Pazar, Haziran 28, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 66

Akbal: “Fuzul Ventures olarak Stratejik Ortaklıklar Kurmak İstiyoruz”

0
Fuzul Ventures

Fuzul Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Y. Furkan Akbal, Fuzul Ventures olarak girişimcilik ekosistemi içerisinde stratejik ortaklıklar kurmak istediklerini söyledi. Akbal, “Dijital devrimin içerisindeyiz.” dedi.

30 yılı aşkın bir süredir pek çok farklı sektörde faaliyet gösteren ve Türkiye’nin köklü kurumları arasında yer alan Fuzul Holding’in genç iştiraki Fuzul Ventures’ın Yönetim Kurulu Başkanı Y. Furkan Akbal, Türkiye’deki inovasyon ve girişimciliği merkeze aldığı açıklamalarda bulundu.  

Start-up’larla Güç Birliğine Hazırız

Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Fuzul Ventures’la ile ilgili açıklamalarda bulunan Furkan Akbal, “Bizim start-up ekosistemine yaklaşımımız, sadece bir finansal getiri elde etmek değil. Biz aynı zamanda şirketimizi daha dinamik hâle getirebilmek adına stratejik ortaklıklar kurmak da istiyoruz. Portföyümüzün büyük çoğunluğunu, Fuzul Holding’in faaliyet gösterdiği sektörlerde oluşturmayı arzu ediyoruz. Böylelikle tüm süreçlerimizi optimize etme, verimliliğimizi artırma ve daha çok müşteriye en iyi şekilde hizmet verme amacımıza da uygun bir adım atmış oluyoruz.” ifadelerini kullandı. 

Çağa entegre olmanın önemini de vurgulayan Akbal, “Çağın dinamiklerini ile yeni nesilin taleplerini anlamak, bunlara karşılık verebilmek ve trendleri doğru okuyabilmek çok önemli. Dolayısıyla biz aslında start-up’lara yatırım mantığıyla değil, iş birliği ve güç birliği mantığıyla bakıyoruz. Start-up’ların sahadaki performanslarını gerçek manada ölçebilecekleri alanlar oluşturmaya çalışıyoruz, müşterileri oluyoruz ve stratejik yönetim kadromuzla onlara güçlü bir rehberlik hizmeti sunuyoruz. Özetlemek gerekirse Fuzul Ventures olarak hem kendi şirketlerimizi dinamik tutuyoruz hem start-up’ları destekliyoruz hem de ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yatırımcı, Girişimci ve Kamu İş Birliği ile Dijital Devrimi Yakalayacağız 

Sayısal verilerden de bahseden Akbal şöyle konuştu: “2018 yılında Türkiye’de girişimcilik ekosistemine yapılan yatırım 80 milyon dolar civarındaydı. 2022’e geldiğimizde 1.7 milyarlar dolara ulaştık. Baktığınız zaman 20 katlık bir büyüme oldu. 2023’e geldiğimizde her ne kadar yatırım miktarı özelinde biraz gerileme olduğu görülse de sizlerin de bildiği üzere yüzyılın en büyük afeti ve seçim gündemiyle gayet yoğun bir dönemdi. 2024 yılı ilk çeyrek verilerine henüz açıklandı ve geçen yılın ilk çeyreğine nazaran hızlı bir yıl başlangıcından söz edebiliriz. Bu ivmenin istisnalar dışında da bu şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye gerek yatırımcısı, gerek girişimcisi, gerekse kamu otoritesiyle ekosistemi cesaretlendiren bir yaklaşım içerisinde. Altyapı yatırımları ve regülasyonlar hız kesmeksizin gelişmeye devam ediyor. Altyapı demişken 2004 yılına kadar 12 olan teknopark sayısı, günümüzde 100’ü aşmış durumda. Bu merkezlerden çıkacak girişimcileri düşündükçe yarınlar için çok heyecanlı olduğumu ifade etmeliyim.”

Savunma Sanayisindeki Başarıyı, Tüm Sektörlerde Yakalamak Mümkün

“Türkiye’de son yıllarda ciddi manada ivmelenen bir teknoloji ekosistemi var.” diyen Akbal, “Son dönemde start-up’lar daha çok gündemimizde yer almaya başladı. Bu dönemi hem girişimcilik devrimi hem de dijital devrim olarak adlandırabiliriz. Hepimizin bildiği gibi tarihte kimi dönemler oldu. Bunları icat eden, öncü olan ya da uyum sağlayabilen ülkeler öne geçtiler. Türkiye olarak bu dijital devrime uyum sağlayarak hızlı adımlarla pek çok konuda öne geçebilecek konumda. Örneğin; Türkiye millî savunma sanayisindeki atılımıyla bundan 20 yıl önce ithalata bağımlı kalemlerde yerli teknoloji üretimiyle dünyanın en iyileri arasında yer bulmaya başladı. Bu başarıyı, tüm sektörlerde yakaladığımız takdirde Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasında ciddi atılımlar yapmış olacağız.” ifadeleriyle sözlerine son verdi.

