRİYOR

Toplamda 1.2 milyar dolarlık bir yatırım gücüne sahip olduklarını dile getiren Altunhan, “Bodrum Boğaziçi’nde 100 milyon dolarlık yatırım bedeline sahip olan projemizde inşaatımız hızla devam ediyor. Bu proje, Bodrum’un en lüks karma projelerinden birisi olacak. 2 yıl içinde tamamlayıp anahtarlarını teslim edeceğiz. İzmir’in en büyük özel sektör kentsel dönüşüm projesi olan ve 220 milyon dolar yatırımla hayata geçirdiğimiz Forum Göztepe’de de inşaata başlamak üzereyiz. Bütün süreçler tamamlandı. Bayraklı Forum kentsel dönüşüm projemiz de ivme kazandı. İzmir’in hemen hemen her bölgesinde önemli kentsel dönüşüm projelerine imza atıyoruz” diye konuştu.

HER KOŞULDA YATIRIMA DEVAM

Turkmall’un 55 kişilik büyük bir aile haline gelmesinin mutluluğunu yaşadıklarını ve deneyimli bir ekiple hizmete devam ettiklerini kaydeden Altunhan sözlerine şöyle devam etti: “İzmir bizim için çok önemli. İzmir’in hemen hemen tüm ilçelerinde varız. Her projede ayrı güçlü çözüm ortaklarımız bulunuyor. 2024 yılında daha temkinli olacağız, fakat bir yandan da yatırımlarımız devam edecek. 2025 yılında ise ekonomideki düzelmeyle birlikte ülkenin önünün çok açılacağına inanıyoruz”

“Memleketin bir şehrini değil her şehrini fiber ağlarla örüyoruz”

0

Teknolojinin sağladığı imkânları her alanda hizmete dönüştürmeye odaklanan Türk Telekom, uçtan uca fiber altyapı çalışmalarını Türkiye’nin 81 ilinde hız kesmeden sürdürüyor. Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom’un, 2023 yılını 2024’e bağlayan 31 Aralık gecesinde Çanakkale’de gerçekleştirdiği çalışmalar ile ülke genelindeki fiber ağ uzunluğu 435 bin kilometreye ulaştı. 

Yeni yılı, fiber dönüşüm operasyonları yürüten saha çalışanlarıyla birlikte Çanakkale’de karşılayan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “memleketin bir şehrinde değil her şehrinde” aralıksız çalıştıklarını belirterek “Yeni dijital dünyanın gereksinim duyduğu hızlı ve kesintisiz iletişim hizmetini sunmak için Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar her köşesini fiber ağlarla örüyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda dijital dönüşümün lideri olarak, milli mücadele ruhunu yansıtan güzide şehrimiz Çanakkale’de fiber altyapı yatırımlarımız ve yüksek teknolojimiz ile dijital geleceğin inşasına katkı sağlamaya devam ediyoruz. Hayatın her alanına aktardığımız dijitalleşme vizyonumuz ve geliştirdiğimiz teknolojileri dünyaya ihraç eden konumumuzla Türkiye Yüzyılı’nı dijitalin yüzyılı yapmaya kararlıyız” dedi. 

Türk Telekom, “memleketin bir şehrinde değil her şehrinde” mottosuyla hız kesmeden çalışarak 81 ilin tamamında, tüm ilçe ve köyleri uçtan uca fiber ağlarla örüyor. Yeni yıla, mili mücadele ruhunu barındıran Çanakkale’de gerçekleştirdiği saha operasyonlarıyla giren Türk Telekom, Çanakkale’nin Karacaören Köyü’nde yürütülen çalışmalarla fiber ağ uzunluğunu 435 bin kilometreye ulaştırdı. Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar her köşesini fiber ağlarla ören Türk Telekom, deniz altındaki birçok farklı noktadan hat çekerek tarihi Gelibolu Yarımadası ve Türkiye’nin en batısında yer alan Gökçeada’yı fiberleştirirken, memleketin her köşesini 1000 Mbps hızında internetle buluşturuyor. 