Century 21 Trio Gayrimenkul İle İstanbul’dan Bodrum’a Eşsiz Bir Yolculuk Başladı

0

İstanbul Bağdat caddesinde Coldwell Banker çatısı altında hizmet vermeye devam eden ve gayrimenkul sektöründe 20 yıllık bir tecrübeye ve başarıya sahip olan Trio Gayrimenkul, Türkiye’nin en gözde turizm destinasyonlarından biri olan Bodrum’da yeni açtığı ofis ile hizmet vermeye başladı.

Century 21 çatısı altında faaliyetlerini göstermeye başlayan Trio Gayrimenkul, 25 Nisan Perşembe akşamı yaptığı açılış törenine, İstanbul ve Bodrum başta olmak üzere yurtiçi ve yurtdışından gelen yerli ve yabancı mimarlar, yatırımcılar, iş insanları, sanatçılar ile gayrimenkul sektörü çalışanları ve danışmanlarının da dahil olduğu pek çok misafir katıldı. Açılış töreninin ardından Six Pack müzik grubu bir konser performansı sahneledi.

Açılış töreninde bir konuşma yapan Century 21 Trio Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Sezgi Bilge, Bodrum’un Türkiye’de turizm ile birlikte gayrimenkul sektörü için de önemli bir merkezi haline geldiğini ve yatırımcılar için büyük fırsatlar sunduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Türkiye’deki gayrimenkul sektörü, son yıllarda sürekli bir büyüme göstererek ülke ekonomisinin önemli bir parçası haline geldi. Özellikle turizm bölgelerindeki gayrimenkul yatırımları hem yerel hem de yabancı yatırımcılar için çekici hale gelirken, sektörün büyümesine de önemli katkılar sağladı. Bodrum’da gayrimenkul satışları son yıllarda sürekli olarak artıyor. 2023 yılında bölgede gerçekleşen konut ve arsa satışları, bir önceki yıla göre %15 artış gösterdi. Bodrum’da yapım aşamasında olan konut ve ticari projelerin sayısı her geçen yıl artıyor. 2023 yılında bölgede başlatılan inşaat projelerinin sayısı %20 artış kaydetti. Özellikle Avrupa ve Ortadoğu’dan gelen yatırımcılar, Bodrum’daki emlak piyasasına önemli katkılar sağlarken yeni inşaat projelerinde çevre dostu ve sürdürülebilir tasarım ilkelerinin uygulanması gayrimenkul sektörünün kalitesini ve çekiciliğini artırdı. Century 21 Trio Gayrimenkul olarak 20 yıldan bu yana İstanbul’da edindiğimiz deneyim ve birikim ile büyüyen ve alanında uzman ekibimizle bu muhteşem bölgede faaliyet göstermekten büyük mutluluk duyacağız. Century 21 çatısı altında sunduğumuz uzmanlıkla Bodrum’daki gayrimenkul sektörüne değer katmayı amaçlıyoruz.”

TAV Havalimanları ve TAV Technologies’e “En İyi İşveren” Ödülü

0
TAV Havalimanları ve TAV Technologies’e “En İyi İşveren” Ödülü

TAV Havalimanları ve TAV Technologies kurum kültürü ve çalışan deneyimi üzerine çalışmalar yürüten araştırma kurumu Great Place To Work Enstitüsü tarafından yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye’nin en iyi işveren markaları arasında yer aldı.

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları, havacılık bilgi teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren iştiraki TAV Technologies ile birlikte  Great Place To Work’ün açıkladığı Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2024 listesinde yer aldı. Çalışanlara yönelik anket ve değerlendirmelere göre belirlenen ödüller The Grand Tarabya’da  dün (25 Nisan) gerçekleştirilen törenle sahiplerine teslim edildi. 

TAV Havalimanları İnsan Kaynakları Grup Başkanı Hakan Öker, “TAV Havalimanları olarak tüm dünyada her gün on binlerce yolcuya en iyi seyahat deneyimini sunmak üzere çalışıyoruz. Bugün 8 ülkede işlettiğimiz 15 havalimanının yanı sıra servis şirketlerimizle birlikte 33 ülkede 110 havalimanında ayak izimiz bulunuyor. Havalimanı deneyiminin her aşamasında faaliyet gösteren 39 binden fazla çalışanımız, başarımızın en önemli bileşenlerinden biri. Onların değerlendirmesiyle belirlenen bu ödülü bir kez daha almaktan dolayı oldukça mutluyuz. Çalışanlarımızın ihtiyaç ve beklentilerine odaklanarak, kurumsal değerlerimizin rehberliğinde çalışan memnuniyetine yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz”, dedi.

TAV Technologies İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Özkan Sav, “En iyi İşverenlerden biri olduğumuzun tescillenmesi bizleri çok mutlu etti. Çalışma arkadaşlarımızın gelişimini ön planda tutan, katılımcı yönetim anlayışının yerleştiği ve iletişim kapılarının açık olduğu bir şirket kültürü yaratmak her zaman önceliklerimiz arasında yer aldı. Çalışanlarımızın düşüncelerini serbestçe ifade edebildikleri, karar süreçlerine katılabildikleri ve iş yaparken güven içinde oldukları bir atmosfer oluşturmak için her yıl yeni yaklaşımlar geliştiriyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın gelişimine büyük bir önem atfediyoruz ve olumlu bir çalışan deneyimini oluşturmak için yoğun bir çaba harcıyoruz. Çalışanlarımızın memnuniyeti ve ilerlemesi odaklı yaklaşımlarımızı sürdürerek, farklı uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz”,  dedi.

Akfen GYO’nun Uzun Vadeli Ulusal Kurum Kredi Rating Notu Yükseldi

0
Akfen GYO Genel Müdür Vekili Ece Demirpençe

Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Akfen GYO), JCR Avrasya Derecelendirme A.Ş. tarafından yapılan son değerlendirmede, uzun vadeli ulusal kurum kredi rating notunda önemli bir yükseliş kaydetti. Şirketin kredi notu, geçtiğimiz yıl “AA- (tr) / Stabil (çok yüksek kredi kalitesi)” seviyesinden, bu yıl “AA (tr) / Stabil (çok yüksek kredi kalitesi)” seviyesine yükseltildi. Bu gelişme, şirketin finansal sağlamlığı ve kredi kalitesindeki artışı göstermesi açısından önem taşıyor.

Akfen GYO’da yaşanan not artışı, şirketin finansal performansındaki istikrar ve sektördeki güçlü konumunun bir yansıması olurken, bu kategoride yer almak, şirketin uzun vadeli finansal stratejilerinin başarısını ve piyasadaki güvenilirliğini pekiştirdi.

Akfen GYO Genel Müdür Vekili Ece Demirpençe, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu rating yükselişi, şirketimizin sürdürülebilir büyüme stratejisine ve sağlam finansal yapısına olan güvenin bir göstergesidir. Yatırımcılarımıza ve iş ortaklarımıza sağladığımız güveni daha da pekiştirecek olan bu gelişme, bizleri yeni yatırımlar ve projeler için daha da motive etmektedir” diye konuştu.

Demirpençe, Akfen GYO’nun yatırımcılarına ve paydaşlarına değer yaratma misyonuyla hareket etmeye devam edeceğini ve sektördeki lider konumunu daha da güçlendirmeyi hedeflediğini belirterek, kredi derecesindeki bu yükselişin, şirketin uzun vadeli vizyonunu destekleyen önemli bir adım olarak görüldüğünü kaydetti.

DemirDöküm’ün Taahhütçü Yetkili Satıcı Buluşması İstanbul’da Gerçekleştirildi

0
DemirDöküm'ün Taahhütçü Yetkili Satıcı Buluşması İstanbul'da Gerçekleştirildi

Geniş ürün yelpazesiyle 2023 yılında da sürdürülebilir büyümesine devam eden DemirDöküm, taahhütçü yetkili satıcıları ile İstanbul’da bir araya geldi. Radisson Blu Otel’de gerçekleşen etkinliğe 25 iş ortağı katıldı. Toplantıda sektördeki gelişmeler, DemirDöküm’ün 2023 yılı performansı ve 2024 yılı hedefleri katılımcılarla paylaşıldı.

Kombi, şofben, termosifon ve panel radyatör gibi geleneksel ürünlerin yanı sıra, ısı pompası, KASKAD ve oda termostatı gibi yeni ürünlerle sürdürülebilir büyümesine devam eden DemirDöküm’ün, geleneksel Taahhütçü Yetkili Satıcı Buluşması İstanbul’da düzenlendi. Radisson Blu Otel’de gerçekleşen etkinliğe DemirDöküm’ün İstanbul, Adana, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Denizli, Gaziantep, İzmir, Konya, Malatya, Mersin ve Sakarya’daki Taahhütçü Yetkili Satıcıları katıldı.

Toplantıda DemirDöküm’ün farklı departmanlarından yöneticileri de yer aldı. İş ortaklarıyla birlikte şirket yöneticilerinin de katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda sektör değerlendirildi ve 2024 yılı hedefleri masaya yatırıldı.

DemirDöküm CEO’su Alper Avdel, toplantıda yaptığı konuşmada, 40’a yakın ülkede faaliyet gösteren DemirDöküm’ün istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü ve sektörde pozitif bir şekilde ayrıştığını ifade etti. Avdel, küresel çalkantılara rağmen belirlenen hedeflerin başarıyla tamamlandığını belirterek, “Çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizin ürünlerimize gösterdiği teveccüh ile ciromuzu bir önceki yıla göre euro bazında yüzde 11 artırdık. Kombi kategorisinde öncülüğümüzü sürdürdük ve ısı pompası satışlarımızı da 1,7 kat artırdık” dedi.

Avdel, 2024 yılı hedeflerine de değinerek, DemirDöküm’ün yeni nesil teknolojilere yatırım yapmayı sürdüreceğini ve sektördeki rekabet çıtasını dijital dönüşüm alanında hayata geçirilen projelerle farklı bir alana taşıyacaklarını kaydetti. Avdel, “Sektörde öncü ürünlerimiz, hizmetlerimiz ve kampanyalarımızla her zaman kullanıcılarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu yılı değişim, yenilenme ve atılım yılı olarak belirledik. 2024’e sıkı bir hazırlık yaptık. Öncü olduğumuz alanlardaki başarılarımızı sürdürülebilir kılmak, yeni rekorlar kırmak ve yeni girdiğimiz alanlarda da hedeflediğimiz başarılara ulaşmak için cesur adımlar atmaya kararlıyız” açıklamasını yaptı.