“Ülkemizin dijital geleceğini inşa ediyoruz”

Yeni yılı Çanakkale’nin Karacaören Köyü’nde, fiberleşme çalışmalarını aralıksız sürdüren saha ekipleriyle karşılayan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Türkiye Yüzyılı’nda hayatın her noktasına değer katan çalışmalarımızla, istisnasız herkes için erişilebilir bir dijital gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz. Bu hedef kapsamında; memleketin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar, “bir şehirde değil her şehirde” proje ve yatırımlarımızı sürdürüyoruz. 2024 yılı itibariyle, milli mücadele ruhunun simge şehirlerinden Çanakkale’de, saha ekiplerimizin özverili çalışmalarıyla, fiber ağ uzunluğumuzu 435 bin kilometreye ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu. 

Yüksek teknolojilerinden aldıkları güçle hayatın her alanına yatırım yaptıklarını vurgulayan Önal, “Savunmadan sanayiye, finanstan enerjiye, eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma, sanattan spora birçok farklı alanda dijital dönüşüme öncülük ediyoruz. Teknoloji alanındaki deneyimimizle otoyolları, köprüleri, şehirleri, tarihimizi yansıtan kültürel ve manevi miras alanlarımızı uçtan uca dijitalleştiriyoruz. 

Malkara-Çanakkale otoyolunda gerçekleştirdiğimiz fiber altyapı çalışmaları da bunun güzel bir örneği. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün Çanakkale Boğazı’nın iki tarafını birleştirmesi gibi Türk Telekom olarak biz de boğazın iki yakasını fiber ağlarla örüyoruz. Tarihimizde çok kıymetli bir yere sahip olan Gelibolu Yarımadası’nı ve ülkemizin en batısında bulunan Gökçeada’yı deniz altından fiber ile buluşturuyoruz. Çanakkale Merkez’de fiberleşme oranımız yüzde 97’ye; 435 bin km’lik fiber ağ uzunluğumuz ile Türkiye genelinde hane kapsamamız ise 32,2 milyona ulaştı. Türk Telekom olarak, insanı merkeze alan yaklaşımımızla teknoloji birikimimizi doğru yatırımlarla güçlendirerek dijital geleceğin inşasına liderlik etmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. 

Gelibolu ve Gökçeada’da fiberleşme oranı yüzde 100’e yaklaştı

Türk Telekom, gerçekleştirdiği altyapı operasyonlarıyla Çanakkale’nin 12 ilçesinden 11’inde kullanıcılarına 1000 Mbps hızında internet hizmeti sunuyor. Türk Telekom’un fiber dönüşüm çalışmaları ile Çanakkale Merkez’de kırsal alanlar da dahil olmak üzere fiberleşme oranı yüzde 97’ye yükseldi. Tarihi Yarımada’ya deniz altından geçen birçok farklı hatla altyapı götüren Türk Telekom, Gelibolu’daki fiberleşme oranını yüzde 94’e, Türkiye’nin en batısında yer alan Gökçeada’da ise yüzde 96’ya çıkardı. İstanbul-Malkara-Çanakkale Otoyolu’nu kapsayan güzergahta fiber altyapı sağlayarak akıllı ulaşım sistemlerine katkı sunan Türk Telekom, sürüş güvenliği sağlayacak teknolojilerin yanı sıra, Ana Kontrol Merkezi, Ana Veri ve Felaket Kurtarma Merkezleri’nin teknolojik altyapısını hızlı, etkin ve koordineli müdahaleye imkân verecek şekilde oluşturdu. Ayrıca otoyolun denetim kontrolü, veri toplama (SCADA) altyapısı, dijital mesaj ve trafik işareti (VMS-VTS) sistemleri, trafik kontrol sisteminin yazılımları ve ödeme sistemleri yazılımları, gişelerin veri haberleşmesinin yapısı yedekli bir şekilde Türk Telekom’un sorumluluğunda gerçekleştirildi.