Akra Hotels 3 yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşvereni™” unvanına layık görüldü!

0
Akra Hotels 3 yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşvereni™” unvanına layık görüldü!

Turizm sektöründe 50 yılı aşan köklü bir geçmişe sahip olan Akra Hotels, işyeri kültüründe küresel otorite olan Great Place to Work® Turkey tarafından hazırlanan Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ listesinde bu yıl üçüncü kez yer alma başarısını elde etti. Akra Hotels böylece çalışan deneyimine dayalı harika bir işyeri kültürü yarattığını bir kez daha göstermiş oldu.

Kurum kültürü ve çalışan deneyimi konusunda küresel çapta otorite olarak kabul edilen Great Place To Work®’ün gerçekleştirdiği analizler ile her yıl açıklanan ve çalışan deneyimi konusunda fark yaratan şirketlerden oluşan Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2024 listesi açıklandı. 

Araştırmaya dahil olan şirketler arasında Akra Hotels ilk adım olarak Great Place To Work® Global standartlarını karşılayarak Great Place To Work® Sertifikasını almaya hak kazandı. Bir sonraki aşamada Great Place To Work® tarafından açıklanan Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2024 listesinde Akra Hotels, Best Large 1000+ çalışan sayısı kategorisinde listeye dahil olarak Türkiye’nin En İyi İşvereni™ unvanı aldı. 

BHM Otelcilik bünyesinde yer alan Akra Hotels 2022 ve 2023 yılında Harika Bir İş yeri Sertifikası ile birlikte, Türkiye’nin En İyi İşvereni™ listesinde, Best Workplaces For Women™ listesinde, Europe’s Best Work Places™ listesinde ve Innovation by All™ listesinde yer alma başarılarını da elde etmişti.

25 Nisan Perşembe akşamı İstanbul’da The Grand Tarabya’da gerçekleştirilen törende takdim edilen ödül için BHM Grup İnsan Kıymetleri Direktörü İbrahim Hakan Yılmaz, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Akra Hotels, kurumsal gelişim yolculuğumuzun her adımında çalışanlarımızın özverisi ve takım ruhuyla şekillenmektedir. Her bir çalışanımızı, misafirlerimize sunduğumuz kaliteli hizmetin ve yüksek memnuniyetin temel taşı olarak görüyoruz. Akra Hotels olarak, çalışanlarımıza değer verdiğimizi hissettirmek ve onların memnuniyetini sağlamak temel önceliklerimiz arasındadır. İnsan odaklı yaklaşımımızla, her çalışanımızı değerli bir yetenek olarak kabul eder ve onların hem bireysel hem de profesyonel gelişimlerine yatırım yaparız. Gelişim için tasarladığımız programlarla, çalışanlarımızın geleceğin liderleri olarak yetişmelerini sağlıyoruz. Takım çalışması, etkin iletişim ve sürekli öğrenme kültürü ile iş yerimizde sürdürülebilir başarıları desteklemeye devam ediyoruz. Yerel değerlerimizden ilham alarak yenilikçi ve saygın bir şirketler grubu olarak konumumuzu güçlendiriyoruz. Adil, güvenilir ve duyarlı çalışma ortamımız, çalışanlarımızın sektöre olan bağlılığı ve kurum kültürümüze olan inancı sayesinde mümkün olmaktadır. Biz Akra Hotels olarak, çalışanlarımızın potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için onları desteklemeye, yanlarında olmaya ve başarılarımızı birlikte kutlamaya devam edeceğiz”. 

Great Place To Work® tarafından Global standartlarda gerçekleştirilen araştırma, Trust Index™ adı verilen anonim anket uygulaması, Akra Hotels çalışanlarının deneyimleri hakkında geri bildirimlerinin toplanması ve Great Place To Work® For All metodolojisine dayanan Güven, Etkin Liderlik, Değerler, Çalışan Potansiyelinin Yükseltilmesi ve Innovasyon alanlarında şirket uygulamalarının değerlendirilmesini kapsıyor. 

Great Place To Work® Sertifikasyonu ve Türkiye’nin En İyi İşvereni™ unvanı, işe alımda yeni yetenekler için cazibe alanı oluşturmasının yanı sıra, Akra Hotels’in konaklama sektöründe nitelikli iş gücünü arttırmak ve bu alanda çalışan insanların yaşam kalitesini yükseltmek için yaptığı yatırımların sektöre iyi bir örnek olma çabasının güçlü bir göstergesidir.

İnşaatta yükselen değer: Yapısal çelik

0
CONSERA

İnşaat sektörü gerek teknolojinin getirdiği yenilikler gerek sürdürülebilirlik gibi konular nedeniyle değişim geçiriyor. Özellikle çelik yapılar hem güvenilir hem sürdürülebilir ve ekonomik olmaları nedeniyle revaçta. Ancak Türkiye dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise birinci büyük çelik üreticisi olduğu halde yapısal çelik binalar eksik bilgiler ve alışkanlıklar nedeniyle henüz istenilen düzeyde yaygınlaşamadı. Oysa Türkiye, çelik hammaddesindeki üstünlüğü ve dünyanın en büyük barınma ihtiyaçlarının doğacağı coğrafyada yer alması nedeniyle bu alanda dünya lideri olabilir.

Barınma, insanın var olduğu andan beri en temel gereksinimlerinden biri. İnsanlık tarihi kadar eski olsa da geldiğimiz yüzyılda teknolojinin hızlı gelişmesi, sürdürülebilirliğin hayati bir mesele olmaya başlaması; inşaat ve yapı sektöründe önemli değişimlere neden oluyor. İnşaat sektöründe öne çıkan trendlerin başında ise, yapısal çelik binalar geliyor. Artık sadece bir eylem olmaktan çıkıp, endüstriyel bir ürüne dönüşen inşaatta, yapısal çelik yapılar, depreme karşı dayanıklı olmaları, hızlı inşa edilmeleri, sürdürülebilir olmaları gibi avantajları nedeniyle revaçta. 

7-10 kat hafif, 2-3 kat hızlı inşa imkânı

Araştırmalar gösteriyor ki, yapısal çelik yapılar, geleneksel yapılara göre, 7 ile 10 kat daha hafif ve bu oranda deprem kuvvetine daha az maruz kalıyorlar. Çelik taşıyıcılı yapılar, endüstriyel ortamda yüzde 100 denetimle üretildiklerinden insan hatalarına karşı çok daha fazla güvenilirler. Fabrikalarda, iklim koşullarından bağımsız üretildiklerinden 2-3 kat daha hızlı inşa edilebiliyorlar. Böylece yapının tamamlanma süresi geleneksel yapılara göre en az yüzde 50 daha az zaman alıyor. Enerji tasarruflu yapılar inşa etmek çok daha mümkün ve ekonomik. Ayrıca çelik ve geleneksel yapıların maliyetleri kâğıt üstünde aynı olsa da yapısal çelik yapılar, zaman ve kazanılan alanlardan dolayı her zaman daha ekonomik oluyor. Özellikle tekrarlı projelerde bu ekonomiklik çok daha artıyor.

Yapısal çelik binalar, hızlı inşa edilebilmeleri nedeniyle kentsel dönüşüm için de önemli bir alternatif. Sadece konutlarda değil hastane, yurt gibi acil ihtiyaç projelerinin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçmesini sağlıyorlar.

En büyük engel, eksik bilgi ve alışkanlıklar…

Bütün bu avantajlarına rağmen ne yazık ki çelik yapılar Türkiye’de olması gereken düzeyde değil. Oysa Dünya Çelik Birliği (WSA) verilerine göre, Türkiye 2020 yılında dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise birinci büyük çelik üreticisi. Endüstriyel yapılarda çelik kullanımının 20 yılda yüzde 1’den 5’lere geldiği görülüyor. Ancak ne yazık ki konutlar için yeterli bir artış yaşanmadı. Çelik yapıların toplam binalara göre oranı konutlarda yaklaşık yüzde 0,5 artış ile yüzde 1,5’a ulaştı. 

Gerek eksik bilgi gerek alışkanlık gerekse geleneksel yapıları inşa etmek için fazla yeterliliğin aranmaması nedeniyle yapısal çelik binalar, olması gereken potansiyeli yakalayabilmiş değil. “Çelik yapılar pahalıdır”, “Çelik yapıları inşa edecek yeterli insan kaynağımız ve tesisimiz yok” gibi bilimden ve gerçeklerden uzak birçok önyargı hâlâ varlığını sürdürüyor. Oysa hem kaynaklarının genişliği hem de yakın gelecekte dünyanın en büyük barınma ihtiyaçlarının doğacağı coğrafyada konumlanması nedeniyle Türkiye’nin yapısal çelik yapı üretiminde dünya liderleri arasına girmesi mümkün. Bunun için mevcut algının değişmesi gerekiyor. 

2,5 milyon metrekarelik çelik yapı deneyimi

Türkiye’nin ilk hafif çelik fabrikası Akkon Çelik’i bünyesinde barındıran Consera, yarım asırlık ve 2,5 milyon metrekarelik inşaat deneyimiyle çelik yapıları tüm ülkeye yaymayı hedefliyor. Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, 2000’li yıllarda “Tenekeden inşaat mı olur?” diyenlere kulak asmadan, sektöre hafif çelik yapı sistemini kazandırdıklarını belirtiyor. Türkiye’de ilk hafif çelik lisansüstü programlarının üniversitelerde açılmasına, kamuda ilk projelerin yapılmasına öncülük ettiklerinin altını çizen Şimşek, hafif çelik ve yapısal çelik yapıların gerek hızlı inşası gerek güvenilirliğiyle günümüzün önemli sorunlarından barınmayla ilgili en iyi çözüm üreten sistemler olduğunu vurguluyor. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