Konut Satışları 2023 Yılında Son 8 Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi

0

TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. “Bir Bakışta Konut Piyasası 2023” başlığıyla yayınladığı yeni raporunda, konut piyasasını mercek altına alıyor. İpotekli konut satışlarındaki gerileme, artan kira bedelleri, yabancıya yapılan satışlardaki değişim, göçün satın almalara etkisi, öğrencilerin barınma sorunları ve 2024 yılına ilişkin sektör beklentileri hakkında detaylı veriler paylaşan araştırma sonuçları, konut piyasasına ilişkin gelişmelere ışık tutuyor.

TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş, “Bir Bakışta Konut Piyasası 2023” isimli araştırma raporunda konut yatırımlarını ele aldı. Konut piyasasının bireylerin hayatının yanı sıra ekonomide de önemli bir role sahip olduğuna değinen araştırma sonuçları, 2023 yılı değerlendirmesi ve 2024 yılı beklentilerine ilişkin önemli göstergeleri ortaya koyuyor.

Araştırma hakkında görüşlerini paylaşan TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, “Konut satışları 11 aylık dönemde toplam 1.087.349 adetle 2015 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi. Böylece konut satışları 2023 yılında yüzde 15 oranında gerileme kaydetti. Konut piyasasındaki yavaşlamada konut finansmanına erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarındaki artışın etkili olduğu görüldü. 2023 yılında görülen gerilemede en dikkat çekici veri, ipotekli satışların toplam satışlar içindeki oranının bugüne kadarki en düşük seviyesi olan yüzde 16’ya gerilemesi oldu. 11 aylık dönemde; ilk kez satılan konut adedi 328 bin 299, ipotekli olarak satılan konut adedi 171 bin 706, iş günü başına konut satış adedi ise 4 bin 687 olarak gerçekleşti” açıklamalarını yaptı.

“Konut fiyatlarının geldiği mevcut seviye, alım gücünde azalma ve kira fiyatlarında artış olarak kendini gösterdi”

2024 yılının önemli konu başlıklarından birinin konut fiyatlarındaki hızlı artış olduğuna işaret eden Makbule Yönel Maya, “Temmuz 2021 itibarıyla oluşan negatif reel faiz ortamı ve enflasyon, konut yatırımının güvenli liman konumunu pekiştirdi. Konut fiyatları artışındaki ivme özellikle son iki yılda görüldü. Konut fiyatlarının geldiği mevcut seviye ise alım gücünde azalma ve kira fiyatlarında artış olarak kendini gösterdi. Bunlarla birlikte konut fiyatları üçüncü çeyrekte aylık bazda enflasyonun altında artış göstererek yavaşlama sinyalleri verdi. Yıllık nominal konut fiyat artışı yüzde 86,5 seviyesinde olurken, yıllık reel konut fiyat artışı yüzde 15,6, Türkiye geneli ortalama birim fiyat 30 bin 36 TL/metrekare olarak gerçekleşti. Diğer yandan konut piyasasında 2024 yılında üç ana başlığın gündemde olacağını düşünüyoruz. Bunlardan ilki yeni konut üretimini özendirici araçların geliştirilmesi, ikincisi deprem bölgelerinin yeniden inşası ve bunun finansman kaynaklarının ve kaynak akış rotasının oluşturulması, üçüncüsü ise yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada en önemli konu başlıklarından biri olan barınma sorunu” diye konuştu.

“11 aylık dönemde ipotekli satılan konut adedi 171 bin 706”

Uygun faiz oranlarıyla desteklenen konut talebinin konut fiyatlarında önemli bir artış periyodunun öncüsü olduğunu ve sonrasında ekonomi politikaları doğrultusunda faiz oranlarında artışlar görüldüğünü belirten Makbule Yönel Maya, şöyle devam etti: “Konut kredisi faiz oranları Kasım ayı itibarıyla yıllık yüzde 42,2 ile son 10 yıldaki en yüksek seviyesine ulaşırken aynı ayda aylık bazda 5 bin 245 adet ile veri tarihindeki en düşük ipotekli satış adedi elde edildi. Türkiye’de azalan konut sahipliği oranları da dikkate alındığında, konuta erişimde finansman maliyetinin azaltılmasına yönelik adımlarla birlikte erişilebilir fiyatlı konut üretimi konut sahipliğinde eğilim yönünü artıya çevirebilir. İpotekli satışların toplam satışlar içerisindeki oranı yüzde 15,8, 11 aylık dönemde ipotekli satılan konut adedi 171 bin 706, diğer konut satış adedi ise 915 bin 643 olarak gerçekleşti.”