“Consera, çelik yapılar odağında bir yapıya ait mühendislik projesinden son kullanıcı deneyimine kadar tüm süreçleri multidisipliner anlayışla icra edebilen ender şirketlerden. Özellikle anahtar teslim yapı projelerindeki deneyimlerimiz, binlerce kullanıcıdan alınan geri bildirimler, çelik yapılara ait ideal üretim ve yapım yöntemlerini bize öğretti. Son zamanlarda çelik yapılara yönelik ilginin artmasından memnunuz. Consera’nın son üç yıldır yüzde 30 büyümesi de bunun kanıtı. Ancak Türkiye gerek hammaddesi gerek iş gücü potansiyeliyle yapısal çelik yapı ihracatında dünya devleri arasına girebilir. Bizler de inşaatı sadece kâr aracı değil, bir vatandaşlık görevi olarak gördüğümüz için hem ülkemizde güvenli çelik yapıların yaygınlaşması hem de ekonomimize yüksek katma değerin katılabilmesi için bu alandaki savunuculuğumuzu yılmadan sürdüreceğiz.” 

Örnek projeye başlandı

Hollanda’dan Dominik’e kadar 32 ülkeye çelik yapılar ihraç eden Consera, piyasada güvenli konut anlayışına örnek teşkil edecek yapılarıyla da dikkat çekiyor. Ankara’da 2013’te hayata geçirilen, 63 bin metrekarelik inşaat alanına sahip, 208 evin yer aldığı Anka Natura ve 2014’te İzmir’de inşa edilen, “Türkiye’nin en iyi az katlı projesi” ödülü alan, 555 konutluk 35. Sokak bunlardan birkaçı. Ayrıca İstanbul Zekeriyaköy’de başlanan “Kuzeybükü” projesi de örnek projeler arasında yer almaya hazırlanıyor. Yaklaşık 9500 metrekare arsa alanı, 12 bin metrekareden fazla inşaat alanı olan, 7 blok 42 müstakil evden oluşan ve Teğet Mimarlık tarafından tasarlanan proje, deprem açısından en güvenli bölgelerden birinde olmasının yanı sıra önemli lokasyonlara yakınlığıyla da ilgi çekiyor. Kuzeybükü, çelik yapıların güvenilirliği ile tasarımın şıklığını bir araya getiriyor. Yeşil alanın büyük bölümünü oluşturduğu proje, şehir koşturmacasında nefes aldıracak. 

OSB’lerde yıllık kira artışları ortalama yüzde 102 seviyesinde gerçekleşti

0

Türkiye ekonomisinde ve illerin kalkınmasında önemli bir yeri bulunan organize sanayi bölgeleri (OSB) hakkında önemli bir araştırmaya daha imza atan TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., OSB’lerde yıllık kira artışlarının ortalama yüzde 102 seviyesinde gerçekleştiğini ortaya koydu. Kira artışında öne çıkan şehirler arasında Malatya, Konya, Antalya, Eskişehir ve Sakarya yer alırken, kira artışlarının yıllık enflasyon oranının üzerinde artış göstermesi dikkat çekiyor. Araştırma kapsamında; OSB’lerdeki arsa değer artışları, doluluk oranları ve yatırımların geri dönüş süreleri gibi konularda önemli veriler öne çıkıyor.

TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. organize sanayi bölgeleri özelindeki kapsamlı araştırmalarına devam ediyor. Türkiye ekonomisi ve kent gelişiminde yönlendirici bir etkisi bulunan ve pek çok firmaya ev sahipliği yapan organize sanayi bölgelerini mercek altına alan şirket, yıllık kira değer artışı, değer değişimiyle birlikte yapılaşma hakları ve doluluk oranlarına dikkat çekiyor.

Son yıllarda sanayi yapılarına yönelik artan taleplerin hem arsa satış değerleri hem de fabrika kira değerlerinde yukarı yönlü bir değişimi beraberinde getirdiğini ifade eden TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdürü Makbule Yönel Maya “OSB’lerde yıllık ortalama kira artışları yüzde 102 seviyesinde gerçekleşti. Artışlarda başı çeken iller arasında; Malatya, Konya, Antalya, Eskişehir ve Sakarya yer alıyor. Kira artışlarının yıllık enflasyon oranının üzerinde gerçekleştiğini gözlemliyoruz” dedi.

Fabrika kiralarındaki artışta arsa tahsislerinin tamamlanmasıyla birlikte sınırlı fabrika arzı ve talep artışı ile enflasyon oranlarındaki artışın önemli bir rol oynadığına işaret eden Maya, “Büyükşehirlerin genelinde kira artışlarının önceki yıl görülen yüksek artışlardan sonra artış oranlarının hız kestiği görünüyor. Antalya’da ise bölgenin artan nüfusu ve sanayisinin gelişme hızı kira artış oranlarında da ortaya çıkıyor. Marmara Bölgesi’nde artış seviyelerinin Kocaeli ve Sakarya illerinde yüksek olduğunu belirtebiliriz. Özellikle Sakarya’da diğer illere kıyasla baz kira bedellerinin düşük olması talebi artırmakla birlikte, bu durum artış oranlarına yansıdı. Kira artışlarının dağılımından ayrıca sanayicilerin Anadolu’ya yöneldiği de gözlemleniyor. İç Anadolu Bölgesi’nde özellikle deprem sonrasında Konya ve Eskişehir de oluşan talep artışına istinaden kira artış oranı yüzde 130’un üzerinde gerçekleşti. Malatya özelinde de deprem sonrasında bölgede bir artış kaydedildi” diye konuştu.