“11 aylık dönemde konut satışlarındaki yıllık azalma – yüzde 14,9 seviyesinde”

Türkiye’de konut sahipliğinin 2013 yılından beri düzenli olarak azalırken kiracı oranının artış gösterdiğini ifade eden Maya, “Bu veriyle birlikte konut fiyatları ve kiralardaki artış oranları ele alındığında uygun fiyatlı kiralama modellerinin önemi ortaya çıkıyor. Yıl içinde gerçekleşen depremler sonrası yaşanan iller arası göçün de kira fiyatları üzerinde etkisi hissedildi. Barınma sorunu konut alımının zorluğunun yanında kira fiyatlarının yükselişiyle de farklı bir alanda daha kendini gösteriyor. Bu doğrultuda uygun fiyatlı kiralık konut üretiminin mali politikalarla da desteklenmesi önem arz ediyor. 2022 yılı itibarıyla konut sahipliği oranı yüzde 56,7, kiracı oranı yüzde 27,2 11 aylık dönemde konut satışlarındaki yıllık azalma ise – %14,9 seviyesinde meydana geldi” dedi.

“Ülke uyruklarına göre en çok satış, yüzde 30,2 pay ile Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı”

Dolar bazında konut fiyatlarının 2010 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaşarak Ekim 2023 itibarıyla 1.078 USD/m2 olduğunu kaydeden Maya, “Konut satışlarında yabancı payına baktığımızda ise geçtiğimiz yıl yabancıların toplam satışlar içindeki oranı yıllık bazda yüzde 4,5 ile zirve değerine ulaşmışken 2023 yılında bu oran yüzde 3 oldu. Aynı oran Kasım 2023 itibarıyla ise yüzde 2,5’e geriledi. Ülke uyruklarına göre en çok satış, yüzde 30,2 pay ile Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı. İl bazında ise 2015 yılından beri birinci sırada olan İstanbul’un yerini yüzde 36,7 ile Antalya aldı. Yıllık USD bazlı konut birim fiyat artışı yüzde 21,1, yabancıların konut satışlarındaki yıllık ortalama payı yüzde 3, 2023 yılında yabancılara yapılan konut satışı ise 32 bin 941 adet oldu” diye konuştu.

“Konut fiyat artışlarının hızlı bir şekilde görüldüğü Antalya son iki yılda yaklaşık 85 bin göç aldı”

Göç konusunun konut piyasasında bir diğer önemli veri olduğuna dikkat çeken Maya, “Son altı yılda ortalama 200 bin net göç alındı. Konut fiyat artışlarının hızlı bir şekilde görüldüğü Antalya ise son iki yılda yaklaşık 85 bin net göç aldı. TÜİK’in nüfus projeksiyonlarına göre, önümüzdeki yıllarda yıllık nüfus artışının yaklaşık 1 milyon civarında olmasının beklendiği de dikkate alındığında hızlı bir şekilde konut üretiminin artırılması gerekiyor. Buna karşın kısıtlı arz, geciktirilmiş talep, göç ve finansman zorlukları konut fiyatlarındaki olası bir iyileşmenin önündeki en büyük engeller. Son 7 yılda alınan net göç 1 milyon 415 bin 179, 2022 yılı hane halkı sayısındaki artış 639 bin 765, 2022 yılı nüfus artışı 599 bin 280 seviyesinde” dedi.

“Yurt kapasitelerinin artırılması barınma sorununun çözümü için de oldukça önemli”

İkamet ettiği ilden başka bir ildeki üniversiteye yeni kayıt yaptıran gençlerin sayısının 2021 yılında 386 bin 646 olduğunu hatırlatan Maya, “2022/2023 dönemi itibarıyla toplam yurt kapasitesi ise 1 milyon 322 bin 754 olmuştu. Barınma sorunu temel bir konu olmasının yanı sıra öğrenciler için de bir çözüme ihtiyaç bulunuyor. Yurt kapasiteleri bu başlık altında büyük bir öneme sahip. Bu alanda yapılan yatırımlar öğrenci ikametinin kolaylaştırılmasına olanak sağlayabilir. Başta özel yurt kapasiteleri olmak üzere, yurt kapasitelerinin artırılması barınma sorununun çözümü için de oldukça önemli. Toplam yurt kapasitesindeki yıllık artış yüzde 8,1, 2022/2023 dönemi kamu yurt kapasitesi 876 bin 942, 2022/2023 dönemi özel yurt kapasitesi ise 445 bin 812 olarak biliniyor” açıklamalarını yaptı. 

“İlk kez ev satın alacaklara sağlanacak teşvikler kira piyasası üzerindeki baskının hafifletilmesi açısından kritik önem taşıyor”

2024 yılına ilişkin sektör beklentilerini paylaşan Maya, konut kredilerindeki sıkılaşmanın devam etmesi durumunda konut piyasasında yavaşlamanın sürebileceğini ifade etti.  Ancak sıkılaşmadaki azalmayla birlikte 2024 yılının ikinci yarısından itibaren daha iyimser bir tablo ile karşılaşmanın mümkün olduğunu da belirten Maya, şöyle devam etti: “Konuta erişimi azalan genç nüfusla birlikte konut sahipliği belirli bir zümrede olacak şekilde sınırlanıyor. İlk kez ev satın alacaklara sağlanacak teşvikler kira piyasası üzerindeki baskının hafifletilmesi açısından kritik önem taşıyor. Düşük risk odaklı yatırımcılar için mevduat faizleri büyük bir öneme sahip. Geçtiğimiz dönem zarfında, riskten kaçınma ve paranın değerini koruma isteği nedeniyle artan gayrimenkul yatırımları alternatif getirilerin düşük olmasından da etkilenmişti. Mevduat faizlerindeki artışla birlikte ise yatırım amaçlı konut alımlarında azalma kaydedildi. Bu eğilim, 2024 yılı başlangıcı itibarıyla benzer şekilde devam edebilecekken arsa ve arazi satışlarının ise daha az etkilenmesi beklenebilir.”

“Yeşil dönüşüm için en doğru zamandayız”

Dar ve orta gelirli nihai tüketiciye yönelik ürün geliştirilmesinde artış sağlayacak çözümlerin bir diğer önemli odak noktası olacağının altını çizen Maya, “Arzın kısıtlı olması ve inşaatın belirli bir süre alması çözümün kısa bir süre zarfında mümkün olamayacağını ve bu sebeple hızla aksiyon alınması gerektiğini gösteriyor. Özellikle kentlerdeki yaşam maliyetindeki artış ve barınma sorunu dünya genelinde etkilerini hissettiriyor. Konut fiyatlarındaki ve kiralarda görülen artış, barınmanın yaşam maliyeti içerisindeki payında artışa yol açıyor. Ülkemizin deprem gerçeği ve sağlanan teşviklerle kentsel dönüşüm önümüzdeki yıl da en hareketli konulardan biri olacak. Diğer yandan yeşil dönüşüm için de en doğru zamandayız. Konut sektörü, ülkemizin 2053 yılı net sıfır emisyon hedefine ulaşılması için büyük öneme sahip. Başta enerji ve su verimliliğinin artırılmasıyla konut bakım ve işletme maliyetlerinde tasarruf sağlayarak hem bireysel hem de çevresel fayda yaratmak mümkün” açıklamasını yaptı.