Endüstriyel yapılardaki yatırımların geri dönüş süreleri kısaldı

OSB’lerdeki kira bedelleri üzerinden yatırımların geri dönüş sürelerini hesapladıklarını ve ortalama amorti süresinin 17,5 yıl olduğunu belirten Maya, “Türkiye genelinde endüstriyel yapıların geri dönüş süreleri 2023 yılındaki ortalama değeri olan 17,9 yıldan, 2024 yılında 17,5 yıla geriledi. Geri dönüş sürelerinin, gayrimenkulün pazar değerinin yatırımın bir yıllık kira değerine bölünmesiyle elde edildiğini söyleyebiliriz. İnşaat maliyetinde yaşanan artışlar ve endüstriyel yapılara artan talep geri dönüş sürelerinde artışa yol açmışken bu yıl geri dönüş sürelerinde kısalmalar dikkat çekiyor. Sanayi bölgelerinde yatırım geri dönüş süresinde kısalmanın en fazla olduğu iller Eskişehir ve Sakarya oldu. Bu illerde kira bedellerinde de artış oranlarının yüksek olduğu görüldü. İstanbul, Samsun, Adana ve Ankara illerinde ise bir önceki yıla göre sınırlı bir artış gerçekleşmişti” dedi.

OSB’lerdeki arsa değer artışları yıllık ortalama yüzde 92 olarak kaydedildi

OSB’lerde yıllık ortalama arsa değer artışının yüzde 92 olduğunu ifade eden Maya, “Yıllık arsa değer artışlarında Eskişehir, İzmir, Antalya, Manisa ve Ankara ön plana çıkarken Kocaeli ve Sakarya dışındaki tüm bölgelerde enflasyonun üzerinde bir artış gerçekleştiği görünüyor. Arsa değerlerini, doluluk oranının yüksek olması, sınırlı arsa arzı ve talep artışı olumlu etkiliyor. Arsa değer artışlarında İzmir, Manisa, Antalya, Ankara ve Eskişehir gibi illerde talep artışı en önemli itici güç olurken Eskişehir’de baz değerlerin düşük olmasının da güçlü artış oranlarında etkisi bulunuyor. Piyasası daha oturmuş ve yüksek satış birim değerlerine sahip olan İstanbul ile yakın çevresinde ise ortalamanın kısmen altında artış oranları gözlemleniyor. Malatya’da ise deprem felaketlerinin ardından piyasada yaşanan belirsizlik ve arz-talep mekanizmasında bozulma fiyatlama davranışlarını değiştirdi” dedi.

Konya OSB’de doluluk oranı bir sene içinde yüzde 100’e ulaştı

Doluluk oranlarının yüksek olduğu organize sanayi bölgelerinde talebin önemli bir göstergesi bulunduğunu ifade eden Maya, “Düşük doluluk oranları ise doğrudan talep olmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilmiyor. Yeni gelişme sahaları açılan veya yeni kurulan organize sanayi bölgelerinde doluluk oranlarının düşük olması söz konusu olabilir. Çalışmaya konu OSB’lerin 7’sinin haricinde tamamında doluluk oranı yüzde 90’ın üzerinde. Geçen yıl 8 OSB bu oranın altında kalırken, Konya OSB’de doluluk bir sene içinde yüzde 100’e ulaştı. Marmara Bölgesi’nde yüzde 137 ile en yüksek kira artışının yaşandığı Sakarya’da doluluk oranı 2 OSB için ortalama yüzde 90 seviyesinde. Bu oranlar bölgeye olan talebi işaret ediyor. Diğer yandan, İzmir örneğinde, bir önceki yıl olduğu gibi, doluluk oranlarının düşük olmasına karşın gözlemlenen güçlü kira artışı bölgeye talebin artış gösterdiğinin en belirgin göstergelerinden biri. Tekirdağ’da son yıllarda OSB sayısı hızla artarak 14’e ulaşsa da doluluk oranlarının diğer bölgelere kıyasla kısmen düşük olduğu görünüyor.  Bölgedeki diğer illerdeki yüksek doluluk oranları ile birlikte daha düşük kira bedellerine sahip olması bölgeyi olumlu etkileyebilecek olmakla birlikte kapasitenin doğru bir şekilde yönetimi de önem kazanıyor” dedi.

Mimsan Enerji, ICCI 2024 Fuarı’na hazırlanıyor

0

Mimsan Enerji, Türkiye’nin ve çevre bölgenin en büyük enerji fuarı olan ICCI 2024’te biyokütle enerji santrallerini ve atık ısı geri kazanım sistemlerinde gelinen son noktayı ziyaretçileriyle paylaşacak.

Mimsan Enerji, 24-26 Nisan tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ICCI 2024 Fuarı’na hazırlanıyor. Şirket, Türkiye’nin ve çevre bölgenin en büyük enerji fuarında; anahtar teslim kurulumunu gerçekleştirdiği paket tipi biyokütle buhar santrallerini, atıktan enerji santrallerini ve atık ısı geri kazanım sistemleri alanında hayata geçirdiği projeleri tanıtacak.

ICCI 2024’te müşterileri ve ziyaretçileriylebuluşacak olmanın heyecanı içinde olduklarını belirten Mimsan Grup Pazarlama ve Satış Direktörü Hacer İlhan, sözlerine şöyle devam etti:

Enerji sektörüne ilkleri taşıyan bir şirket olarak, Türkiye’nin enerji sektöründeki en büyük buluşmasında yer alacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Fuar süresince özellikle yeşil mutabakat kapsamında; tekstil, gıda, kağıt ambalaj ve çimento sektörlerindeki firmalara karbon sıfır çözümlerimizi sunmak istiyoruz.” dedi.

Mimsan Enerji,ICCI Fuarı’nda ziyaretçilerini salon 1’de bulunan E-01 numaralı standında ağırlayacak.

Alımlar ertelenecek, konut arzı artacak

0
İstanbul'da en çok değerlenen lokasyon

Türkiye’deki konut satışları geçtiğimi 8 yılın en düşük seviyesine inerken konut fiyatlarındaki daralma yıllık enflasyonun altında kaldı. Peki; önümüzdeki süreçte piyasasındaki beklentiler ne yönde olacak?

Hükümetin uyguladığı sıkı para politikasının sonuçları gayrimenkul sektörünü etkilemeye başladı. Önümüzdeki süreçte satılık ve kiralık konut fiyatlarında ciddi düşüşler beklendiğini açıklayan Ankara merkezli Gayrimenkul PR şirketi konut sektöründeki beklentileri analiz etti

Orantısız artan fiyatlar, geri çekiliyor

Türkiye’de konut fiyatlarının fahiş oranlarda artmasına neden olan faktörlerin başında hükümetin tüketicilere 1 yıl ödemesiz 0,64 faiz oranında süper avantajlı konut kredisi sunması olduğunu belirten Gayrimenkul PR; ‘özellikle ilanlar aracılığı ile fiyatların köpürtülmesi ve inşaat malzemesi üreticilerinin spekülatif olarak ürünlerine zam yapması gayrimenkulün tüm kategorilerinde fiyatları orantısız şekilde artırmıştı’ denildi

Konut balonu patladı ancak satıcılar bu gerçeği kabul etmiyor

Haziran 2023 tarihinden bu yana uygulanan sıkı para politikasının konut satışlarının geçtiğimiz 10 yılın en düşük seviyelerine çektiğini belirten Gayrimenkul PR, ‘verilere göre konut balonu Eylül 2023 tarihinde patladı ancak inşaat firmaları maliyetleri gerekçe göstererek fiyatlarını düşürmediği gibi artırırken, ikinci el konutlarda seri ilan sitelerinde yanlış fiyatlı ilanlar mülk sahiplerin de fiyatlarını suni olarak yüksek tutmasına zemin oluşturdu’ açıklamasını yaptı

Konut yatırım enstrümanı olmaktan çıktı

Konut fiyatları geçtiğimiz 4 yılın ardından ilk kez, enflasyon altında kaldığını belirten Gayrimenkul PR şunları kaydetti;

‘Türkiye ortalamasına baktığımız zaman yıllık enflasyon %67.7 olarak açıklanırken, konut fiyatları aynı oranda artmadığı gibi ilandaki fiyatların çok daha aşağısına konutların satıldığına şahit olduk

Hükümetin günlük kiralık konutlara uyguladığı sıkı denetim ve ağır vergi yükü bu türden evlerin aylık kiralanmasına veya satışa sunulmasına neden oldu. Ankara’da bu türden 8 bine yakın konutun piyasaya çıktığı öngörüyoruz.

Yatırım amaçlı konut alınmadığı gibi kiraya verilen konutların da her fiyattan satışa sunulduğu yeni bir döneme giriyoruz. Mevduat getiri oranının yüzde 50’ye ulaşması da konut alımlarını ertelediği gibi satılık konut arzını da artıracaktır.

Konut fiyatlarının mevsimsel etkenleri de göz önünde alındığında önümüzdeki süreçte piyasada daralma ve doğal olarak fiyatlarda ortalama yüzde 30 düşüşler bekleniyor. Gerçek alıcı ve satıcının olacağı piyasada fiyatlar orta vadede güvenilir seviyelere oturacak

Konut piyasasındaki durgunluğun sıkı para politikası uygulandığı ve mevduat getiri oranının yüksek olduğu sürece devam edeceğini öngörüyoruz. Satıcılara ve alıcılara önerimiz gayrimenkul almadan veya satmadan önce konusunun uzmanlarında bilgi almalarında uzun vadede sonsuz faydalar görmekteyiz